» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-Ve Dede de Öldü



Ve Dede de Öldü GER DİLERSİZ BULASIZ ODDAN NECAT AŞK İLE ŞEVK İLE EDİN ES-SELAT (Mevlid'den) Abdülmuttalib, ömrünün son günlerinde. Ölüm, ona bir nefes yakınlığında, bir gölge uzaklığında... Büyük göçün ilk habercisi donup kalan göz kapakları. Olsun!... Ölüm, kendisine nefesi kadar yakın, gölgesi kadar uzak olsun. O, bunu düşünmüyor. Doğmak, ölmeye aday olmak değil mi? Herkes gibi yalnız ölecek. Oniki oğlu, altı kızı, şu kadar torunu, şu kadar akrabası hatta sadık bir milleti de olsa yalnız, yapayalnız. Bunun derin şuur ve güleryüzlü teslimiyetinde. Çünkü hayatı sonsuzluğa dönük olarak geçti. Beklenmedik bir anda ölebileceğini, hesap melekleri ile yüzyüze kalabileceğini unutmadı. Abdülmuttalib, ölüm endişesinde değil. O'nun aklı fikri torununda. Hamisi vefat edince, bu sekiz yaşındaki yavru ne olacak? Baba yüzü görmemiş, annesine doymamış; O gül yüzlü, gül gülüşlü,dededen sonra kimsiz, kimsesiz kalmamalı. İncelikler menbaı müstesna kalbi kırılır da o iri iri güzel gözlerdenuzun siyah kirpikler, bir damla yaşı süzerek toprağa düşürürse; bu, o toprağın felaketi olmaz mı; bu o toprağı yakıp kavurmaz mı? Evladları huzurunda... hepsi gelmiş; hepsi orada. Herkeste dönülmez bir yolculuğa çıkacak baba için büyük bir hassasiyet ve dikkat. Bir adam, az sonra ölecekse orada susmak en anlaşılır kelamdır... başlar öne düşmüş, yaşlarla herelenen gözler yerde, renk uçuğa yakın. Ah ölüm!.. Ah ayrılık perdesi!... Ah büyük mecburiyet! Abdülmuttalib, sakin ve telaşsız. Bir gün sonra geri gelecekmiş kadar tabii... elinin biri Peygamberler Peygamber...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-Anneye Veda



Anneye Veda GECE-GÜNDÜZ DİLİMDE SALATÜ SELAM, O MUBAREK RUHUNA, EY FAHR-UL ENAM! Halime anne, yüreciğine kor ateşler düşe düşe nur çocuğu, Amine Hatun'a getirdiğinde sevgililerin en sevgilisi dört yaşında idi. Yer küze, erişilmez ve ulaşılmaz kıymetteki emanet ağuşunda olduğu halde feza boşluğunda turlar atarak zamanı sonsutzluk harmanına elemeye devam ediyordu. Şimdi, beşiğinde olduğu halde, ayla gönül iklimlerinde geçen oyunlar bir hatıra. Ve O Sultan altı yaşında... Sultan ki, sultanların bir kerecik ayaklarına kapanmak uğruna tac ve tahtlarını faydaya hazır oldukları Sultan. Sultan ki O'nu Allah seçti. Şefkati kadife yumuşaklığında Amine anne, cennet kokulu yavrusunu iki sene sevip okşuyor. Abdülmuttalib'in kartal kanatları altındalar. Dul bir anne ve yetim bir çocuk.. bu anne ve bu çocuk, ilahi lütufla cihanın en huzurluları. Yavrusunun sevgisinde erimiş bir anne, bütün anneleri baş tacılığına yükselten emirleri getirecek evlad. Amine annede bir seyahat arzusu. Medine'ye gitse, dayıları Adiy bin Neccaroğulları ile kocasının mezarını ziyaret etse... yetimi için de ne iyi olur. Anneyi çeken bir şey var. Bir şey koparıyor O'nu evinden, Mekke'den, Mekke'nin, suyundan havasından... Annelerin annesi, gül yavrusu ve O'na dadılık yapan cariyesi Ümmü Eymen'i de alarak, iki deve ile Medine yolundalar. Develer, sabır gibi güzel, bir susuş kadar ölçülü adımlarla ufuklara doğru akıp giden yollarda aziz yolcuları yorup incitmeden taşıyorlar. Güneş, bakır renkli çöl, salınan hurmalar, şurada burada tek tük ağaçlar ve arada bir kocaman gölgeleri ile ürpertili kayalar. Nihayet Medine'de ve Naccaroğullarından Nabiga'nın evindeler. Sevgili Peygamberimizin babası Abdullah d...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-Beyaz Elbiseli Üç Kişi



Beyaz Elbiseli Üç Kişi TERLERSE GÜLLER OLURDU HER TERİ HOŞ DERLERDİ TERİNDEN GÜLLERİ Mevlid'den Efendimiz üç yaşındalar. Halime anne, O'nu bir gözünden öbürüne vermiyor. yabanın kurdu uğursuzu var. Büyüklüğüne bunca iz, işaret bulunurken, emsalsz emanetin kılına ziyan gelmemeli. O'nu korumak, O'nu istikbale teslim etmek, zamana karşı, insanlığa karşı ve ebedi nizama karşı kabullenilmiş şerefli bir borç. Bu sebeple uyanık kalbli kadın, gözünü efendimizin üzerinden ayırmıyor... ama öz çocukları sadece akşamları evdeler. Bu durum kainatın baş tacının dikkatinden kaçmaz. Niçin? -Onlar, yavrum, gündüzleri koyun gütmeye gidiyorlar. Çobanlık yapmak... renk renk çiçeklerin açtığı; kelebeklerin, mutluluğu arılarla paylaştığı, hür rüzgarlı, hür ufuklu kırlarda yumuşak adımlarla yayılan koyunların peşi sıra gitmek; kardeşleri ile onları otlatmak, bir yamaçta güneşin ılık sıcaklığında eldeki çabukla toprağı çiziştirmek ve ucsuz bucaksız fezaya bakıp öteleri! düşünmek! Anneciğim, beni de kardeşlerimle yolla. Ben de koyun gödeceğim... Sütanne bin dereden su getiriyor. Ama ne söylüyor, ne anlıtıyorsa mümkün değil. O'nda bir kere bu arzu doğmuştur. Annecik nasıl dayanır artık. -Ey gözümün nuru? Demek sen de koyun gütmeye gitmek istiyorsun öyle mi? Cevap tek kelime: -Evet. Ertesi gün, güneş, sanki daha bir aceleyle tepeleri aşarak yükseliyor. Güneş, güneş olmaktan çıkmış; duru duru gülümseyen bir yüz gibi. O'na kırların ıtırlı ikliminde büseler konduracağına mı seviniyor acaba? Güneş doğup, her tara ışıl ışıl olduğunda Halime anne, melek yavrucuğu ...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-Gül Bebek



Gül Bebek GÜL, MUHAMMEDİN KOKUSUNA GIPTA EDER KOKUMU O'NUN TERİNDEN ALDIM DER Gelişi ile kurak Badiye yaylasını bolluk ve berekete kavuşturan istikbalin şanlı Peygamberi, gül kokulu bebbek, derin seziş ve engin kavrayışlı sütannenin ihtimamında büyüyor. Halime ve kocası, gül kokulu bebeğe hayran ve vurgunlar... O'nu ilk tanıdıkları dakikadan bu tarafa harikuladelikler artarak devam ediyor. Görünüşe sütannenin engin titizliğinde, hakikatte ise ilahi himayede büyüyen insanlığın sultını sallallahü aleyhi ve sellem, iki aylık iken emeklemeye başladı; üçüncü ayda ayakta durabildi. Dördüncü ayda duvara tutunarak yüküyebildi. Yedi aylık olduğunda sağa-sola gidebiliyordu. Konuşmaya başlaması da Peygamberliğine müjde taşıyan başka bir hikmet... sekiz aylıkken anlaşılacak kadar, dokuzuncu ayda açık bir lisanla konuştu. Konuştuğumda ilk defa ve yüksek sesle: -La ilahe illallahü vallahü ekber. Velhümdülillahrabbil alemin / Kendinden başka ilah olmayan alemlerin Rabbine hamdolsun, dedi ve bundan sonra "Bismillah" demeden hiçbir işe başlamadı. On aylık olduğunda, ok atan öbür çocuklarla beraber O da ok atıyordu. Yayla ahalisi hayrette: -Sen kimsin ey çocuk? diye soruyorlar. Harika çocuk: -Ben arabın en hayırlısıyım. Harbde bahadır, mızrak atmada kuvvetliyim. Güzel ve haybetli görünüşlüyüm. Künyem, Abdülmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed'dir. İki yaşına geldiğinde, dört yaşındaki bir çocuk gibi gürübüz ve kopumluydu. Daha o yaşlarda mübarek işlerde sadece sağ elini kullandığı dikkat çekiyor. Hazret-i Halime anlatıyor: -Benden iki sene süt emdi. Bu zaman zarfında daima tertemizdim. Ak-pak yavrum, gece ve gündü...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-Badiye Yaylası



Badiye Yaylası HAZRETİ HAK OLUNCA MEDDAHIN NİCE MEDH EYLEYE, SENİ YAHYA (Şeyhülislam Yahya Efendi) Emzirecek çocuk almamış olan hanım kaldı mı? Halime hatun, çaresizlikten tan bunalmış bir anda iken karşıdan gelen yaşlı biri böyle sesleniyordu... Badiyeli hanım duraladı. Ümid ve itimad veren tavrı; soylu hali ile dikkati çeken bu adam kim ki? yanındakilere soruyor: -Kim bu zat? -O Kureyş'in efendisi Abdülmuttalib'dir. Verilen bu bilgi üzerine Halime, Abdülmuttalib'e giderek kendisini tanıtıyor ve çocuk bulamadığnı arz ediyor. Yaşlı adam, hanımın ismini Halime ve aşiretinin Beni Sa'd olduğunu işitince tebessüm ederek: Sende iki haslet biraraya gelmiş kızım,diyor. İsmin yumuşaklık, aşiretin mübarek manasını taşıyor. Zaten bu dünya ve öte dünyanın kıymeti bu iki güzelliktedir... ey Halime! Benim yetim bir torunum var. senin bütün arkadaşlarına söyledim, babası olmadığı için almadılar. Emeklerinin boşa çakacağını, ellerine birşey geçmeyeceğini tahmin ediyorlar, yanıldılar tabii.   -Efendim müsaade ederseniz kocama gidip danışayım. -Serbestsin. Seni asla zorlamıyorum, diyen gün görmüş ihtiyar, Badiye'li kadına izin verdi. Bir solukta kocasına gelerek vaziyeti anlattı. Halime'nin yeğeni de o sıraa yanlarına gelmişti. Haris, hanımı dinledikten sonra: -Halime hemen git ve o çocuğu getir! Allah, bekli de o yetim sebebiyle bize hayır ve bereket verecektir. Başkalarının almasından endişeliyim; vakit kaybbetme. Fakat Halime'nin kardeşioğlu zihin bulandırdı: -Yazık oldu. Beni Sa'd'ın öbür kadınları, hizmetleri sonunda yüzlerini güldürecek evlerden çocuklar topladı; siz ise kendinize yük olacak babasız birini alıyorsunuz, demez mi! Halime, bir an tereddüde düşt&u...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-SÜTANNE



SÜTANNE   Beni Sa'd aşireti,arablar arasında şeref ve cömertliği ile nam yapmış bir kabile; arapçayı çok mükemmel bir şekilde konuşmaları ise diğer meziyetleri. Peygamber efendimizin doğduğu tarihlerde görülmemiş bir kuraklık ve bu kuraklıkla gelen kıtlık,Beni Sa'd yurdu Badiye taraflarında ne varsa silip süpürmüş. Midelere günlerce bir şey girmediği vaki. Anneler, çocuklarını doyuramıyor. Ağaçlar dahi kupkuru. Açlık, böyle herkesi dize getirmişken bu kabilemin Züveyb oğullarından Halime ismindeki hanım, bir çocuk doğurdu. Ama kadıncaız bitkin. Doğum rahatsızlığı ve açlık, kolunu kanadını kırmış... beden ve şuur uyuşmuş gibi. Günlerdir aç. Yerle-gök, gece ile gündüzü ayıramaz halde. Böyle iken yine de sızlanmıyor. Allah'tan gelene razı. Tevekkül ve teslimiyet içinde. Halime, bir gece sahrada bitkinlikten uyuya kaldı. Gökyüzünde ışıl-ışıl yıldızlar kaynarşırken O, başını koyduğu kumlarda bir rüya görüyor: "Bir adam, önce kendisine buz gibi bir su veriyor ve sonra soruyor: -Beni tanıdın mı? -Hayır! -Ben, senin sıkıntılı zamanlarda ettiğin hamd ve şükürüm. Ey Halime; Mekke'ye git! Oraya gidersen kazancın çok yüksek olacak; bir nuru evlad edineceksin, dedikten sonra rızkının bolluğu, sütünün çokluğu için dua etti." Uyandığında karnında bir tokluk ve halinde bir dinçlik hissetti. Ancak; kabile mensublarının, açlıktan çıkardığı iniltiler insanı, perişan ediyordu. Halimelerin çelimsiz bir merkeb, sütü çekilmiş bir deve ile bir miktar koyun ve keçileri bütün servetlerini meydana getiriyor. Halime'nin sütü, yeni doğmuş olan Damra'ya yetmediğinden bebek aç kalıyor v...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 2-KITLIK ve BEREKET



Geçim sıkıntısı, son haddinde: Araplar, yiyecek bulamıyor. Kıtlık arttıkça artmakta... İşte; tam o sırada herkesin, açlıktan bir bir ölüp gideceği düşünülürken, bir mucize oldu; bir bolluk, bir zenginlik... kumlardan nimet fışkırıyor gibi. Kıtlığı, bolluğa çeviren bu mucizeye sebeb, Muhammedi nur'un anneye geçmesi. Muhammedi nur'un anneler annesine geçmesi ile de kavruk çölde muazzam değişiklik ve bereket. Ticaret canlı, piyasa hareketli. Abdullah da bir Kureyş kervanı ile taşraya alış verişe gidiyor. Ama Abdullah; on sekiz yaşındaki o güzelim delikanlı bunun son yolculuğu olduğunu; geri dönerek hanımı ile doğacak çocuğunu göremeyeceğini nerede bilebilirdi... Alınan alındı, satılan satıldı ve kervan dönüşe geçti. Medine'ye gelmişlerdi ki, o genç ve dinç Abdullah, birdenbire hastalandı... kısa bir rahatsızlık ve dayılarının evinde bu dünyaya veda... Melekler, hayrette... -Ya Rab! Resulün yetim kaldı! Yüce Alalh, cevap verdi: O'nun koruyucusu ve yardımcısı benim!... ...................... Acı haber Mekke'ye tez ulaştı. Amine ile baba Abdülmuttalib ve kardeşlerde üzüntü derin ve büyük. Ağabey Haris, Medine'ye vardığında Abdullah, Dar-ı Nabiga'da bir tümseğin altındadır. Herşey fani ve boş... Baki olan Allah; güzel olan, gelen sevgili... Kederli Amine, hamileliğinin altıncı ayında bir rüya görüyor. Rüya değil bir hal; bir hakikat. Bir adam, mübarek anneye nasihat vermekte: -"Ya Amine! Tereddütsüz inan ki sen insanların en hayırlısına hamilesin. Doğduğunda ismini Ahmed veya Muhammed koy!" Bu bir ilahi müjde. Amine, rüyada kendisine söylenene sadık... Zaman akıyor... Nihayet vakit tamam. Ayı ve günü i...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 1-MEKTUP ve HABER



MEKTUP Ya Habiballah bize imdad kıl, Son nefes didarun ile şad kıl. (Süleyman Çelebi) Vakit, ahir zaman Peygamberinden bin yıl önce. Humeyr ibni Redi, hemen bütün ortadoğu'ya hükmeden bir hükümdar. Kalabalık sayıda vezir ve yardımcıları ile kudretli bir ordusu var. Yolu batıl; ateşe tapıyor. Buna rağmen kendilerine pek kıymet verdiği, işlerini danıştığı dört bin kişi var ki hepsi has müslüman ve alim. Humeyr, bir gün maiyeti ile birlikte tantanalı bir halde Mekke'ye geldi... Fakat O'nun gelişi Mekkelileri alakadar etmedi. Herkes işinde ve her şey akışında. Bu aldırışsız soğuk karşılama hükümdarın fena şekilde canını sıktı. Vezirlerini huzura çağırdı ve halktaki bu kendinden eminliğin sebebini sordu. Vezirler: -Buranın insanları araptır; asil kimselerdir efendimiz. Kabenin korunması onlara verilmiştir. Bundan dolayı değerleri yükselmiştir. Beytullah'ın bakıcısı olmanın verdiği şerefle soğuk duruyorlar olabilir. -Demek öyle!!! Humeyr'in kafasında soysuz bir plan doğdu; Kabe'yi yıkacak, halkı öldürecek ve şehri askerine yağmalatacaktı... Ancak bu fikirle beraber ve aynı hızla kafasına bir şey daha gitmişti: Müthiş bir ağrı... ağrının şiddetinden burnunudan ve gözlerinden kimsenin yanınna yaklaşamadığı pis kokulu bir su akmaya başladı. Günler ilerliyor; baş ağrısı, her an şiddetini arttırıyordu. Bütün sağlık arayışları savallı kalınca; O, ülkeler hakimi Humeyr, yaşamaktan yana iyiden iyiye karamsarlığa düştü. Ama yine de şifa aramaktan geri durmuyordu. Hastalığına bir çare bulması için mbaş vezirine emir verdi; O da hekimlere. Hekimler, o güne kadar görülüp, işitilmemiş bu hastalığı iyileştirmek için günlerce uğraştılar. Fakat bütün gayretler nafileydi. Emekler boşa gitmiş; çar...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 1-EN İLK ve EN ÜSTÜN



EN İLK ve EN ÜSTÜN Sen Ahmed ü Mahmud ü Muhammedsin efendim Hak'dan bize Sultan-ı müeyyedsin efendim. (Şeyh Galip)   Vahiy meleği Cebrail aleyhisselam, anlatıyor: -Hazret-i Allah, beni yarattı. Onsekizbin yıl arz altında kaldım... -Ey Cebrail seni kim yarattı? -Sen yarattın yara Rabbi. Her şey senin ve sen her şeyi yaratansın... Bense... ben, güçsüz ve ihtiyaç sahibi bir mahlukum. Konuşmadan sonra bir onsekizbin yıl daha geçti... Yüce Allah yine sordu: -Seni kim yarattı? -Ya Rabbi, beni yaratan; öldürmeye ve diriltmeye kudreti olan sensin. Bense kuvveti hiç bir şeye yetmez biçarayim. Üçüncü onsekizbin yıl da geçti... -Ey Cebrail, ben kimim, sen kimsin?... -Allahım sen her şeyin yaratıcası ve sahibi; bense bir kulcağızım. Bu cevabımın peşinden bir merakımı dile getirdim: -Ya Rabbi benden üstün bir varlık halkettin mi? -Karşına bak, buyurdu... Yüce emre uyarak gösterilen yere baktığımda mbir nur gördüm. Ama nasıl bir nur? Güzelliğine hayran kaldım. Dört tarafında da dört ayrı nur? -Allahım, gözlerimi alan bu harika aydınlık da ne? -Seni, ne kadar melek varsa hepsini ve bütün her şeyi aşkına yarattığım nur!... O, en aziz kulum ve Peygamberimdir. O, canlı cansız her şeyin en üstünü ve en hayırlısı olan Muhammed Mustafa'dır "sallallahü aleyhhi ve sellem" Sordum: -Ya çevresindeki nurlar? -Sağındaki Ebu Bekir Sıddik, solundaki Ömer ibni Hattab, önündeki Osman bin Affan, ardındaki Ali İbni Ebi Talib'dir. "Radıyallahü teala aleyhim". -Ya Rabbi; bu beş kişinin diğer insanlardan üstün bir tarafı olmalı! -Bu beşi kendime dost seçtim. Onları seven beni sevmiş, düşmanlık eden bana düşman olmmuş...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 1-BABA



BABA Ve maerselnake illa rahmeten li'l-alemin Biz seni alemlere için ancak rahmet olarak gönderdik. (Enbiya suresi 107 ayet'den) Büyük baba Abdülmuttalib'ten büyük anne Fatıma'ya geçen emanet O'ndan da Abdullah'ın alnına gidecek; bir zaman da orada parlayacaktı... İncil'e tabi olanlar, Fatıma'nın Abdullah'a hamile olmasından beri pür dikkat doğum haberini bekliyorlardı... İşte şimdi mesafeden mesafeye uşuşan bu haberdi: -Son Peygamberin babası dünyaya geldi!... Haberi dört bir yana salan hırıstiyanlardı. Doğum yaklaştıkça heyecanları artmış ve nihayet Yahya Peygamber'in mucuzesi gerçekleşmiş, kan şıp şıp damlamaya başlamıştı. Yahya aleyhisselam, Yahudiler tarafından şehid edildiğinde aziz şehidin üzerinde bir cübbe bulunuyordu. Cübbe, İsa Peygamber'in dinini devam ettirmek istediği için canına kıyılıp parça parça edilen Yahya aleyhisselamın kanı ile ıpıslak olmuştu. Bundan dolayı daha sonra hatıra olarak saklanmış; zaman, kırmızı kan lekelerini sildiğinden geriye sadece solğun izler kalmıştı. "-Hırkadan taze kan damladığı an ahir zaman Peygamberi'nin babası dünyaya gelmiş olacaktır..." Kitapları böyle diyor, ve bu sebeple doğum yaklaştıkça müstesna hatıra üzerindeki dikkatleri daha da artırıyordu. Günü geldiğinde mucize aynen gerçekleşti... O solgun izler, yeniden taze kan lekeleri halini almış; hırka şehidin üzerinden az evvel çıkartılmış gibi sıcak damlalar süzülüp süzülüp düşmeye başlamıştı... Ortalığı çınlatan bu haberdi. Onlar, buna rağmen; akla durgunluk veren bu mucizeye rağmen, Abdullah'ı çocukluğunda, ilk gençliğinden, gençliğinde değişik zaman ve farklı mekanlarda türlü hile ve tuzaklarla öldü...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 1-KURBANLIK



KURBANLIK Rahmetim gazabımı geçmiştir. Hadis-i Kudsi Zemzem kuyusu çetin ve uzun mücadelelerden sonra tekrar Kabe'ye ve ziyaretçilere kazandırılmış; ceddi İsmail Peygamberin, hatırasını yok olmaktan kurtarıp şenlendirdiği için Abdülmuttlib'in şan ve şöhreti dört bir tarafı tutmuştu ama... bir şey unutulmuştu... bir vaad... bir söz!... Taşlanmış toprağı kazma kürekle yenip suya varmak için uğraşmaktan mecalinin tükendiği bir anda Abdülmuttalib, ellerini açıp yüce Allah'a yalvarmıştı: -Ya Rabbi! Bana on erkek çocuğu daha verir de onlarla birlikte kyuyu kazabilirsem oğlumun birini sana kurban edeceğim... İsmail aleyhisselama tabi bir mü'min olan Abdülmuttalib'in duası kabul olmuş; lakin aradan geçen uzun seneler sebebiyle söz unutulmuştu... Fakat!... Duyan, gören, bilen ve unutmak gibi her çeşit kusur ve eksiklikten uzak olan Allahü teala, kulunun vaadini unutmamıştı. ..... Abdülmuttalib, bir gece rüyasında bir adam gördü. Adam, emreden bir eda ile: -Ey Abdülmuttalib, kurban sözüne sadakat göster! dedi. Abdülmuttalib endişe ile uyanır uyanmaz hemen bir koç kurban etti; sonra yattı. Gözlerini yumar yummaz rüyada yine bir takım insanlar, emri tekrar ediyorlar: -Koç'tan daha büyük kurban kesmelisin! Hemen kalkıp bir sığır kesti ve uyudu; ancak rahat bırakılmıyor: -Daha büyük bir şey kurban eyle! Bu sefer bir deve kurban etti. Yine yattı. Rüyada bir nida: -Ey Abdülmuttalib, daha büyük kurban kesmelisin! Abdülmuttalib, hala sözünü hatırlayamamış, "büyük kurban"dan neyin murat edildiğini bir türlü anlayamamıştı. Sordu: -Daha büyük olan ne ola ki? -On oğlun oldu. Zemzem kuy...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 1-ZEMZEM KUYUSU



ZEMZEM KUYUSU La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah Mekke ve çevresinin idaresi İsmail aleyhisselam'ın vefatı ile oğlu Sabit'e kaldı. Sabit'in ölümünden sonra halk arasında bölünmeler meydana geldi. Mücadeleler Cühümiler kabilesinin üstünlüğü ile bitti. Ancak bir zaman sonra iktidara sorumluları, adaleti ve tarafsızlığı terkederek zulme sapmıştı. Milletin malını bile elinden almaya aklkışan Cürhümilerden dolayı gün geldi şikayet ve feryatlar ayyuka çıkmaya başladı. Haksızlıklar dayanılmaz ölçülere varınca; ismail Peygamber nesli, terkrar derlenip toparlandı ve yapılan bir savaşta Cürhümileri mağlup etti. Yenik taraf, aman dileyince eşyalarını alıp asıl vatanları olan Yemen'e gitmelerine izin verildi... ancak iş başında iken zulüm yapan ve bu yüzden beddua alan bu kabile mensupları, az bir zaman sonra bulaşıcı bir hastalığa yakalanarak teker teker ölüp gittiler. Cürhümiler, aman dileyip beldeyi İsmail Peygamber soyuna teslim etmeden hemen önce ve son an ve son dakikada huyları icabı bir kötülük işlediler. Yabancı devletlerden mbirinin hediye ettiği altın mbir ceylan heykeli ve kılıç, kalkan, gürz, zırh... gibi Kabe hazinesine mahsus kıymetli eşya namına ne var ne yoksa hepsini zemzem kuyusuna doldurdular ve ağzını taş toprakla akapatarak yerini belirsiz hale getirdiler. Herhalde dönüp Mekke'yi geri alacaklarını düşünüyor ve bu sebeple hazinenin ele geçmemesi için böyle hareket ediyorlardı. ismail aleyhisselam evladı, nihayet Mekke ve civarında hükümran oldu ama hafızalardan silinen bullur sulu zemzem kuyusu kaybolup gitti. Mekke ve Kabe, asıl sahiplerine dönmüştü.. Şifa pınarı zemzem ise kimbilir kaç yıl gözlerden saklı, besmeleli mü'min ağızlara hasret...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 1-SEVGİLİ PEYGAMBERİM



Kıymetli Okuyucumuz, Elinizdeki bu seri ile Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın mübarek hayatlarını anlatmaya çalışıyoruz. Metin tekrar tekrar yazılıp gözden geçirilerek nihai şeklini almıştır. Kitabı telifindeki bu titizliğe eş olarak teknik cephesi ile de mükemmel hale getirmeye çalıştık. Eser, çocuk, genç, yetişkin her yaştaki insanın zevkle okuyup, rahatlıkla istifade edebilmesi için akıcı, berrak ve şiirli bir üslubla yazıldıktan başka san'at eseri kıymetinde resimlerle süslenmiştir. Resimlerde dini ölçülere aykırı bir tarf olmadığını hemen hatırlatmalıyım. Asırlardan beri Sevgili Peygamberimizin hayatını mevzu edinen birbirinden üstün siyer-i nebi'ler kaleme alınmıştır. Şüphesiz her mümin için en ileri ideal, beşer kudreti nisbetinde O'nu en güzel şekilde anlatmaktır. Kainatın baş tacının hayatını bugün de tafsilatı ile bilmekte mutlak zaruret vardır. O'na muhtaç ve O'na hasretiz. Ebedi rahberimiz Sevgili Peygamberimizdir. Varlığımızı ve kurtuluşumuzu O'na borçluyuz. Allahü teala, bir hadisi kudside "Sen olmasaydın, Sen olmasaydın hiç bir şeyi yaratmazdım" buyurmakta. İslam uleması, "Muhammed aleyhisselam, dünya yaratıldığı günden, kıyamet kopuncaya kadar gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünüdür" değişmez hükmünü koymuştur. İmam-ı Rabbani Hazretleri de "Müjdeci Mektuplar" ismi ile türkçeye tercüme edilen Mektubat'ın birinci cildi kırkdördüncü mektubunda şu haberi veriyor: "Bütün insanlığın en üsütün olan böyle bir Peygambere inanan ve O'nun yolunda giden kimse, elbette Ümmetlerin en iyisi olur. O'na inanmayan, O'nu anlamayan, kendileri gibi san...

Devamını Oku

» Tüm Yönleri ile Rosetta – Philae Kuyruklu Yıldız Görevi



  Geçtiğimiz günlerde insanlık adına önemli bir başarı elde edilmiş, Philae ismi verilen uzay aracı 67P isimli kuyruklu yıldıza inmişti. Her ne kadar bugün ESA tarafından yapılan açıklamada Philae’nin güç ünitelerinin tükendiği ve uyku moduna geçtiği söylense de bir kuyruklu yıldıza ulaşmak ve küçük sapmalar ile uzay aracını yerleştirmek önemli bir başarı olarak tarihe not edildi. Bu tarihi an içerisinde hiç kuşkusuz bir çamaşır makinesi kadar boyutlara sahip olan Philae’nin, bir şehir büyüklüğünde ki Kuyruklu Yıldıza inişi belki de beklenmeyen bir olaydı. 10 yıllık görev süreci düşünüldüğünde Rosetta – Philae’nin başarılı olması ise sürpriz sayılabilir. Üstelik iniş sürecinde yaşanan olaylar ve ilk sinyalin 30 dakika gibi bir sürede ulaşması da beklentilerin daha üst seviyelere çıkmasına neden oldu. Philae Nerede – Ne Yapıyor? Rosetta’dan ayrılan Philae, 22 km ve yaklaşık 7 saatlik bir yolculuğun ardından 67P ismi verilen Kuyruklu Yıldıza iniş yapabildi. Toplamda 2 deneme sonucunda iniş yapabildiği söylenen araç, belirlenen iniş noktasından daha farklı ve karanlık bir bölgeye sıçradı. ESA, Rosetta – Philae görevi ile Dünya’da bilim adına pek çok ilki de gerçekleştirmiş oldu. Örneğin ilk defa bir uzay aracı kuyruklu yıldız yörüngesine girerken yine ilk defa bir kuyruklu yıldız yüzeyine iniş yapılabildi. Son 10 aylık sürece baktığımızda ise tarih bize çok ilginç detayları sunuyor. 2004 yılında fırlatılmasına rağmen 2011 yılında uyku moduna alınan Rosetta, Ocak 2014 tarihinde uyandırıldı. Ağustos ayında kuyruklu yıldızla ilk buluşmayı gerçekleştiren uzay aracı yaklaşık 2.5 ay boyunca kuyruklu yıldı...

Devamını Oku

» Güneş’te Dev Patlama Gözlendi



NASA, günlerdir devam eden fırtınalar sonucunda Güneş’te dev bir patlama gözlemledi. Patlama etkisinde Dünya’nın bazı bölgelerinin de etkilediği belirtilirken bu etkiler arasında radyo dalgalarının bloke olduğu söyleniyor. NASA, Güneş Dinamikleri Gözlemevi tarafından geçtiğimiz Cuma günü yapılan gözlemlerde dev patlamaya ilişkin bir görsel yayınlandı. Patlamanın şiddeti X1.8 olarak belirtilirken Cumayı – Cumartesiye bağlayan gece de bazı bölgelerin geçici radyo dalgaları bloke sorunu yaşadığı söylendi. NASA tarafından verilen bilgilerde patlamanın Aktif Bölge 2242 olarak adlandırılan Güneş lekesinde meydana geldiği söyleniyor. 2014’ün Kapanışı – Dev Patlama ABD Uzay Hava Tahmini Merkezi’nden yapılan açıklamada “aktif bölgenin büyük ve belirsiz olduğu” orta dereceli radyo kesintileri yaşanabileceği ve bir büyük patlama daha olabileceği belirtiliyor. Güneş yüzeyinde X1.8 şiddetinde gerçekleşen patlamadan önce pek çok şiddetli patlama gerçekleşti. Aktif Bölge 2241’de yine hafta içerisinde yaşanan patlamalar M8.7 ve M6.9 olarak ölçülmüştü. Bilindiği gibi Güneş lekeleri çok büyük güçte manyetik alan faaliyetlerinin gerçekleştiği alan olarak biliniyor. Geçtiğimiz Cuma günü yaşanan X şiddetinde patlama, en şiddetli Güneş olayı olarak tarif ediliyor. Aynı zamanda taç kütle atımı olarak da bilinen patlama uzaya büyük miktarda yüklü parçacığın saçılmasına neden oluyor. Aktif Bölge ve patlama şiddetine bağlı olarak Güneş yüzeyinde meydana gelen olaylardan kimi zaman Dünya’da etkilenebiliyor. Geçtiğimiz Cuma günü yaşanan patlama ne...

Devamını Oku

» Kozmosun Uç Noktaları



  Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte Büyük Patlama sonrasında meydana gelen olaylar daha yakından incelenmeye başlandı. Her ne kadar geçen her gün daha fazla ilerleme kaydediyor olsak da Evren hakkında bildiklerimiz, bilmediklerimiz yanında bir toz zerreceği kadar yer kaplamıyor. Evrenin büyüklüğüne ilişkin bilim insanları net bir tanımlama yapamıyor olsa da gözlemlenebilir evren konusunda bazı tahminlerde bulunuluyor. Astronomlara göre Evrenin yaşı 13.8 milyar yıl olarak kabul ediliyor. Bu nedenle hem ışık hızı hem de mesafe etkisinde yalnızca yaşadığımız gezegenden 13.8 milyar ışık yılı uzaklıkta ki mesafe gözlenebiliyor. Aslında oldukça sıradan görünse de gözlemlenebilir evren tanımlaması, belirlenen mesafenin ötesinde bir şey olmadığını ifade etmiyor. Kozmosun Uç Noktaları Uçsuz, bucaksız bir Evrende merkezi Dünya olan bir tanımlama yaptığımızda yolculuk yapabileceğimiz gezegenler ve süper kümeler bizi karşılıyor. Her ne kadar hakkında bilgi verebileceğimiz farklı muhtemel yaşam alanları olsa da Dünya ile başlamayı uygun buluyoruz. Dünya, Güneşten uzaklık açısından üçüncü sırada yer alan sıvı okyanusları, verimli toprakları ile her yerinde yaşam alanı barındıran eşsiz bir gezegendir. İnsan örneğinde olduğu gibi gezegenlerde ve yıldızlarda belirli bir yaşam süresine sahiptir. Bu süre içerisin de kimi çok hızlı sönüp giderken bazıları ortalama yaşam süresine sahiptir. Samanyolu, diğer galaksilerde olduğu gibi çok büyük bir hızla hareket ederken Güneş sistemimiz saatte 828.000 kilometre hızda bu harekete eşlik ediyor. İçinde bulunduğumuz galaksi, 30 dan fazla galaksiyi içeren yerel grup içerisinde yer alırken bize en yakın olan Andromeda ile yaklaşık 4 milyar yıl sonra ça...

Devamını Oku

» Oder Nehri Nerededir?



  Oder Nehri nerededir, Oder Nehri nereye dökülür, Oder Nehri hakkında bilgi. Almanya ile Polonya’nın en önemli nehirlerinden biridir. Uzunluğu 900 km. kadardır. 500 km. kadar içeriye küçük gemiler girebilir. Oder nehri, Karpat Dağlarından çıkar, Batı Polonya boyunca yol alır, Polonya ile Almanya arasındaki sınırı meydana getirdikten sonra Stettiner Haft denilen küçük, sığ bir koydan Baltık Denizi’ne dökülür. Oder nehri üzerindeki en önemli şehirler Frankfurt’la Breslau’dur. Spree nehir ile birtakım küçük kanallar Oder nehrini Elbe nehrine bağlar. Oder’in başlıca kolu, Polonya’dan çıkan Warta akarsuyudur. Bu akarsu, Netze (Not6c) nehrini, bir kanal yolu ile de Oder’i Vistula nehrine bağlar. Oder nehri, çeşitli kollarla, kanallarla bağlı olduğu önemli akarsular sayesinde, birçok iç bölge ülkelerinin denizlerle ilinti kurmasını sağlar. Hatta bu yüzden, Versailles Antlaşması maddelerinden birinin gereğince, Oder nehri boyunda, gemilerin girebildiği, işletildiği yöreler, uluslararası kontrola bağlı tutulmuştu. Daha sonra bu antlaşma Adolf Hitler tarafından kaldırıldı. 2. Dünya Savaşının sonunda Oder, Polonya ile Almanyayı ayıran sınır olarak kabul edildi....

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.