» SÜLEYMANSAH'IN ANTAKYA'YI FETHI

Yayınlanma Zamanı: 2016-12-19 10:19:00



SÜLEYMANSAH'IN ANTAKYA'YI FETHI ile ilgili görsel sonucu

Çok eski bir tarihe sahip olan Antakya  kiyisinda ve Habibü'n-Neccār dagi eteklerinde yer alan tarihī bir sehir olup M.Ö. 300 tarihlerinde I. Seleukus tarafindan kurulmus ve zamanla Suriye'nin merkezi olmustur. Roma imparatorlugu döneminde Roma ve Iskenderiye'den sonra imparatorlugun üēüncü büyük sehri haline gelmisti. M. III. yüzyilda Iran Sasanī Kisrasi I. Sāpur Roma imparatorlugunun bu önemli sehrini zaptederek halkini Hūzistan ve Cündisapur'a sürgün etti. VI. yüzyilda Antakya yine Sasanī saldirilarinin odak noktasini teskil etti ve Hüsrev I. Enusirvan 535 yilinda burayi tekrar zapt ve tahrip etti. Bizans imparatoru Justinianos VI. yüzyilda sehri yeniden insa ettirdi. Antakya 638 yilinda Islām ordulari tarafindan fethedildi ve üē asri askin bir süre müslümanlarin elinde kaldi. 969'da imparator Nikephoros Phokas zamaninda Bizans'in hakimiyetine girdi ve yaklasik bir asir boyunca Bizans'in Islām ordulari karsisindaki en önemli kalesi oldu. 1080 yilindan beri Arap Ukaylī emīri Serefüddevle Müslim b. Kureys'e haraē ödüyordu.

Antakya'ya gözünü diken sadece Süleymansah degildi. Mirdasogullarinin elinden Haleb'i almis olan Serefü'd-Devle Müslim b. Kureys ve Suriye Selēuklu devletinin kurucusu Tutus ta ayni sehrin fethini hedef edinmislerdi. Burada Süleymansah'in Büyük Selēuklu hükümdari Meliksah ile olan münasebeti dikkat ēekmektedir. Ayni devlete tabi olduklari iddia edilen üē ayri bölge hükümdarinin birbiri aleyhine olarak ayni sehri ele geēirmeye ēalismalari oldukēa garip bir keyfiyettir. Bunun ayni amaca yönelik ortak bir hareket olmadigi neticeleriyle bellidir. Kaldi ki Süleymansah'in Tarsus'u aldiktan sonra Trablussam'in siī sempatizani hükümdari Kadi Ibn Ammār'a müracaat ederek ondan yeni feth etmis oldugu Tarsus iēin kadi ve hatip istedigi rivayeti de mevcuttur. Rivayetin önemi gayet aēiktir. Bu rivayet dogru kabul edilecek olursa Süleymansah'in Büyük Selēuklularin geleneksel siyasetine yüz ēevirdigi anlasilacaktir. Süleymansah bundan sonra Antakya'yi fethetmek iēin seferber oldu. Ancak bu fetih oldukēa büyük hazirliklari gerektirmekteydi. Ēünkü Antakya'nin fethinde hesaba katilmasi gereken kuvvet sadece Philaretos'un gücü kuvveti degildi. Bu sehri aldiktan sonra ona göz dikmis olan Serefü'd-Devle Müslim b. Kureys ve Suriye meliki Tutus ile mücadele etmek gerekecegi gayet aēik bir husustu. Bu sebeple Süleymansah'in Kilikya'yi hakimiyeti altina aldiktan sonra baskent Iznik'e dönerek kendisi güneyde mesgul iken devletin diger bölgelerini emniyet altina almak istedigi anlasiliyor. Nitekim en degerli kumandanlarindan Ebu'l-Kasim'i Iznik'te kendisine vekālet etmek üzere birakirken bir taraftan da Anadolu'nun Selēuklulara tabi olan bölgelerine ayri ayri valiler göndermistir. Anna Komnena'nin vermis oldugu bu bilgi yer ve sahis adlari ihtiva etmedigi iēin maalesef pek yetersiz kalmaktadir.

1084 yili iēinde Philaretos'un Urfa'da kumandan olarak birakmis oldugu oglu Barsam ile arasi aēilmisti. Babasi tarafindan tevkif ve Antakya kalesine hapsedilen Barsam rivayete göre Antakya sehrinin sahnesi olan Ismail ile anlasarak babasi aleyhine onunla birlesmis ve Philaretos'un bir dügün münasebeti ile Urfa veya Akkā'da bulunmasindan istifade ederek hapisten kaēmis ve Iznik'e gitmisti. Burada Süleymansah ile Antakya'nin teslimi hususunda anlasmaya varmislardi. Bunun üzerine Süleymansah ordusu ile Antakya'ya dogru hareket etmisti.

