» Atların Anatomik Yapısı Hakkında Bilgi



Atların Anatomik Yapısı nasıldır, Atların Anatomik Yapısı hakkında kısa bilgi. Atın iskeleti 140 tek, 57 de çift kemikten meydana gelmiştir. Bacak kemiklerinin eklem yerleri kendine mahsus bir özellik taşır. Çoklukla atlar, geceleri, bacak eklemlerini kilitleyerek, ayakta uyurlar. Ancak genç olanlar yatarlar. Atın uykusu çok hafiftir. On dakika uyur, on dakika uyanık kalır. Atın köprücük kemiği yoktur. Atın ayaklarında sadece üçüncü parmağı vardır. Öteki parmaklar, atın tarih boyunca geçirdiği değişikliklerde dumura uğramış, buna karşılık üçüncü parmak kalınlaşmış, kuvvetlenmiş ve koşmaya yarayacak bir biçim almıştır. Bu parmağın ucunda, toynak adı verilen, parmağı çepeçevre saran tırnak bulunur. Bu tırnağa aşınmaması için, nal çakılır. Dumura uğrayan parmaklardan birinin tırnağının izine bacağın iç tarafında rastlanır. Adına kestanecik denen esmer renkli kabuk bu kaybolan parmaklardan birinin tırnağının izidir. Atın vücut yapımında  128 kas vardır. Homo sapiens sapiens (İnsan) ile Equus’un (At) yaşam çizgileri sapiens’in evrimleşmeye başladığı zamandan itibaren kesişmiştir. Ancak at insandan çok daha önce evrimin basamaklarını çıkmış, dünyanın hemen hemen tüm kıtalarına yayılmıştır. Milyonlarca yıl sonra artık atla insan birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Ancak bu buluşmadan at zararlı çıkacak, her zaman olduğu gibi Homo sapiens onu da yok edecek, kendine köle olacak birçok ırklar yetiştirecektir. Bugün gördüğümüz atlar insanın eseridir. Doğada yaşayan tek bir at türü dahi yoktur. İşte atların 55 milyon yıllık evrim tarihi. Homo sapiens sapiens ile Equus’un yaşam çizgileri sapiens’in evrimleşmeye başladığı zamandan itibaren kesişecektir. Ancak at...

Devamını Oku

» Lizozom Nedir? Özellikleri ve Görevleri Nelerdir?



Asidik bir yapıda olan ve ökaryot canlı hücrelerinde bulunan, etrafı zarla çevrili organellere lizozom adı verilir. Yapısının küçük ve yuvarlak olması çaplarının da aynı doğrultuda değişken boyutlarda olmasına neden olmaktadır. Sindirimi kolaylaştıran enzimleri içerir. Hücre içerisinde, golgi aygıtına çok yakın bir konumda bulunan lizozom, lipoprotein yapıda belirgin bir zarla çevrilidir. Lizozomun üzerinde bazı sindirim enzimleri yer alır. Birazdan o enzimlerin isimlerine yer vereceğiz. Eğer herhangi bir sebepten dolayı, lizozomun zarı yırtılırsa, içinde bulunan bu enzimler dağılır. Sitoplazmaya dağılan bu enzimler ise hücreyi sindirmeye başlar. Hücrenin bu şekilde, kendi enzimleriyle tahrip olup, kendini sindirmesi olayına otoliz adı verilir. Lizozomun dokuyu sindirmesi olayına ise, histoliz adı verilmektedir. Lizozom Nedir? Hücrenin organellerinden biri olan lizozom, zarla çevrili, yuvarlak, küçük yapılardır. Sitoplazmada yer alan ve asidik yapıda olan lizozom ökaryotik hücrelerde bulunur. İlk olarak fareler üzerinde yapılan araştırmalarda, farenin karaciğerinde gözlenmiştir. Christian de Duve isimli bilim adamı tarafından yapılan araştırmalar sonucunda lizozom adı verilen yapılar keşfedilmiştir. Christian de Duve’e göre, lizozomların yapısı tek kat zarla çevrelenmiştir. Ayrıca lizozomu, materyal bakımından zengin ve homojen olmayan yapılar olarak tanımlamıştır. Christian de Duve çalışmaları esnasında lizozomlarda; asit fosfataz, asit lipaz, asit ribonükleaz, asit deoksiribonükleaz, beta glukuronidaz , hyaluronidaz, lizozim , asit sülfataz ve kollajenaz gibi yaklaşık 12 adet hidrolitik enzime rastlamıştır. Bu sindirim enzimleri (digestive enzymes) ribozomlarda ...

Devamını Oku

» Halil İnalcık Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?



Halil İnalcık, 100 yaşına yalnızca 40 gün kala hayata gözlerini yuman, arkasında sayısız eser ve öğrenci bırakan, Türk halkı için son nefesine kadar özverili bir şekilde hizmet sunan ünlü tarih profesörü ve bilim adamıdır. 20. yüzyılın başlarında Türkiye’de doğmuş olmasına rağmen hayatının 20 yılını Amerika’da geçiren İnalcık, sayısız üniversiteden fahri doktora unvanına sahiptir. Öğrencileri arasında, günümüzün en zeki ve bilgili insanları arasında gösterilen İlber Ortaylı, Ali Yaycıoğlu gibi ünlü isimler de bulunmaktadır. Özellikle Osmanlı tarihi hakkında yaptığı çalışmalar ile ön plana çıkan İnancık, Türk tarihinin yurt dışındaki en bilinen öğretmenlerinden bir tanesidir. Pek çok dile çevrilmiş olan 1974 yılında kaleme aldığı Osmanlı İmparatorluğu’nun 300 yıllık bir dönemini anlattığı kitabı; “The Ottoman Empire Classical Age 1300-1600”, İngiltere’de ve İngilizce olarak yazılmış olmasına rağmen neredeyse dünyanın her yerindeki üniversitelerde ders kitabı olarak kullanılmaktadır. Halil İnalcık dünyaca ünlü profesör ve bilim adamı kimliğinin yanı sıra son derece pozitif ve hayat dolu bir insandır. Zaten 100 yıllık uzun ömrünü de bu enerjisine borçludur. Ölümünün ardından hakkında anlatılan hikayelere göre 93 yaşındayken dahi, ders vermek için gittiği okuluna yürüyerek giden, araba ile onu almak isteyenleri reddeden bir insandır. Klasik müziğe olan tutkusu ve sadece tarihe değil aynı zamanda sanata olan düşkünlüğü de bilinmektedir. Özellikle kendi kişisel arşivi için pek çok şiir kaleme alması, onun çok yönlülüğünü vurgulamaktadır. Kendisi ne...

Devamını Oku

» Anadolu Selçuklu'larda Kültür ve Teskilat



HAKIMIYET ALÂMETLERI a. Baskent: Sultan, sarayinin, hükümet ve adliye teskilâtinin bulundugu bir merkeze sahip olmalidir. b. Saray: Çok eski dönemlerden beri bütün Türk devletlerinde saray hakimiyet alâmeti olarak kabul edilmistir. Selçuklu sultanlarinin Kayseri, Konya, Aksaray, Tokat, Antalya ve Sivas'ta saraylari vardi. c. Taht: Bazan serir kelimesiyle de ifade edilen taht-i saltanat, serir-i saltanat ve taht-i Süleymanî de denilen taht hükümdarlik sembollerindendi. Sultan I. Mesud ölümünden kisa bir süre önce oglu II. Kiliç Arslan'i Sultan ilân etti, diger ogullarini da melik unvaniyla baska vilayetlere tayin etti. Sultan Mesud bütün devlet erkâninin da katildigi törende tahttan inerek oglunu çikardi ve basina taç koydu. d. Sancak ve bayrak: Saltan I. Alaeddin Keykubad'in sari renkte bayragi vardi. e. Nevbet: Resmi bando takiminin saray veya hükümdarin çadiri önünde günde üç veya bes vakit konser vermesidir. Nevbet takimi seferde sultana refakat ederdi. Aksarayî II. Süleyman Sah'in günde üç, Ilhanlilar'a tabi Selçuklu sultanlarinin ise onlar gibi bes nevbet çaldirdiklarini söyler. IV. Kiliç Arslan ile Konya'da sultanligini ilan eden Cimri de beser nevbet çaldirmislardi. f. Unvan ve lâkaplar: Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu I. Süleymansah kaynaklarda "emir" unvaniyla anilirdi. Daha sonraki hükümdarlarin çogu es-Sultanü'l-Muazzam ve es-Sultanu'l-a'zam ünvanini kullanilmislardir. Ayrica II. Süleymansah es-Sultanü'l-Kahir, I. Izzeddin Keykâvus Inanç Bilge Kutlu ve es-Sultanu'l-Galib unvanini kullanmislardir. g. Çetr: Hükümdarlik al&ac...

Devamını Oku

» ANADOLU SELÇUKLU DEVLETI'NIN YIKILISI



ANADOLU SELÇUKLU DEVLETI'NIN YIKILISI 1243 Kösedag bozgunu Selçuklu Devleti için büyük bir felâketin baslangici olmustur. Ülke o tarihten baslayarak iktisadî, ictimaî ve siyasî buhranlara sürüklenmis ve Mogol istilasina maruz kalmistir. Hem Mogollarin giderek artan tahakkümü hem de tahta geçen Selçuklu sultanlarinin liyakatsizligi devletin itibarini sarsmistir. Özellikle Muineddin Süleyman Pervane'nin 1277'de vuku bulan ölümünden sonra halk Mogol zulüm ve baskisi altinda ezilirken, zaman zaman hanedan mensuplari ve Mogol sehzadelerinin çikardigi isyanlar ve Türkmenlerle yapilan mücadeleler ülkeyi maddî ve manevî bakimdan perisan etmistir. Mogol baskisi karsisinda devlet çökerken uclardaki Türkmenler maruz kaldiklari imha hareketlerine ragmen varliklarini sürdürmeyi basarmis ve Anadolu'nun muhtelif yerlerinde beylikler kurmuslardir. Son Selçuklu sultani olarak kabul edilen II. Mesud'un ikinci saltanati oldukça sönük geçmis, ölümü bile ciddi bir yanki uyandirmamistir. II. Mesud'un 1308 yilinda ölümüyle Selçuklu devleti de yikilmistir. Bazi kaynaklar Sultan Mesud'un 1308 (veya 1310) yilinda ölümü üzerine yerine oglu V. Kiliç Arslan'in geçtigini ve Anadolu valisi Timurtas'in 1318 yilinda Selçuklu hanedani mensuplarini uçlara tenkil edisine kadar Konya'da tahtini korudugunu söyler. Eger bu kayitlar dogru ise Selçuklu Devleti'nin Anadolu'yu ebedî vatan haline getirip Osmanli Devleti gibi büyük bir imparatorlugun temellerini attigi ve 243 yil hüküm sürdükten sonra 1318'de yikildigi kabul edilebilir. Kaynak: Osmanli tarihi...

Devamını Oku

» SELÇUKLU DEVLETI'NI ÇÖKÜSE GÖTÜREN OLAYLAR



SELÇUKLU DEVLETI'NI ÇÖKÜSE GÖTÜREN OLAYLAR a) Sehzâde isyanlari: Geyhatu'nun Anadolu'dan dönmesi Karaman, Esref ve Germiyanogullarina yeniden harekete geçme imkâni verdi. Ayrica Kastamonu yöresindeki Türkmenler de Kiliç Arslan'i destekleme karari almis, Geyûmers ile Feramürz de saltanat davasiyla ayaklanmislardi. Kiliç Arslan ile Ferâmürz Kastamonu'ya giderek Çobanogullarindan Yavlak Arslan ile anlasmis ve Sultan Mesud'a karsi harekete geçmislerdi. Geyhatu Karaman, Esref ve Mentese beylerine karsi tenkil hareketini tamamladiktan sonra Kiliç Arslan ve Çobanogullarindan Yavlak Arslan'a karsi bir ordu sevketti. Selçuklu-Mogol ordusu Kastamonu topraklarina girip Derbendler bölgesinde beklemekte iken Türkmenlerin baskinina ugradi. Iki taraf da agir kayiplar verdi ve Sultan Mesud ile önde gelen kumandanlarin bir kismi esir düstü. Müttefik Selçuklu-Mogol ordusu karsi saldiriyla Türkmenleri bozguna ugratti. Bu hengâmede Kastamonu beyi Yavlak Arslan da sehit düstü. b) Mogol Noyanlarinin çikardigi isyanlar: Selçuklu hanedani mensuplari arasindaki taht kavgalarina ilâveten Mogol noyanlari arasindaki mücadele de Anadolu'da büyük sikintilara sebep oldu. Ilhanli hükümdari Mahmud Gazan Han'in Anadolu genel valiligine getirdigi Togaçar Noyan daha sonra gözden düsmüs ve yine Gazan Han'in gizli emriyle Baltu ve Arap Noyan tarafindan öldürülmüstür. Baltu Noyan giderek güçlenmis ve hanin emirlerini dinlemez olmustu. Bunun üzerine Gazan Han Kutlug Sah kumandasindaki 30.000 kisilik bir orduyu 1296 yilinda Anadolu'ya gönderdi. Baltu Noyan kaçip Ermeni tekfuruna sigindi. Fakat Tekfur onu yakalayip Tebriz'e ...

Devamını Oku

» MEMLÜKLÜ-SELÇUKLU MÜNÂSEBETLERI



MEMLÜKLÜ-SELÇUKLU MÜNÂSEBETLERI Mogollar Selçuklu Devleti'nin hakimiyetindeki topraklara elkoydular, hatta bazi vilâyetleri incü olarak dagitarak hanedanin emlâki haline getirdiler. Meshur vezir Semseddin Cüveynî'ye de ülkenin gelir kaynaklarini tespit ettirdiler. Selçuklular'in Ilhanli hazinesinden aldigi borçlarin ödenemeyecek düzeye geldigini gören Cüveynî Erzincan ve civarini satin alip Ilhan'in öncülerine katarak meseleyi Mogollar lehine halletti. Anadolu Selçuklulari Mogol tahakkümü altinda iken Memlûklüler zaman zaman Anadolu içlerine müdahale etmis ve son olarak Elbistan'da Mogollar'a agir bir darbe indirmisti. Mogollar bunun intikamini almak için seferber oldu ve taraflar 14 Receb 680 (29 Ekim 1281) tarihinde Hama-Humus arasinda savasa girdiler. Her iki tarafin da agir kayiplar verdigi savas Memlûkler'in zaferiyle sonuçlanmis ve Sultan Kalavun Suriye'de büyük bir kahraman olarak karsilanmistir. Abaka Han kumandanlarina bu maglûbiyet dolayisiyla çok öfkelendi ve ertesi yil bunun intikamini almak üzere bizzat sefere çikacagini söyledi. Ancak onun 20 Zilhicce 680 (1 Nisan 1282) ölümüyle müslüman halk büyük bir felâketten kurtulmus oldu. Abaka Han'in yerine kardesi Teküder Ilhan ilân edildi (4 Muharrem 681/14 Nisan 1282). Müslüman olan ve Ahmed adini alan Teküder devlete Islâmî bir hüviyet kazandirmak istiyordu. Memlûklerle de yeni bir siyaset takip ederek dostluk tesis etmekten yana idi. Bu münasebetle Seyh Abdurrahman, Sivas kadisi Kutbeddin Sirazi, Artuklu veziri Semseddin Muhammed gibi meshur simalardan olusan bir sefaret heyetini bir mektupla Sultan Kalavun'a gönderdi. Ahmet Tekü...

Devamını Oku

» III. GIYÂSEDDIN KEYHÜSREV (1266-1284)



III. GIYÂSEDDIN KEYHÜSREV (1266-1284) Kiliç Arslan'in bu feci akibeti üzerine 6-10 yaslarinda bulunan oglu Giyaseddin Keyhüsrev tahta çikarildi. Kadi Nureddin ile Üstadü'd-Dâr Eminüddin Isfahanî onun egitimiyle görevlendirildi. Muineddin Pervâne emîr olarak devletin önemli makamlarina kendi adamlarini getirmisti. Ancak vezir Fahreddin Ali (Sahib Ata) makamini muhafaza ediyordu. Bir müddet sonra Pervâne'nin adamlari onu da gözden düsürmek için çalismaya basladlar. Kirim'da yasayan Izzeddin Keykâvus'un Fahreddin Ali'ye yazdigi mektup vezirin aleyhine bir koz olarak kullanildi. Izzeddin Keykâvus Sugdak'tan gönderdigi mektubunda gurbet hayatinin sikintilarindan ve vatan hasretinden bahsediyor ve yardim istiyordu. Fahreddin Ali de bu mektubu Muineddin'e göstererek fikrini sormus, Muineddin, Irak Selçuklu sultani Tugrul'un da son günlerinde Ahlat Sah'a bir mektup gönderip yardim istedigini ancak onun cimrilik edip göndermedigini, kendisine yazilmis olsa böyle bir yardimda bulunmaktan çekinmeyecegini ifade etmisti. Fahreddin Ali de bu görüsmeden sonra Izzeddin Keykâvus'a bir miktar yardim göndermisti (1271). Muîneddin Pervane vezirin bu iyi niyetli davranisini onun aleyhinde çalismak için bir firsat kabul etti. Önce oglu Taceddin Hüseyin'i bir ziyafette tevkif ettirdi. Daha sonra da vezir Fahreddin Ali'yi eski sultan Izzeddin Keykavus ile isbirligi yapmakla suçlayarak onu da Emîr-i dâd Eminüddin'in evinde tutuklatdi. Vezir, Muineddin Pervane'ye "Izzeddin Keykâvus bütün ülkenin hükümdari ve ikimizin de efendisiydi. Bana bir mektup yazarak durumunu bildirdi. Ben de seni haberdar ederek ona bir miktar yardimda bulun...

Devamını Oku

» IV. RÜKNEDDIN KILIĒ ARSLAN (1262-1266)



  IV. RÜKNEDDIN KILIĒ ARSLAN (1262-1266) II. Giyaseddin Keyhüsrev'in ortanca oglu olan Kiliē Arslan Göyük Han'in tahta ēikis merasimine katilmis ve ondan aldigi yarligi ile dönüste Sivas'ta agabeyi II. Izzeddin Keykāvus'u azlederek yerine kendi geēmisti. Ancak Celāleddin Karatay taht kavgalarina son vermek düsüncesiyle üē kardesi, birlikte Sultan ilān etmeyi daha dogru buldu. Ihtirasli devlet adamlarinin müdahaleleriyle bu durum uzun sürmedi ve IV. Kiliē Arslan Kayseri'ye gidip saltanatini ilān etti. 1254'te maydana gelen savasi kaybedince Uluborlu kalesine hapsedildi. Muineddin Pervane'nin gayretleriyle Baycu Noyan IV. Kiliē Arslan'i hapishaneden ēikarip Selēuklu tahtina iade etti ve Mogol destegiyle 1262'den itibaren Anadolu Selēuklu gelenegine uyularak kapisinda bes nevbet (nevbet-i pencgāne) ēalindi. Mogol istilāsi yüzünden Anadolu'ya gelen Türkmenler ise IV. Kiliē Arslan karsisinda Keykāvus'u destekliyorlardi. Bu Türkmen gruplari arasinda en güēlüleri Denizli, Honas ve Dalaman civarinda yurt tutan uc gazisi Mehmed Bey idaresinde faaliyet gösteren Türkmenlerdi. Hulagu'nun huzuruna gelip kendine itaat arzetmesini istemesine ragmen Mehmet Bey gitmedi. Bunun üzerine Selēuklu-Mogol kuvvetlerinin hücumuna maruz kaldi ve damadinin ihaneti sebebiyle maglup oldu ve daha sonra Borgulu'da öldürüldü. Bu devirde dikkati ēeken Türkmen beyliklerinden biri de adini Kerimüddin Karaman'dan alan Karamanlilar'dir. Kiliē Arslan'a ve Mogollar'a karsi mücadeleleriyle taninan Karamanlilar 20.000 kisilik bir kuvvetle Konya'ya dogru yürüyünce Muineddin Pervane derhal asker toplayip onlarin karsilarina ēikti ve Gāvele kalesi yakinlarinda cereyan eden savasta onlari bozguna ugratip ileri gelenlerini esir aldi. Türkmenlerin Kiliē Arsl...

Devamını Oku

» II. IZZEDDIN KEYKÂVUS (1246-1262)



II. IZZEDDIN KEYKÂVUS (1246-1262) II. Giyaseddin Keyhüsrev öldügünde geride çocuk yasta üç oglu kalmisti. Bunlardan 11 yasindaki Izzeddin Keykâvus'un annesi hristiyan bir ailenin kizi olan Berduliye Hatun idi. 9 yasindaki Rükneddin Kiliç Arslan'in annesi bir hristiyan, 7 yasindaki Alâeddin Keykubad'in annesi ise Gürcü Hatun idi. Sultan II. Giyaseddin çok sevdigi Gürcü Hatun'dan dogan Alâeddin Keykubad'i veliaht tayin etmisti. Fakat vezir Semseddin Isfahanî, Celaleddin Karatay ve Semseddin Has Oguz gibi devlet adamlari töreye uygun olarak yasça büyük olan Izzeddin Keykâvus'u tahta çikarmayi kararlastirdilar. Uluborlu (Borgulu) meliki Izzeddin Keykâvus'u Aksehir'in Altuntas köyünde sultan ilân ettiler. Daha sonra Konya'ya getirip Anadolu Selçuklu hükümdari olarak kendisine biat ettiler (1246). Izzeddin Keykâvus da diger devlet adamlari gibi ayni yil Mogol tahtina çikan Güyük Han'in cülűs merasimine katilmak üzere Karakurum'a davet edildi. Selçuklu devletinin ileri gelenleri Ermeni ve Rum tehlikesi yüzünden sultanin baskentten ayrilmasinin mahzurlu olacagini bildirerek özür dilediler ve yerine sehzade Kiliç Arslan'i gönderdiler. Vezir Semseddin Isfahanî çok genis yetkilerle devlet islerini nizama koydu. Ancak bu durum fazla uzun sürmedi. Devlet adamlari arasinda ihtiras ve rekabet yüzünden büyük bir mücadele basladi. Neticede Semseddin Isfahanî güçlü rakiplerini ortadan kaldirarak iki yil boyunca devlet yönetimine tek basina hakim oldu. Kudret ve nüfuzunu arttirmak gayesiyle de sultanin annesi Berduliye Hatun ile evlendi. Ancak bu evlilik umumî efkârda tasvip edilmed...

Devamını Oku

» II. GIYASEDDIN KEYHÜSREV (1237-1246)



II. GIYASEDDIN KEYHÜSREV (1237-1246) I. Alâeddin Keykubad'in büyük oglu olan II. Giyaseddin Keyhüsrev'in annesi Mah-peri Hatun Alaiye (Kalonoros) hakimi Kirfard'in kizidir. I. Alâeddin Keykubad onunla evlenirken dinine karismayacagina söz vermisti. Bununla beraber müslüman Selçuklu sarayinda yasayan bu hristiyan hatun daha sonra kendi istegi ile Islâmiyeti seçmis, dindarligi ve hayirseverligi ile ün yapmistir. II. Giyaseddin Keyhüsrev yaklasik 6 yaslarinda iken atabeg Mübarizeddin Ertokus'un himayesinde Erzincan melikligine tayin edilmistir. Mübarizeddin Ertokus'un ölümü üzerine Sultan Alaeddin Keykubad Semseddin Altun-aba'yi ogluna atabeg tayin etti. Sultan Alâed-din 1237 yilinda ölünce yerine sagliginda veliahd olarak seçtigi oglu Kiliç Arslan'in hükümdar olmasi beklenirken basta Sa'deddin Köpek olmak üzere bazi kumandanlarin baskisi ile II. Giyaseddin Selçuklu tahtina çikarildi (1237). Sultan önce matem elbiseleriyle tahta çikip taziyeleri kabul etti. Daha sonra sarayda serefine cülus senlikleri düzenlendi, hapishanedekilere genel af ilan edildi ve saltanati bir fermanla ülkenin her tarafina duyuruldu. Giyaseddin rahat bir sekilde tahta çikmakla beraber küçük kardesi Kiliç Arslan'i destekleyen Harezmli beyler ile digerleri arasindaki çekisme bazi huzursuzluklara yol açti. Harezmli beylerin basinda oldugu bilinen Kayir Han ani bir baskinla yakalanip hapsedildi. Bunun üzerine Harizmli diger beyler kendilerini güven içinde hissetmeyerek Malatya istikametinde yola çiktilar. Kemaleddin Kâmyâr bunlari geri çevirmek istediyse de basarili olamadi. Bu arada Sa'deddin Köpek islerini daha rahat bir sekilde yürütebilmek ...

Devamını Oku

» I. ALÂEDDIN KEYKUBAD (1220-1237)



I. ALÂEDDIN KEYKUBAD (1220-1237) I. Giyaseddin Keyhüsrev'in ortanca oglu olan I. Alâeddin Keykubad babasinin Istanbul'dan dönüp tahta çikmasi üzerine Tokat'a melik tayin edildi ve babasinin ölümüne kadar orada kaldi. I. Giyaseddin Keyhüsrev'in ölümü üzerine devlet adamlari Izzeddin Keykavus'u sultan ilân edince Alâeddin Keykubad kardesine karsi taht kavgasina giristi. Amcasi Tugrul Sah ve Ermeni krali Leon'dan yardim istedi. Fakat agabeyi karsisinda basarili olamadi. Izzeddin Keykâvus 1212 yilinda Ankara'yi ele geçirince onu esir aldi ve Malatya yakinlarindaki Minsar kalesinde hapsetti. Sultan onu öldürmek istiyordu, ancak hocasi Seyh Mecdeddin Ishak buna engel oldu. Izzeddin Keykâvus'un ölümü üzerine toplanan devlet adamlari ve kumandanlar onun ölümünü bir süre gizledikten sonra, hapse atilmasinda rol oynadiklari Alâeddin Keykubad'i tahta çikarmaktan çekiniyorlardi. Fakat özellikle Seyfeddin Ayaba, Mübarizüddin Çavli ve Serefeddin Muhammed gibi devlet adamlari Alâeddin'in sahip oldugu yüksek nitelikleri ve yetenekleri dolayisiyla tahta çikarilmasinda israr ettikleri için Alaeddin Keykubad'in Anadolu Selçuklu sultani ilân edilmesi kararlastirildi. Seyfeddin Ay-aba daha önce Alâeddin Keykubad'i hapishaneye kendisi götürdügü için müjde haberini de kendisi vermek istedi ve Sultan Izzeddin Keykâvus'un yüzügünü alip Malatya'ya gitti. Alâeddin Keykubad onu daha önceki faaliyetlerinden dolayi affetti ve dogruca Sivas'a geldi. Taziyeleri kabul etti ve emîrlere hil'atler verdi. Bu törenlerden sonra baskent Konya'ya hareket etti. Konya'da çok görkemli ...

Devamını Oku

» I. IZZEDDIN KEYKÂVUS (1211-1220)



I. IZZEDDIN KEYKÂVUS (1211-1220) Sultan I. Giyaseddin Keyhüsrev'in büyük oglu Izzeddin Keykâvus babasi ile birlikte Istanbul'da gurbet hayati yasamis ve bu sirada atabeg Emîr Seyfeddin Ay-aba tarafindan egitilmistir. Giyaseddin Keyhüsrev Anadolu'ya dönüp ikinci defa tahta geçince onu Malatya'ya melik tayin etmis ve Seyh Mecdeddin Ishak'i da onun ögretmeni olarak görevlendirmisti. Izzeddin Keykâvus babasinin ölümü üzerine toplanan devlet erkâni tarafindan sultan ilân edildi. Konya'dan Kayseri'ye giden devlet adamlari Izzeddin Keykâvus'a haber gönderip onu da Kayseri'ye davet ettiler. 21 Temmuz 1211 tarihinde yapilan merasimle Selçuklu sultani ilan edilen Izzeddin Keykâvus taziye ve tebrikleri kabule basladi. Baskent Konya'ya hareket edecegi sirada Tokat meliki olan kardesi Alâeddin Keykubad'in ordusu ile Kayseri üzerine yürüdügünü ögrendi. Alaeddin Keykubad babasinin ölüm haberini alinca Erzurum meliki olan amcasi Tugrul Sah ile beraber saltanati ele geçirmek için harekete geçmisti. Danismendli Zahireddin Ili ve Ermeni kralinin da destegini saglayarak Kayseri üzerine yürüyen Alaeddin Keykubad kardesini muhasaraya basladi. Zor durumda kalan Izzeddin Keykâvűs önde gelen emîrleri Mübarizeddin Çavli, Zeyneddin Basara ve Behram Sah'i yanina çagirip onlarin fikirlerini sordu. Müzakereler sirasinda Kayseri valisi Celâleddin Kayser müttefikleri birbirlerinden ayirabilcegini söyleyince bu fikir kabul edildi ve vali gece yarisi degerli hediyelerle Ermeni kralinin yanina giderek ona sehzadeler arasindaki taht kavgalarina karismasinin kendisine hiçbir çikar saglamayacagini bildirdi ve onu ordugâhtan ayrilmaya ikna etti. Ermeni kra...

Devamını Oku

» I. GIYASEDDIN KEYHÜSREV'IN IKINCI HÜKÜMDARLIGI (1205-1211)



I. GIYASEDDIN KEYHÜSREV'IN IKINCI HÜKÜMDARLIGI (1205-1211) Giyaseddin Keyhüsrev Konya'yi kardesi Süleyman Sah'a biraktiktan sonra uzun ve macerali bir hayat yasadi. Dokuz yil sürecek bir gurbet hayatina baslayan Giyaseddin Keyhüsrev, Konya'dan Sis'e (Kozan) gitmis ve orada Ermeni krali Leon tarafindan karsilanmis ve büyük bir hüsnü kabul görmüstü. Daha sonra Elbistan'a hareket eden Giyaseddin Keyhüsrev burada da kardesi tarafindan adeta bir sultan gibi karsilanmis ve Elbistan'in kendi emrine verildigi bildirilmistir. Giyaseddin kardesinin bu âlîcenâp davranisina tesekkür ederek Malatya'ya gitti. Kardesi Kayser Sah da onu törenle karsiladi. Buradan Haleb'e geçti ve daha sonra Amid (Diyarbekir) ve Ahlat yoluyla Karadeniz sahiline çikti; oradan da bir gemiyle Istanbul'a hareket etti. Istanbul'da imparator tarafindan törenle karsilandi ve kendisine 10 binlik altinlik tahsisat ayrildi. Giyaseddin Istanbul'da Mavrazomes adli bir Rumun kizi ile evlendi. Latinlerin 1204 yilinda Istanbul'u isgaline kadar orada, daha sonra da kayinpederiyle birlikte gittigi Istanbul yakinlarindaki bir kalede kaldi. Süleyman Sah'in ölüm haberini de burada aldi. Giyaseddin'in eski emîrlerinden bazilari Süleyman Sah'in ölümü üzerine onu tahta çikarmak için harekete geçti. Danismendlilerin yikilmasindan sonra Anadolu Selçuklu Devleti'nin hizmetine giren Danismendli Yagibasan'in ogullari Muzaffereddin Mahmud, Zahireddin Ili ve Bedreddin Yusuf da Giyaseddin'i tekrar tahta çikarmak için seferber oldular. Bunlar Selçuklularin büyük kumandanlarindan Mübârizeddin Ertokus ile isbirligi yaparak, diger bazi emîrleri de kendi saflarina kazandilar. Giyaseddin Keyhüsrev...

Devamını Oku

» II. SÜLEYMAN SAH (1196-1204)



    II. SÜLEYMAN SAH (1196-1204)   II. Kiliç Arslan'in en kuvvetli ogullarindan biri olan süleyman Sah Konya'yi ele geçirmek için plânlar yapmaya basladi. Kardeslerine gönderdigi mektuplarda tahta çiktigi takdire kendilerini bulunduklari yerlerde melik olarak birakacagini vaad etti. Böylece onlarin da destegini saglayip Kayseri-Aksaray yolu ile Konya'ya yürüdü. Sehri dört ay kusattiktan sonra Giyaseddin ile anlasti. Buna göre Süleyman Sah Sultan'a, çocuklarina, emîrle-rine ve hazinesine dokunmayacagina ve istedigi yere gitmesine müsaade edecegine söz verdi. Iki kardes anlasma sartlarina bagli kalacaklarina yemin ettikten sonra Giyaseddin Konya'dan ayrildi. Süleyman Sah 7 Ekim 1196'da sehre girerek Selçuklu tahtina oturdu. Giyaseddin Keyhüsrev Konya'dan ayrilirken iki oglu Izzeddin Keykavus ve Alâeddin Keykubad'i sehirde birakmisti. Süleyman Sah yegenlerine ilgi gösterip diledikleri sekilde hareket edebileceklerini söyledi. II. Süleyman Sah önce kardeslerinden Argun Sah ve Berkyaruk Sah'a karsi sefere çikip Amasya ve Niksar'i topraklarina katti (594/1197). Elbistan meliki Mugiseddin Tugrul Sah da kendisine tabi oldugunu bildirdi. Böylece Malatya meliki Kayser Sah ile Ankara meliki Mesud hariç bütün kardesleri Süleyman Sah'a baglilik arzetmis oluyorlardi. Süleyman Sah'in dahili meselelerle ugrasmasini firsat bilen Bizans imparatoru III. Alexios dogrudan Selçuklu topraklarina tecavüz edemedi. Ancak Giresun'da batan bir gemiyi kurtarmak üzere gönderdigi donanma Samsun limanindaki gemilere saldirdi. Mallar yagmalandi. Bunun üzerine tüccarlar Süleyman Sah 'a sikâyette bulunup yardim istediler. Sultan bir elçi gönderip mallarin...

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.