» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 5 - Said bin Zeyd'in evi



Said bin Zeyd'in evi.. Eve yaklaştıkça bir erkeğin okuduğu Kur'an-ı kerim işitiliyor.... Said ve hanımı ilk mü'minlerden. Yolaçıcı bayrak insanlar. Habbab bin Eret radıyallahü anh'ı evlerine davet etmiş ondan Kur'an-ı kerim öğreniyorlar. Evin dışına sızan, Hazret-i Habbab'ın okuması. ...... Ömer, bir kaç saniye hiddetle karşısındakinin yüzüne baktıktan sonra geri dönüp seri adımlarla uzaklaştı. "Kızkardeşinle enişten de müslüman" sözü ona her şeyi unutturmuş ve önce bu aile için ihaneti cezalandırmaya karar vermişti. Said'in evine yaklaşırken o derinden derine işitilen Kur'an sesi ömer'i buluyordu... "..demek doğru" dedi içinden ve kapıyı kırrcasına yumruklamaya başladı... Evdekiler kılıç kuşanmış haldeki öfkeli Ömer'i görmüşlerdi. Şimşek hızı ile Habbab'ı kilere, Kur'an yazılı sayfayı da gizli bir yere sakladıktan sonra kapıyı açtılar. Mümkün mertebe tabii görünmeğe ve renk vermemeye çalışıyorlardı. -Ne okuyordunuz? Adımını eşikten içeri atan Ömer'in ilk sorduğu bu olmuştu. İşte müşkül an... ne deseler Ya Rabbi; ne söyleseler? İki ayağı üzerinde yere çakılmış gibi dimdik duran Ömer, patlamaya hazır bir yanardağ gibi. Yakıcı nazarlarla cevap bekliyor. -Hayır dedi eniştesi, sana öyle gelmiş. Ne okuyabiliriz ki. Sadece konuşuyorduk. Belki sesimiz yüksek çıkmıştır. Laf, Said'in ağzında yarım kaldı. Ömer, eniştesini yakasından kavradı kendine çekti ve; sonra da şiddetle yere çaldı. Hanımı Fatıma, said'i yerden kaldırmaya fırlamıştı ki yüzünden amansız bir tokat patladı. Tokat, narin islam hanımına balyoz gibi ağır gelmişti... gözlerinde şimşekler uçuştu, yıldızlar yanıp söndü. ...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 5 - Hazret-i Ömer radıyallahü anh



  BENİ BİLEN BİLİR. BİLMİYEN BİLSİN Kİ ÖMER İBNİ'L HATTABIM ! Hazret-i Ömer radıyallahü anh   Kureyş, Hazret-i Hamza radıyallahü anh'ın müslüman olma şokunu henüz atlatmış değil. Ama asıl şok; daha doğrusu büyük darbe geride. Ummadıkları biri müslüman olmak üzere. Bu beklemedikleri şahsın müslüman olması ile küfrün dünyası başına yıkılacak. ........... Ömer, Kureyş'in şöhretli isimlerinden. İri yarı, heybetli görünüşü, kızıl gür saçlı, sık sakallı bir insan. Tehlikeleri hiçe sayan bir tabiatı var. Ticaretle uğraşıyor... O'nu Kabe yolunda görüyoruz. Niyeti Peygamberimizi uyarmak. "Vazgeç bu ettiklerinden diyecek. Dinimize, yolumuza ilişme. Eğer insanları kendine çekmeye devam edersen bunun hesabını verirsin!" ihtarını yapacak. Aksi halde şu cemiyet çözülecek, gemi su alacak, asırlık çınar kurumaya yüz tutacak, töre bozulacak. Hayır! Ömer, yanılıyor. Kız çocuğunu diri diri toprağa gömerken nasıl hata ediyorsa öyle yanılıyor. Asırlık çınar yani Kureyş, yani bütün arap milleti, yani bütün yeryüzü kurumuşken; görünüşteki aldatıcı canlılığa rağmen ölmüşken; O'nun sallallahü aleyhi ve sellem, getirdiği ebedi nizamla dirilecek. Bir dağ gibi yolları doldura doldura yürüyen Hattaboğlu'nun Kabe'ye vardığı esnada Resul-i Ekrem, oradaydı ve Elhakka Suresi'ni okuyordu. "Okuması bitsin, dikkatini çekerim" diye niyetlendi ve bir kenara saklanarak dinlemeye başladı. Fakat dinledirçe kendine birşeyler oluyordu; Kur'an-ı Kerim'e karşı hayranlık duyguları kabardı. Bunun üzerine şöyle düşündü; "Evet; galiba doğru, O, Kureyşin s&ou...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 5 - Nübüvvetin beşinci yılı



  Nübüvvetin beşinci yılı. Zulme dur durak yok. Küfür, insafsız yangınlar, azgın dalgalar gibi mü'minlerin ve bilhassa arkasız mü'minlerin üstüne geliyor. İnkar cephesi için artık hayatın bir tek maksadı kalmamıştır; İslamiyeti yer yüzünden silip süpürmek. Onlara göre bir kimse Muhammedi olmakla putperestleri karşısına almış ve kendilerine harp ilan etmiş oluyor. birinin müslüman olduğunu öğrenmeye görsünler; aman Allahım, o ne vahşi tablolar!Aç kurtlar misali saldırıyorlar. Bütün mesele dayanmak, tahammül etmek... Ne kadar, nereye kadar, hangi güne kadar? Azap, işkence, zulüm, zulüm, zulüm. Buna bir çare bulmalı; bir çıkış yolu aramalı. Acaba mir müddet için bile olsa Mekke'den gurbete mi göçseler? Bir gurup mazlum sahabi, Resuller Resulünün muhteşem huzurlarındalar. Çektiklerini edebin en yüksek hali ile arzediyor; Sevgili Peygamberimiz, Sallallahü aleyhi ve sellem, birşeycik buyurmadan dinliyorlar... Sızlanmalar, dert yanmalar kendilerine malum olmasına rağmen tekrar tekrar büyük üzüntülerle anlatılıyor. Nihayet aziz arkadaşları, büyük; en büyük sahabi Hazret-i Ebu Bekir, radıyallahü anh, devreye girme zaruretini duydular. Ey Allah'ın Resulü! Kafirlerin, Hatib bin Amr bin Abd-i Şems'e yaptığı işkenceleri görseydin bu arkadaşlarımızın dileklerini zarurete binaen kabul ederdin... Hazret-i Ebu Bekir'in bu ricası üzerine Resululalh hicret izni verdiler. Mekke'den, o ana-baba yurdundan sırf dinlerini korumak, ibadetlerini yapabilmek için ayrılma zahmetine giren bu garip ama eşsiz sahabiler, yine arz ettiler: -Ya Resulallah! Hangi memlekete gidelim; nereyi tevsiye buyurursunuz? Mü'minler, sevinçle karışık b...

Devamını Oku

» TÜRKİYEM



    TÜRKİYE.exe http://turbobit.net/m71bns5h39ee.html

Devamını Oku

» İLLERİMİZİN İNGİLİZCE TANITIMI



ZONGULDAK İNGİLİZCE YOZGAT İNGİLİZCE YALOVA İNGİLİZCE VAN İNGİLİZCE UŞAK İNGİLİZCE TUNCELİ İNGİLİZCE TRABZON İNGİLİZCE TRABZON İNGİLİZCE 2.SAYFA TOKAT İNGİLİZCE TEKİRDAĞ İNGİLİZCE ŞIRNAK İNGİLİZCE ŞANLIURFA İNGİLİZCE SİVAS İNGİLİZCE SİNOP İNGİLİZCE SİİRT İNGİLİZCE SAMSUN İNGİLİZCE SAKARYA İNGİLİZCE RİZE İNGİLİZCE OSMANİYE İNGİLİZCE ORDU İNGİLİZCE NİĞDE İNGİLİZCE NEVŞEHİR İNGİLİZCE NEVŞHİR İNGİLİZCE 2.SAYFA MUŞ İNGİLİZCE MUĞLA İNGİLİZCE MUĞLA İNGİLİZCE 2.SAYFA MUĞLA İNGİLİZCE 3.SAYFA MUĞLA İNGİLİZCE 4.SAYFA MANİSA İNGİLİZCE MALATYA İNGİLİZCE KÜTAHYA İNGİLİZCE KONYA İNGİLİZCE 2.SAYFA KONYA İNGİLİZCE KOCAELİ İNGİLİZCE KİLİS İNGİLİZCE KIRŞEHİR İNGİLİZCE KIRKLARELİ İNGİLİZCE KIRIKKALE İNGİLİZCE KAYSERİ İNGİLİZCE KASTAMONU İNGİLİZCE KARS İNGİLİZCE KARAMAN İNGİLİZCE KARABÜK İNGİLİZCE KAHRAMANMARAŞ İNGİLİZCE İZMİR İNGİLİZCE İZMİR İNGİLİZCE 2.SAYFA İZMİR İNGİLİZCE 3.SAYFA İZMİR İNGİLİZCE 4.SAYFA İSTANBUL İNGİLİZCE 2.SAYFA İSTANBUL İNGİLİZCE İSTANBUL İNGİLİZCE 3.SAYFA İSTANBUL İNGİLİZCE 4.SAYFA MERSİN(İÇEL) İNGİLİZCE MERSİN(İÇEL) İNGİLİZCE 2.SAYFA MERSİN(İÇEL) İNGİLİZCE 3.SAYFA ISPARTA İNGİLİZCE IĞDIR-İNGİLİZCE HATAY İNGİLİZCE HAKKARİ İNGİLİZCE GÜMÜŞHANE İNGİLİZCE GİRESUN İNGİLİZCE GAZİANTEP İNGİLİZCE ESKİŞEHİR İNGİLİZCE ERZURUM İNGİLİZCE ERZİNCAN İNGİLİZCE ELAZIĞ İNGİLİZCE EDİRNE İNGİLİZCE DÜZCE İNGİLİZCE DİYARBAKIR İNGİLİZCE DENİZLİ İNGİLİZCE ÇORUM İNGİLİZCE ÇANKIRI İNGİLİZCE ÇANAKKALE İNGİLİZCE BURSA İNGİLİZCE 5.SAYFA BURSA İNGİLİZCE 4.SAYFA BURSA İNGİLİZCE 3.SAYFA BURSA İNGİLİZCE 2.SAYFA BURSA İNGİLİZCE BURDUR İNGİLİZCE BOLU İNGİLİZCE BİTLİS İNGİLİZCE BİNGÖL İNGİLİZCE BİLECİK ...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - YEMENE SIÇRAYAN NUR KIVILCIMI



YEMENE SIÇRAYAN NUR KIVILCIMI RESULULLAH'IN BÜTÜN HARPLERİNDE BULUNAN; HAZRET-İ EBU BEKR DEVRİNDE İSLAMİYETİ TERKEDEN BEDBAHT MÜRTEDLERLE YİĞİTÇE VURUŞURKEN ŞEHİD OLAN O KAHRAMAN SAHABİNİN YÜKSEK RUHUNA OKYANUSLARA KOŞAN COŞKUN IRMAKLARIN BERRAK SULARI KADAR SELAMLAR OLSUN. Peygamberimizi dinleyen biri şayet peşin hükümlü değilse mutlaka müslüman oluyor... insanların böyle tek tek müslüman olmaları putperest Mekkelileri son derece rahatsız etmekte. Bu yüzden etrafını uzaktan uzağa görünmez duvarlarla çevirerek insanlardan tecrid etmeye çalışıyorlar.. bu duvarlar; yalan, iftira ve dedikodu aşağılığı tarafdan kuşatıp aynı sözleri belki bin kere tekrarlayarak alabildiğine bir menfi propaganda ile beyin yıkıyorlar... Tufeyl bin Amr'ı bile bu korkunç söz taarruzu ile kandırabildiler. O Tufeyl ki Yemen'in en iyi kabilesine mensup seviyeli bir insan. Aynı zamanda şair. Arapça lisanının ustalarından. Buna rağmen. O'nu da şaşırttılar. Tufeyl, duyduklarından ürktü ve tedirgin oldu. ...İslam güneşinin dünya ufkunda karanlıklar ıyırta yırta ağır ama emin bir yükselişle doğduğu günlerdi.. Kafirler, müminlere sadestçe zulmediyorlar. İşte bu hengamede Tufeyl bir Amr, Mekke'den içeri girdi. Ticaret yaptığı için bu şehre zaman zaman gelir; hem alış veriş yapacak hem de Kabe'yi ziyaret edecektir. çünkü hac mevsimi. Niyeti ve geliş sebebi bu... Ya kendisini bekleyen istikbal? Orası esrarlı bir perde ile örtülü. Tufeyl'in geldiğini gören islam düşmanları, yanına gelerek hoş-beşten sonra konuşmaya başladılar. Sözü biri bırakıp biri kapıyordu... -Aman dikkatli ol! Abdülmüttalib'in yetimi vardı ya; hatırlar mısın? Evet canım Muhammed! Şimdi büyük iddialar peşinde; Peygamber o...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - ALLAH ve RESULÜNÜN MUHABBETİ UĞRUN



ALLAH ve RESULÜNÜN MUHABBETİ UĞRUNA Sevgili Peygamberimizi düşmana karşı müdüfaa Ederken sağ kolu ani bir kılıç darbesi ile Kesilince sancağı sol koluna alan sol kolu Kesilince kesik kolları ile onu bağrına basan Ve şehid olunca üzerindeki entari Yetmediğinden ayak tarafı ancak otlarla Örtülmek suretiyle toprağa verilen o büyük Sahibeye gökteki yıldızlar, çöllerdeki kumlar ayısınca selam olsun. Kıvrım kıvrım siyah saçlar,cezbedici yüzü, mevzun boyu ayakkabıdan elbiseye kadar tril tril kıyafeti ile Mekke'nin en zarifi, en narini, en kibarı ve en güzeli: Yani: Mus'ab bin Umeyr. Mus'ab bin Umeyr, çok zengin bir ailenin çocuğu; mükemmel bir tahsil görmüş. Kıvrak bir zeka ve üstün fesahat ve belegata sahip. Bu yüzden de annesi başta olmak üzere bütün aile üstüne titriyor... Fakat O, içinde bulunduğu halden memnun değil. Şu putların tarı olması ne demek? Hihayeti ağaç, taş, cansız cisim. Aklı almıyor böyle bir şeyi, İçinde bir boşluk var. Sebebini bilmediği bir sıkıntı, cevabını bulumadığı sualle, iç dünyasını zorlayıp duruyor... Allah, şu cansız heykeller olmamalı... Allah, elbette madde ve cisim değil. Ve bu sebeple Mekke sitesinin bu entellektüel genci, aileden gelen şu batıl dine; daha gerçek ifadesi ile; din zannettikleri düzmeceye içten içe isyanda haklıdır. Mus'ab, yaşadığı coğrafyanın din diye sarıldığını kabullenemiyor. Bu nasıl din ki şu toplumun ileri tutar tarafı yok? Seçkin genç, bu fikirle çalkalınırken beklemediği bir zamanda ruhunun penceresinden bir nur hüzmesi akmaya başlıyor. İslamiyeti işitiyor. Muhammer-ül Emin, yeni bir dinden bahsediyormuş; kendisi de o dinin peygamberiymiş... Sağdan solran O'nun büyük &ccedi...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - DARÜL İSLAM



DARÜL İSLAM O KAFİRLER, İMAN EDENLER İÇİN; "EĞER ONDA (İSLAMİYETTE) BİR HAYIR OLSAYDI BU HUSUSDA ONLAR (FAKİRLER, ÇARESİZLER) BİZİM ÖNÜMÜZE GEÇEMEZLER, BİZDEN ÖNCE ONA KOŞMAZLARDI" DEDİLER. HALBUKİ ONLAR, ONUNLA (KUR'AN-I KERİMLE MÜ'MİNLER GİBİ)HİDAYETE KOŞAMADIKLARI İÇİN (KUR'AN-I KERİMİ İNKAR ETMEK İÇİN) "BU KUR'AN-I KERİM (MUHAMMED'İN ORTAYA ÇIKARDIĞI) ESKİ BİR YALANDIR" DİYECEKLERDİR. AHKAF: 11 Madem ki Kur'an inzal olacaktı; niçin Haşimilerden Abdullah'ın yetimi seçilmişti? Halbuki Mekke ve Taif'de nice büyü zenginler, herkesin hürmet gösterdiği liderler ve güngörmüş ihtiyarlar vardı... bunlar dururken Peygamberliğin ona gelmesi... böyle mbir eyi akılları almıyordu. Velid bin Mugire ile diğerlerri de böyle düşünmüyor mu? Velid: -Muhammed'e gelen şu Kur'an keşke iki memleketten birinin büyüğüne; mesela Ümeyye bin Halef'e inseydi derken; bir islam düşmanı elini arkadaşının omuzuna koymuş başıyla onu tasdik ediyor: -Doğru diyorsun dostum! Veya senin gibi birine gelmeliydi... -Teşekkür ederim... kendim için konuşmuyorum ama; mesela Sakif kabilesinden biri Mes'ud bin Amir veya Kinane bin Abdi yalil, Muattib veya Urve, nebi olsaydı daha yerinde olurdu. Sanki kendilerine sorulacaktı. Cenab-ı Hakkın rahmetini onlar mı bölüşüyor ki bu işe karışırlar? Kureyş'in bir de eskiden beri ürüp gelen aileler arası rekabet ve iç çekişme meselesi var. eğer Haşimioğullarından bire resul olarak kabul görürse bu aile, diğerleri ile mukayese kaebul etyecek derecede arayı açacak. ebu Cehil ve kafadarları bunun da korku ve kıskançlığını yaşıyorlar. Ebu Cehil, kendi kendine soruyor: -Haşimilerle hep yarıştık. Onlar, halka ziy...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - BABA'NIN ZULMÜ



BABA'NIN ZULMÜ DE Kİ: MAĞRİB VE BAŞRIK ALLAH'IN MÜLKÜDÜR. O, DİLEDİĞİNİ DOĞRU YOLA İLETİR. BAKARA: 142 Ey alemlerin Rabbi olan yüce Allahım; babama hasta yatağından kalkmak nasip eyleme!... Bir beddua... Ağza alınması zor, müthiş bir söz. Bir evladın bababasının canını alması için niyazı. Bu evlat, hem de eshabdan biri! Nasıl olur? Bir sahabi öz babası için nasıl böyle konuşuyor? ............ Halid bin Said, bir rüya görüyor. Korkulu bir düş,.. tasvir edilmez dehşetli ile cehennem. Ateş, insanı tepeden tırnağa korku içinde bırakıyor. Korkonç bir yer. Halid, cehennemin kıyısında ve kaynayan, homurdanan ateş, gürül gürül... tam bu sırada arkasında babası Ebu Uhahya beliriyor. Ama bu adam çılgın... oğlunu cehenneme itekliyor. Halid, düştü düşecek; sallanıyor. Kibirden iki cihan sultanı Sevgili Peygamberimiz, sallallahü aleyhi ve sellem, zuhur ediyor ve Halid bin Said'i belinden yakaladığı gibi ateşin ağzından çekip alıyor... ...Bir feryatla tavan inip kalkıyor adeta... Halid, Cehennemden kurtarıldığı an kopardığı feryatla uykudan sıçramış ve yatağından doğrulmuş oturuyor... Hala korkular içinde. Yemin ediyor: -Vallahi bu rüya aynen doğru!.. Sıkıntıdan boğulacak gibi. Hava almak üzere kendini sokağa atıyor. Gecenin erken saatleri olduğu için tek tük insanlar geçmekte. Bir dost çehresi arıyor. şu karşıdan gelen aşina biri galiba. Gecenin mavi loşluğunda bunun Hazret-i Ebu bekr olduğunu anlayınca seviniyor... rüyasını anlatabileceği aklı başında bir insanı görmenin memnuyeti. Hazret-i Ebu Bekr radıyallahü anh'ın önünde duruyor. Hoşbeşden sonra rüyadan bahsediyor. -Sahih bir rüya görmüşsün. Ebu Kasım son peygamberdir. K...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - KÖLELİKTEN SULTANLIĞA



KÖLELİKTEN SULTANLIĞA YA BİLAL, EZAN OKUYARAK BENİ FERAHLANDIR. HADİS-İ ŞERİF Bir Mekke gecesi... Aydınlık ve duru duru bir gece. Şuradan buradan duyulan böcek ve kuşlar, gecenin derinliğinde eriyen doyulmaz sesleri le göğe kocaman gümüş bir madalyon gibi asılmış dolunaya hangi sırrı fısıldıyor dersiniz. Yıldızlar, yanıp sönen ışıkları ile uzaktan çevreledikleri aya mı, ürpertili yalnızlığı siyah bir kadife gibi üstüne çekmiş yeryüzüne mi, selam veriyorlar belli değil... Belli olan o ki bir gölgenin duvar diplerine sine sine yürüdüğü. Uzunca boylu olduğu anlaşılan tedirgin bir karaltı, etrafı iyice dinleyerek bir tehlike bulunmadığına emin olduktan sonra önünde durduğu evin kapısını usulca tıklattı: -Bilal! ...çıt yok. Karaltı az dinledi. Kapıyı daha hızlı vurdu ve deminkinden daha yüksek seslendi: -Bilal! Bilal! Susdu ve beklemeye başladı. Vakit eriyip eriyip giderken içerden ayak sesleri işitildi. Ohh nihayet geliyor.. Gelen, yaklaşırken, uykulu bir sesle sordu: -Kim o?! Dışardaki duyulur duyulmaz bir tonda cevap veriyor: -Benim! Ebu Bekr! Bilal, kapıyı aralarken: -Hayırdır! dedi, gecenin bu saatinde mühimce bir şey olmalı. -Seni İslam dinine davet için geldim! Bilal şaşırdı. Bu da ne emek? hem de gece yarısı! "İslam dini" ne demek? İçeri girerken sormaya devam ediyordu: -Ya Eba Bekr! Bu dediklerini sabah konuşsaydık olmaz mıydı? -Olmazdı, çünkü efendinin bunu bilmemesi lazım.. Bir kenare iliştiler. İnsanlığın ikinci en üstünü anlatmaya başladı: -Beşeri; içinde bulunduğu şu zelil ve ahmak mevkiden kurtularak tek ve hakiki mabud olan yüce Allah'a iman saadetine kavuşturacak İslam dinini, diğer peygamberlere de gelmiş olan Cebrail ismindeki melek tebliğ ediyor. Şimdi bu e...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - İLK ŞEHİDLER



İLK ŞEHİDLER ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERE ÖLÜ DEMEYİN! BİLAKİS ONLAR DİRİDİR; FAKAT SİZ BUNU ANLAYAMAZSINIZ. BAKARA 154 Feyz ve hidayet ocağının kapısında pençe pençe kan lekeleri... Müşrikler, akla gelebilen ve gelemeyen her yolla insanlığın rehberini yıldırmak istiyorlar. Saadet ocağının kapısındaki kanlı izler, bunun son işareti. Kureyşli dinsizler, bir kaba doldurdukları kana ellerini batırıyor ve kanlı pençelerini o kapıya vuruyorlar... Sabah olduğunda Resuller önderinin kapısında pençe pençe kan izleri görülüyor. Aslında kendi ruhlarının fotoğraflarını çıkarıyorlar. Yoksa böyle gariplikler yapmakla ne elde edilebilir ki... ve bir şey elde edemiyorlar da. Bu sebeple bu safhada Sevgili Peygamberimiz'in yakasından düşerek eshabı güzinden arkasız olanları seçip onlara tasalluta başlıyorlar. Fakat kötü bir başlangıç. Küfür, azınlığın azınlığı durumunda olan hak yolun yolcuları üzerine çok fena çullanmış ve dehşetli bir terör estirmeye başlamışlar. Bu şiddetli baskı, yanardağ lavları gibi coşkun imana sahip ilk müslümanları İslamiyetten alamamışsa da başka bir çok insanın müslümanlığını geciktirmiş ve hak dini tercih cesaretlerini kırmıştır. Ağır ve geçmek bilmeyen günler. ne çileler. Allah'ım ne büyük imtihanlar!... kıpkırmızı bir gonca gül tomurcuğu, çıplak kayayı zorlayıp çatlatarak yol bulmaya çalışıyor. İlk müminler de cansız kayadan daha sert putperest bir cemiyeti zorlayarak ebedi saadetin fenerini yakmaya uzanıyor... ...karanlık bir mağaradan farksız Arabistan; Arabistan değil, bütün yer yüzü ışıl ışıl bir dünyaya çevrilecek. O bir avuç Peygamber bağlısı, fısıltılarla konuşarak, gizlice buluşarak gözden saklı köşelerde bunun imk...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - YARASALAR



YARASALAR BİZ, ONLARI KIYAMET GÜNÜ KÖRLER, DİLSİZLER VE SAĞIRLAR OLARAK YÜZÜ KOYUN HAŞREDECEĞİZ. ONLARIN VARACAĞI YER CEHENNEMDİR Kİ ATEŞİ YAVAŞLADIKÇA; BİZ, ONUN ALEVİNİ ARTIRIRIZ. İşte böyle... Önce dudak büktüler... az evveline kadar; "en emin, çok dürüst, daima doğru sözlü, asla yalan söylemez", dedikleri insanı vahyi tebliğe başlayınca dudak bükerek garipseyerek, söylediklerini gelip geçici bir hal olarak karşıladılar. Cin falan mı zarar vermişti; bir hoş olmuştu bu genç adam... tahminleri boşa çıktı... en sağlam mantık, en güçlü irade, en muhkem akıl, en temiz şuur O'nda görülüyor... bu defa; "bir menfaat koparmak niyetinde herhelde"diye düşünerek teklif üstüne teklif yağdırdılar... kadın, para, mal, servet, liderlik, değer verdikleri ne varsa önüne sermek istediler. Yeterki rahatları bozulmasın; karışanları olmasın, dünyaları değişmesin, sözlerinin üstüne söz gelmesin. ...'ne de tuhaf şeyler oluyor. Veya olabilirmiş. Hele şu Muhammed'e bakın. Bu ne cesaret, ne cür'et? Bu sayılanları da elinin tersiyle şöle bir kenara itiyor ve dediklerini tavizsiz tekrarlıyor:' Allah, sizin tapındığınız şu zavallı heykeller değildir! Bunlar ne ki; basit bir eşya. İnsan eli ile şekillenmiş madde parçaları... Allah birdir. Ne ortağı vardır, ne benzeri. Doğmamıştır, doğurmamıştır, ölümsüzdür. Bildiğimiz ve bilmediğimiz; insan, hayvan, kuş, sürüngen, deniz mahlukları, kara yaratığı ne varsa, hepsini o, doyurur. Gördüğümüz ve göremediğimiz her şeyi o, yaratmıştır; yine o, öldürecektir. öldükten sonra bir hayat daha vardır: Asıl ve ölümsüz dünya. Allah, istisnasız herkesi hasaba çekecektir. Peygamber...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - AŞK BUDUR



AŞK BUDUR EBU BEKR'DEN DAHA ÜSTÜN BİR KİMSENİN ÜZERİNE GÜNEŞ DOĞMAMIŞ VE BATMAMIŞTIR. HADİS-İ ŞERİF Allah'ın Resulü, emsalsiz bir sabırla insanları hidayete çağırmaya devam ediyor... Sıkıntılar, çileler ve tek tek müslüman olanlar... O, eziyetleri de rahmet gibi karşılıyor. Daima şükür halinde. Evinde, Beytullah'da ve her müsait yerde Rabbine ibadetle meşgul. Kendisine tevdi edilen insanlığı kurtarma vazifisinde yüce Allah'dan yardım istiyor, metanet diliyor... İşte, mücessem bir nur gibi Kabe'ye yürüyor. Alemlerin Rabbine iltica ederek yalvarıp dua edecek. Ama bırakmıyorlar!... Kim? Bir gurup münkir, Kabe çevresine toplanmış günün aktüel meselesi olan islamiyeti tartışıyorlar. Onlara göre; bir adam çıkıyor ve şöyle giden bir cemiyeti tam aksi tarafa döndürmeye uğraşıyor. Yalnız bir insan, asırlardır yerleşmiş olan her şeyi alt üst ederken kendileri ne yapıyor? Buna kızıyorlar. Pasif kaldıkları; varlık gösteremedikleri inancındalar. Boyun damarları şişe şişe, ağızları köpüre köpüre, yürekleri gayzla dola-taşa konuşuyorlar. Bu aykırı gidişi durdurmanın günü gelmiş de geçmektedir. Daha gecikme felaketi büyütmek olacaktır. öyleyse her imakını kullanarak bu yeni dini söndürmek; hatta Muhammed'in vücudunu ortadan kaldırmak lazımdır... Onlar böyle hararetle konuşurken birden Kabe-i şerifi tavaf etmekte olan efendimizi gördüler... bu görme, aç kurtlar sürüsünün bir ceylanı kırlarda yalnız başına dolaşırken görmesi gibiydi. işte bundan daha güzel imkan, bundan daha müsait fırsat olamazdı ki!... Kurtlar,O mübarek insana dört bir yandan saldırmak üzere atıldı. Boğmak, öldürmek, kinlerini doyurmak niyetindel...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4 - LA İLAHE İLLALLAH



LA İLAHE İLLALLAH BU BİR KİTAPTIR Kİ AYETLERİ İLE EMİR VE YASAKLARI VA'D VE VA'İDLERİ AYIRMIŞTIR. ARABİ LİSANLA ALLAHÜ TEALA'DAN İNDİĞİNE İNANAN KAVİMLERE CENNETİ MÜJDELEYİCİ VE İNANMAYANLARI CEHENNEMLE KORKUTUCUDUR. MÜŞRİKLERİN ÇOĞU O'NU KABULDEN KAÇINIP, CAN KULAĞI İLE DİNLEMEZLER. FUSSİLET Ukaz panayırı. Türlü türlü, renk renk mallar alıcıya çıkarılmış. Pazarlık yapanlar, para ödeyenler, yeni mal getirenler... orta yaşta bir insanın hakim ve cesur bir eda ile şöyle seslendiği duyuluyor: -Ey insanlar! "La ilahe illallah" deyiniz ki kurtulasınız. Bütün bakışların kendisine çevrildiği bu kurtuluş habercisi münadi Sevgili Peygamberimizden başkası değil... ama O, pazar yerini böyle sokak-tezgah gezip vahyi tebliğ ederken biri de O'nun ardınca dolaşıp, -Aman ha! Sakın inanmayın, diyor. Efendimize musallat olmuş bu zulmet elçisi ise Ebu Leheb. Ebu Leheb; yani insanların ebedi saadete çıkan yollarını kesip felakete sürükleyen bir cehennem hizmetçilerinden biri. Çevre kabileler, Hacca geliyor. Beytullah'ı tavaf edip yurtlarına dönüyorlar... ama dinlerinin hükümsüz ve batıl olduğundan haberleri yok. Boşa zahmet içindeler. Çünkü; Allah, sevgilisine Kur'an-ı kerim'i indirerek eski dinlerin hepsini fesh etmiş bulunuyor... Bu sebeple Peygamber efendimiz, Mekke'ye gelen bu ziyaretçileri karşılayarak onlara yumuşak, tatlı, cezbedici bir üslub'la İslamiyeti anlatıyor. Ve bu yabancılar anlıyor ki şu yüksek ahlak güzelliğindeki bir zat, asla ve asla hakikate aykırı bir şey söylemez. O'nun anlattıkları kalblerini imanla dolduruyor... hep müslüman oluyorlar... Putları ile Allah'a ortak koşan Mekke kafirleri, durumdan ciddi şekilde rahatsız... kendi i&cce...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 4



Arkadaşlarım, dostlarım, hısım ve akrabam ve kabilem! Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resülullah / Ben, iman ediyorum ki Allah'dan başka ilah yoktur ve Muhammed aleyhisselam, O'nun Peygamberidir. Puta tapmanız ise batıl ve gülünç bir ibadet şekli. -O nasıl laf öyle ey Cündeb? Sözünü geri al! İlahlarımıza asla hakaret edemezsin! Yoksa sen de biz de onların gazabına uğrarız. Çabuk pişmanlığını dile getir. - ......?! -Olmaz! Söyleyen kim olursa olsun! Biz, putlarımıza hakaret ettirmeyiz. "Batıl" dediğin ibadet, atalarımızdan bize tevarüs etti... bu patlara onlar taptılar; gözümüzü açtık bunu gördük; biz de tapıyoruz. Sen şimdi hangi cesaretle ilahlarımıza saldırıyorsun? Cündeb bin Cünabe, sevgililer sevglisi; can sevgili aziz Peygamberimizin yüksek huzurlarında İslamla şereflendikten sonra alemlerin efendisinin talimatı ile kavmini hidayete kavuşturmak için Gıfar kabilesine dönmüş ve şimdi onları toplanmış olarak en son dini ve onun itikadını bildiriyor ve çığırından çıkmış şu insanları sonsuz saadete davet ediyordu; Kitlenin taşkınlığını Gıfar kabilesi'nin reisi Haffaf yatıştırdı: -Susun!!! Susun! Önce anlatacaklarını anlatsın. Sonra hükmümüzü veririz. Buyur ya Cündeb! -... daha müslüman değildim. Bir gün Nuhem adlı putun içmesi için bir tas süt götürüp önüne koydum. Az ayrılıp geriye baktığımda manzara çok çarpıcıydı... bir köpek, sütün tamamını içtikden sonra bacağını kaldırıp Nuhem'i iyi bir ıslattı. Bu nasıl ilah ki, karnı acıkıyor ve ancak kulların yardımı ile doyabiliyor? Bu nasıl ilah ki, bir köpekten bile sakınamıyor? Sizin tanrı bildiğiniz aslında bir heykelden başka bir şey değil! Aklı olan kendi eliy...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 3-BÜYÜK DAVET



BÜYÜK DAVET -Sana emrolunan şeyi açıkla, baş Ağrıtırcasına anlat, müşriklere aldırma Hicr/94 Sabikun-u İslam denilen ilk müminlerden sonra müsliman olanlar... Ebu Ubeyde bin Cerrah, Ebu Seleme Abdullah bin Abdülesed Erkam bin Ebil Erkam, Osman bin Mazun ve kardeşleri Kudame ile Abdullah, Ubeyde bin Haris bin Abdulmuttalib, Said bin Zeyd ve eşi Hazreti Fatıma binti Hattab... her biri bir güneş. O'nun yolunun öncüleri, yardımcıları, fedaileri olan üstün idrak ve muazzam basiret timsalleri... İlk devirde İslamı seçenler topu topu otuz kişi... bunların da çoğu gençler, fakirler, zayıflar ve kadınlar. İnkarcı bedbahtların gözünde "Ebu Talib'in yetimi ve ciddiye alınmaya değmez bir avuç garip olarak görülen bu ilkler, az zaman sonra öyle bir nur infalakını gerçekleştirecekler ki dünya, bir uçdan bir uca zifiri karanlıktan apaydınlık bir gündüze geçecek zaman bu istihalenin sancılarını yaşamanın eşiğinde. Bir ağaçtan öbür ağaca hayat taşıyan berrak su akıntısındaki sükunet misali, tebliğ, ilk üç yılında bir gönülden bir gönüle sessizce akıp durdu... namazda bile sureler yüksek sesle okunamıyor. Fakat müminlere ilişen de yok. Çünkü müşriklerin putlarına, Ama söylenecek. Bi'set denen mukaddes vazifenin bildirilmesinin dördüncü senesinde Şura suresinin ikiyüz ondördüncü ayeti kerimesi: -Yakın akrabanı ahiret azabı ile korkutarak onları hak dine çağır. Efendimiz, mesele üzerinde uzunca düşünüp bütün çetinliklerini gözden geçirdiği günlerde Cebrail, emri bir an evvel yapmaya başlamasına dair vahyi indirdi... Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz, Hazret-i Ali'yi yollayarak ya...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 3-YA EYYÜHEL MÜDDESSİR



YA EYYÜHEL MÜDDESSİR Ey örtülere bürünüp yatan! Kalk inzar eyle ve rabbini tekbir et Müddessir Ya Resulallah! Biz cahiliyet zamanında yaşamış insanlarız. Putlara tapar, öz çocuklarımızı kendi ellerimizle öldürürdük... bir küçük kızım vardı. Bir gün bunu yanıma çağırdım; oyununu bırakıp sevinerek geldi. Yürümeye başladım; yavrucak da peşimdeydi. Hem cıvıl cıvıl konuşuyor; hemde bana yetişmeye çalışıyordu. Evimizden epeyce uzakta olan kuyunun başına kadar ben önde o arkada olarak yürüdük. Oraya varır varmaz çocuğun kolundan tuttuğum gibi kuyuya fırlattım. ...Boğulmakta olan masumun çığlıklar dolu yalvarışı dağı taşı inletir: -Babacığım!!! Babacığım!!! Ama babanın kalbi kalb değil taştır sanki. Cahiliyet örfü, kalbleri taşlaştırmış, vicdanları köreltmiştir. Sevgili Peygamberimiz, feci hadiseyi dinleyince teessürlerinden ağlamaya başladılar. İpek kalbleribu müthiş canavarlığı tahammül etmemişti. Huzurda bulunanlardan biri günahını dile getiren kişiye kızarak: -Yaptığını beğendin mi? Allah'ın Resulünü hüzünlendirdin, diye çıkışmaktan kendini alamadı. Efendimiz, dertli babaya: -Bir daha anlat! buyurdular. Baba olanları şerha şerha bir yürekle tekrar hikaye edince yeniden ağladılar; göz yaşları süzülüp süzülüp mübarak sakalını ıslatıyordu. Yaşları sildikten sonra pişmanlıktan kavrulan elem dolu adamı teselli ettilery -Allah, cahiliyet sebebi ile yaptıklarınzı bir daha işlemedikce o zaman bırakır; bugüne getirmez...İslamiyetin vahyedildiği zamanlarda Arabistan ve bütün dünya cahiliyet içinde yüzüyor, başı çeken Arap diyarı... babasının peşinden acaba bir şey mi verecek diye koşan küçüc...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 3-BATMAYAN GÜNEŞİN DOĞUŞU



BATMAYAN GÜNEŞİN DOĞUŞU OKU! BÜTÜN MEVCUDATI YARATAN RABBİNİN İSMİYLE Kİ; O,İNSANI KAN PIHTISINDAN YARATTI, OKU Kİ SENİN RABBİN KALEMLE YAZI YAZMAYI ÖĞRETEN, İNSANA BİLMEDİĞİNİ BİLDİREN KERİMLERİN KERİMİ VE İHSAN SAHİBİDİR. Alak suresi / 1-5 Sevgili Peygamberimiz, sallallahü aleyhi ve sellem, ileride kendilerine damat ve yerlerine halife olacak Hazret-i Ali'yi henüz ufacık bir çocukken yanlarına aldılar... doğduğu amdan beri onunla yakından meşgul oluyoırlardı. Ama, çekilen şu kıtlık, himayelerine de almalarını gerektirdi... Öncekilerden daha büyük bir kıtlık, hali-vakti yerinde olanları bile sarsmış ve herkesi geçim darlığına düşmüştü. Sıkıntı içinde olanlardan biri de Ebu Talib; Hazret-i Ali'nin babası... Mübarek Peygamberimiz amcasını düşünüyor. Çocukları çok olduğundan eli darda. Bunca iyiliğini gördüğü insanın yükünü hafifletmek için bir çare bulmalı.... Akri halde Ebu Talib yoklukla mücadele ederken O'nun rahat olması mümkün değil. Diğer amcalardan Abbas'a gidiyorlar: -Amcam Ebu Talib'in üyük sakıntıda olduğunu biliyorsun. Nüfusu kalabalık. Çocuklardan birini sen birini de ben kendi evlerimize alırsak sanırım yükü hafifler. Fikrime ne dersin? Hazret-i Abbas, radıyallahü anh teklifi isabetli buldu. Birlikte Ebu Talib'in evine geldiler. Ve geliş maksatlarını O'na izah ettiler. Ebu Talib, kendisinin düşünülmü olmasına ve gösterilen vefa hissine memnun kalarak: -Akil ile Talib'i bana bırakın; diğer ikisini siz bilirsiniz, dedi. Bunun üzerine Hazret-i Abbas Cafer radyallahü anh'ı Efendimize Ali kerremallahü vecheh'i bakım ve himayelerine aldılar. ...böylece Ali radıyallahü anh efendimiz, küçü...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 3-ASIL HÜRRİYET



ASIL HÜRRİYET AF EDİP YA RAB BAĞIŞLA CÜRM-Ü İSYANIM BENİM, HIFZ İLE AHİR NEFESDE SIDK U İYMANIM BENİM 2. Sultan Mustafa Han (İkbali) Sevgili peygamberimiz, Hadice validemizle evlendikten sonra da ticaret yaptılar. Saib bin Abdullah'ı ortak almışlardı. Hisselerine düşen kazançla fakir ve yetimlere yardım ediyorlardı. Henüz vahiy gelmesine zaman var. Otuziki-otuüç yaşlarındalar. Gözlerine nur görülüyor ve gaipten kendilerine isimleri ile hitap eden sesler duyuyorlar. Bunları sadece sevgili zevcelerine açıyor; başka kimseye söz etmiyorlar... Hadice validemiz, bir gün yeğeni Hakim bin Hizam'dan Şam'a gittiğinde kendisine bir köle satın almasını rica ettiler. Genç, halasının isteğini Zeyd bin Harise'yi satın alarak yerine getirdi. Zeyd, sekiz yaşlarında güzel bir çocuktu... bir gün annesi ile birlikte akrabalarında misafir olarak bulunurken ev basılmış ve pazar yerine götürülüp köle olarak satılmıştı. Efendimiz, Zeyd'i Hazret-i Hadice'nin yanında görünce hanımından mbu köleyi kendisine vermesini rica etti. Aziz kadının Zeyd'i O'na hediye etmesi üzerine alemlere rahmet olarak gelmiş merhamet sultanı, sallallahü aleyhi ve sellem, Zeyd'i derhal azad etti ve bundan böyle hür olduğnu, istediği yere gidebileceğini müjdeledi.. ma; sevinçler içinde kalan yavrucak onları terk etmedi. Nasip ve hikmet. Allah, öyle takdir etmiş ve o küçücük çocuk her hallerinden iyi insan iyi insan oldukları anlaşılan bu aileden ayrılmamıştı... Zeyd'in babası Haris'e yanık şiirler söyleyip ağlayarak köşe bucak yavrucuğunu arıyordu.... annesi ise hasretten deli divane olmuştu... Hac zamanı Zeyd'in kabilesinden bazı şahıslar Mekke'ye gelince Zeyd'i gördüler...

Devamını Oku

» SEVGİLİ PEYGAMBERİM CİLT 3-HATİCE'TÜL KÜBRA



HATİCE'TÜL KÜBRA KABÜL EYLE CİVAR-I İZZETİNDE ÇEKMEYEN GURBET BİLİRSİN KENDİ ŞEHRİMDE GARİBİM YA RESULALLAH NAZIM Hadice, Hüveylid'in kızı. O da Kureyş'in Esed oğullarından. Hadice, radıyallahü anha, derin ilmi, kültürü, zenginliği güzelliği ve soyu ile devrindeki kadınların en üstünü. Daha evvel iki kere evlenmişliği var. ilk beyi vefat edince ikincisi ile hayatını belirtirmiş. Bu da veba hastalığından ölünce dul kalmış. Bu kocalarından üç çocuk sahibi. Bir çok talibi var. Çevrenin seçkin erkekleri O'nunla evlenmek istiyorlar. "Evet" demesi için yapmayacakları fedakarlık yok. Ama o, evlenme tekliflerine hep uzak ve menfi... ...Kimseyle evlenme fikrinde değil. Ta ki insanlığın sultanını görene kadar. Şam'a kervan gönderme ile başlayan tanışma ve Peygamberimiz hakkında işittikleri; gördükleri, en üstün kadında yavaş yavaş Muhammed'ül emin'le dünya evine girme fikrini doğrudur. İslamiyetten önce "tahire", islamiyetten sonra ise buna ilaveten "Kübra" ünvanlı bu zeki ve alim kadın, şimdiden gelecek yılları tahmin edebilmektedir... Zaman, bu ana kadar şahid olmadığı bir büyük inkılabi yaşayacak ve bu inkılabını kahramanı amca himayesindeki Sevgili Peygamberimiz olacaktır. ... İnsanlığın düştüğü şirk ve cehalet bataklığından eşrefi mahlukat mevkiine çekip çakaracak en son ve en mükemmel dinin Peygamberi Muhammed'ül emin'dir. O halde O'na zevce olmak, ve O'nun kederinde ve neş'esinde yanında ve yardımcısı ve destekçisi omak bir kadının dünyanın kuruluşundan kıyamet kopuncaya kadar kavuşabileceği en yüksek nimettir. Bunu anladığı andan itibaren Hadice anne, efendimizi adeta gözlerden saklamak, O&#...

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.