Süleymansah'in hareketinin haber alinmamasini saglamak gayesi ile geceleri yürüyüs yaptigi ve gündüzleri vadilerde gizlendigi söylenmektedir. Anna Komnena'ya göre Süleymansah, 12 gece yürüdükten sonra Iznik'ten Antakya'ya varmistir. Bunun mevcut uzaklik gözönünde bulunduruldugu takdirde mümkün olamayacagi gayet aēiktir. Buna karsilik Aksarāyī Süleyman Sah'in 5 günlük yürüyüsten sonra Antakya'ya ulastigini söyler. Eger Süleymansah Antakya üzerine yürüyüse Tarsus'tan veya Adana'dan baslamis ise bu son zikredilen yürüyüs müddeti daha makul görünmektedir. Ayrica kaynaklarin büyük bir kisminin seferin bir bölümünün deniz yoluyla yapildigini bildirmis olmasi sebebiyle son rivayetin daha mantikī oldugu kabul edilebilir. Sehre müslüman sahne Ismail'in yardimi ile Faris kapisindan gizlice giren kuvvetler büyük bir mukavemetle karsilasmamislar, direnmeye ēalisan Philaretos da Mencikoglu (Mincak-oglu) adli Türkmen beyinin yardima gelmesiyle kisa sürede bertaraf edilmis ve bundan dolayi da yerli halka kötü muamelede bulunulmamistir. Sabahleyin Türk askerlerini sehirde gören yerli ahali önce bunlari Philaretos'un askerleri zannetmislerse de ēok geēmeden durumu ögrenmislerdir. Bunun üzerine halkin bir kismi iē kaleye bir kismi da Habibü'n-Neccar (Silpius) dagina siginmis bazilari da sehri terkedip kaēmislardir. 300 kisilik bir süvari kuvvetiyle sehri zapteden Süleymansah halka eman vermis ve esirleri serbest birakmistir. Halkin evlerine girilmesini ve kizlariyla evlenilmesini de yasaklamistir (10 Saban 477/12 Aralik 1084).

Sehrin iē kalesine gelince bunun bir ay daha mukavemet ettikten sonra 12 Ocak 1085'te Süleymansah'a teslim oldugu anlasilmaktadir. Süleymansah tarafindan Antakya'nin fethi Philaretos'u ēok güē durumda birakti. Süleymansah Antakya'ya girince derhal sehri imar etmek iēin seferber oldu. Büyük Mar Cassianus kilisesini camiye ēevirdi ve 15 Saban 477 (17 Aralik 1084) günü ilk Cuma namazi kilindi. 100 müezzinin ezan ve tekbir sesleri arasinda bu fetih kutlandi. Bizanslilarin ve Philaretos'un zulümlerinden sikayetēi olan Ermeni ve Süryaniler ēok mennun oldular. Mar Cassianus Kilisesi'nin camiye ēevrilmesi üzerine Süleymansah'tan izin alarak kendileri iēin Meryem Ana ve Aziz Cercis adli iki kilise yaptirdilar.

Süleymansah sahne Ismail ile iē kaleyi teslim eden kumandani görevinde birakmis, hristiyanlarca kutsal sayilan bu sehrin fethini özel bir elēiyle sultan Meliksah'a bildirmis, meshur sair Ebīverdī de bu fetih sebebiyle bir kaside yazmistir.

Getirdigi az sayidaki kuvvetleri fetihten sonra yetisen diger birliklerle takviye eden Süleymansah Ayintāb, Hārim, Dülūk, Tellbāsir, Raban, Iskenderun ve Süveydiye (Samandagi)'yi de fethetti. Yukari Ceyhan bölgesi yani Elbistan ve Maras da yine Türk kumandanlarindan Buldaci tarafindan fetholundu. Bunun üzerine Philaretos Büyük Selēuklu hükümdari Meliksah'in huzuruna ēikarak müslümanligi kabul etmis ve kendisine tevcih olunan Maras'a giderek 1090 yilinda burada ölmüs ve tarih sahnesinden ēekilmistir.

Süleymansah'in Antakya'yi aldiktan sonra Meliksah'a müracaat ederek burayi onun namina feth etmis oldugunu sultanin buraya görevlendirecegi zatin gelmesine kadar elinde tutacagini ve hutbeyi onun namina okuttugunu bildirdigi rivayet olunur. Iki Selēuklu hükümdari arasinda simdiye kadar tesbit edebildigimiz münasebetlere bakarak bu rivayetin biraz mübalagali oldugu söylenebilir. Süleymansah'in böyle bir müracaati gerēekten var ise bu ancak hristiyan hakimiyeti altindaki bir sehrin fethi münasebeti ile adet oldugu sekilde müslüman hükümdarlara gönderilen bir zafernāme (fetihnāme-besaretnāme) olmalidir. Ayrica Büyük Selēuklu hükümdarina karsi saygi cümleleri ihtiva ettigi de söylenebilir. Zira Süleymansah bu sehri almakla hem Halep hakimi Serefü'd-Devle Müslim hem de Suriye hükümdari Tutus ile mücadele etmek zorunda kalacagini herhalde biliyordu. Nitekim mücadelenin ilk safhasi Serefü'd-Devle Müslim ile oldu. Bu Halep emīri daha önce Antakya'yi ele geēirmek iēin seferber olmus bu sehrin üzerine yürümüs fakat ordusunun hareketi Philaretos'a haber verildigi iēin sehrin muazzam surlarina karsi hiēbir sey yapamayacagini görerek geri ēekilmisti. Bundan sonra Philaretos ile anlasmayi tercih eden Serefü'd-Devle ondan yillik muayyen miktarda bir haraē, daha dogrusu cizye almaktaydi. Bu gelir kaynagini kaybetmek istemeyen Serefü'd-Devle Süleymansah'a haber göndererek daha önce Philaretos'un ödedigi 30.000 altin cizyeyi kendisine göndermesini istedi. Serefü'd-Devle Haleb naibi Ibn Hülyūm ile gönderdigi bir mektupta "eger sultana itaat ediyorsan bu cizyeyi derhal bana gönder, aksi halde sultana isyan etmis olursun" diyordu. Süleymansah cevabinda "Sultana itaat edip, adina hutbe okutmak ve para bastirmak benim ilk siarimdir. Ben Antakya'nin ve diger küffār sehirlerinin fethini derhal sultana bildirdim ve bu fetihlerin ancak onun sayesinde gerēeklesmis oldugunu haber verdim" dedi. Ancak elēi "biz alacagimiz vergiden baska bir sey bilmeyiz" diyerek oradan ayrildi. Bu olacak bir sey degildi. Islām hakimiyeti altindaki bir sehirden baska bir hükümdar cizye alamazdi. Sehrin hristiyanlari cizyelerini gayet tabii olarak yeni efendilerine ödeyeceklerdi. Süleymansah, Arap emirinin istegini reddedince iki taraf arasinda savas kaēinilmaz oldu. Süleymansah ile tek basina mücadele edemeyecegini anlayan Müslim bir müttefik aramaya koyuldu ve kendisini Āmid muhasarasindan kurtaran eski dostu Artuk Bey'den yardim istedi. Bu sirada Meliksah'in yanindan ayrilip Suriye Selēuklu meliki Tutus'un hizmetine girmis olan Artuk Bey kendisinin Anadolu'dan geri ēagrilmasina sebep oldugu iēin Süleymansah'a kirgindi. Bundan dolayi Serefü'd-Devle Müslim'in teklifini kabul ederek onunla anlasti. Yapilan anlasmaya göre:

1. Serefü'd-Devle Müslim de Artuk Bey gibi Sultan Meliksah'a tābi olmaktan vazgeēecekti.

2. Tutus'u büyük sultan olarak taniyacakti.

3. Abbasi halifeligi yerine Fatimī halifeligi adina hutbe okutacakti.

Misir Fatimī halifeligine baglilik arzeden ve Büyük Selēuklu Imparatorlugu'na karsi cephe alan müttefikler Fatimīler'in askerī gücünden yararlanmak iēin seferber oldular. Serefü'd-Devle Müsliim amcasi Mukbil'i Misir'a gönderip Irak, el-Cezire, Suriye ve Filistin'in zaptedilmesi ve Tutus'un riyasetinde gerēeklestirilecek sii bir devletin kurulabilmesi iēin yardim istedi. Halife el-Mustansir ile vezir Bedrülcemali bu teklifi olumlu karsiladilar. Ancak ēesitli sebepler yüzünden bu ittifak gerēeklesmedi.

Daha sonra iki rakip hükümdar Serefü'd-Devle ile Süleymansah'in savasēilari karsilikli olarak birbirlerinin arazisini talān etmeye basladilar. Nihayet 20 Haziran 1085'te iki taraf Haleb ile Antakya arasindaki Kurzāhil mevkiinde karsilasti. Harput (Elazig) yakinlarinda bir beylik kurmus olan Ēubuk Bey, Serefü'd-Devle'nin ordusunda bulunuyordu.

Ēubuk Bey Philaretos'un devleti parēalandigi sirada Harput kalesini ele geēirmis sonradan bugünkü Tunceli yöresini de topraklarina katarak oldukēa kuvvetlenmisti. Emrindeki kuvvetlerle Serefü'd-Devle'ye yardima gelen Ēubuk Bey savas baslayinca ēok sayida Türkmenle birlikte Süleymansah'in tarafina geēti. Serefü'd-Devle'ye kirgin olan Benī Kilāb ile Benī Numeyr de geri ēekilmisti. Bu sebeple Serefü'd-Devle bozguna ugratildi ve 400 askeriyle birlikte öldürüldü. Süleymansah buradan Haleb üzerine yürüyerek sehri kusatti (Rebīülevvel 478/Haziran-Temmuz 1085) ve Serefü'd-Devle'yi bu sehrin kapisi önüne gömdürdü.

Kaynak: Osmanli tarihi

 


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalışmaları devam etmektedir.
Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz !