» İSTANBULUN FETHİ (29 Mayıs)



İSTANBULUN FETHİ (29 Mayıs)   İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion’a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.   Stratejik önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken şehir, Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuşatıldı, fakat alınamadı. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri’den başlayarak Karadeniz’e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuşatıldı. Fakat bu kuşatmalar da sonuçsuz kaldı.   1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti.   1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaş yavaş büyüyerek gelişti. Anadolu ve Rumeli’de genişlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli’deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.   1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin’in de teşvikiyle İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumelihisarı’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 g...

Devamını Oku

» KANSER HAFTASI



KANSER HAFTASI   Kanser bir hücre hastalığıdır. Hücre, canlıların yapı taşıdır. Yapıları ve işlevleri birbirine benzeyen hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular birleşerek organları ve sistemleri oluştururlar.   Hücrenin ana özelliği bölünüp çoğalmasıdır. Bölünüp çoğalan hücreler vücuttan atılır.   Kanser, hücrenin olağandışı bölünüp çoğalmasıdır. Kanserli hastalarda hücre, canlının zararına çoğalır. Organların işlevlerini yapmalarını engeller.   Halk sağlığı yönünden kanserin önemi; hastalığın öldürücü olması ve sık görülmesidir. Bu açıdan bakıldığında kanser hastalığı dünyanın en önemli sağlık sorunudur. Kanserle savaşabilmek, zararlarını azaltabilmek için halka hastalığın önemini ve kanserle savaş yollarını anlatmak gerekir.   Tıp biliminin gelişmesi, insanların eskiye göre daha bilinçli yardım istemeleri, pek çok insanı kanserden kurtarıyor. Gün geçtikçe, kanserden kurtulanların oranı daha da artacaktır.   Kanser konusunda hastaya yardımcı olmak, hastalıkla ilgili araştırmaları desteklemek, doktorların eğitimine yardımcı olmak için 1947 yılında Ankara'da Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu adı ile bir dernek kuruldu. Dernek kuruluşundan bu yana yurttaşları kanserin erken tanımı ve iyileştirme konularında uyarıyor. Kanser hakkında bilgili olmamız için çalışmalar yapıyor. Bu kuruluş 1952 yılından beri Türk Kanser Haberleri adlı bir dergi çıkarmakta, isteyenlere dergiyi parasız göndermektedir.    1956 yılında Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun önerisi ile Nisan ayının ilk haftası ülkemizde Kanser Savaş Haftası olarak kabul edildi. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun çabaları ile yurdumuzda ilk kanser hastanesi, 1956 yılında Ankara'da açıldı.   Kanser hastalığının gerçek nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak çok alkol ve sigara içenlerde, boya işlerinde çalışanlarda, kimyasal maddelerle uğraşanlarda, güneş ve röntgen ışınları altında uzun süre kalanlarda hastalık dah...

Devamını Oku

» KIZILAY HAFTASI



KIZILAY HAFTASI   AÇIKLAMA -1-   Her yıl 29 Ekim - 4 Kasım tarihleri arasında Kızılay Haftası'nı kutlarız. Kızılay bir yardım kurumudur. Yardım insancıl bir duygudur. İnsanları yücelten bir düşüncedir. Bu düşüncenin yaygınlaşması, dünyamızı güzelleştirir. Barış içinde bir arada yaşamamızı sağlar. İnsanlar arasında birlik ve beraberlik duygularını geliştirir.   Kızılay Haftası'nda, Kızılay Derneğinin kuruluş amacı ve çalışmaları konusunda okulda, sınıfta konuşmalar yapılır, bilgiler verilir. Radyo ve televizyonda Kızılay ile ilgili programlar yayınlanır.   Felakete uğrayanlara din, dil, soy ayrımı yapmadan yardım edilmesi gerektiği görüşünü ilk olarak İsviçre'li bir yazar savundu. Tek tek yapılan yardımın yeterli olmadığı görüşünde birleşen Avrupalı devlet adamları İsviçre'nin Cenevre kentinde toplandılar. 1859 yılında İlk Yardım Derneği'ni kurdular. Bağımsız, yansız uluslararası bir kuruluş olan bu dernek daha sonra Kızılhaç adını aldı. Kızılhaç Derneği'nin kuruluşundan kısa bir süre sonra ülkemizde 1868 yılında Yaralı Askerlere Yardım Derneği kuruldu. Dernek bir süre sonra Hilal-i Ahmer adını aldı. Hilal ay, ahmer kırmızı demektir. Cumhuriyet döneminde derneğin adı bu anlamı açıklayıcı biçimde değiştirildi. Türkiye Kızılay Derneği oldu.   Kızılay; savaş, deprem, sel baskını, yangın, salgın hastalık gibi felakete uğrayanlara yardım eder. Depremden, selden, yangından zarar görenlerin yardımına koşar. Felakete uğrayanların barınmaları için çadır, battaniye yiyecek, giyecek dağıtır. Yaralananların iyileşmeleri için geçici hastaneler kurar. Savaşta yaralanan askerlerin iyileşmeleri için çaba gösterir. Onlara her tür yardımda bulunur.   Kızılay salgın hastalık durumlarında hastalara yardım eder. Aşevleri açar, aşevlerinde yoksul, kimsesiz, düşkün yurttaşlara yiyecek ve içecek verir.   Yurt içinde ya da yurt dışında deprem, sel baskını, savaş olur olmaz Kızılay depolarını açar, felaket b...

Devamını Oku

» KÜTÜPHANE HAFTASI



KÜTÜPHANE HAFTASI   Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.   Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta­nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.   Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.   Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir.   Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.   Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar.   Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgi...

Devamını Oku

» MEVLANA HAFTASI (2-9 Aralık)



MEVLANA HAFTASI (2-9 Aralık)   Mevlana Celaleddin-i Rumi   İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin-i Rumi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneş, Muhammed Ali'nin bendesidir. Bugüne kadar gönüller tutuşturan ve bundan sonra da insanı etkilemeye devam edecek olan Veli, kutup, pir, insan-ı kâmil, büyük şair gibi sıfatlarla isimlendirilen bu büyük insan hepimize ışıktır. Gönüller sultanı Hz. Mevlana aşkın kemalidir; ama yalnız aşkın mı? Hayır, O tüm güzelliklerin kemalidir, ilmin de hikmetin de, aklın da...   O'nun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir. O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşit olarak insan kalbini saflaştırmış, bir bilgi kaynağı olarak insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden kurtarmış, gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin temsilcisi olmuştur.   Onun içindir ki hangi âlim Mevlana'yı tanısa yücelmektedir. O'nun yoluna gönül koyan herkes kemale, sevgiye, insanlığa, bilgeliğe, hoşgörü ve yüksek ahlaka ulaşmaktadır. O, hiç bir şeyi inkâr etmez ama her şeyi birler, bütünleştirir ve sevdirir. O, kimseyi ayrı görmez. Çünkü O, her şeyin Allah'ın zuhuru ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu insan gönlüne ve insana hal olarak yansıtır.   Mevlana aziz ve yüce bir üstad'dır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve bir düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve he rşeyi ile yüceliği öğreten bir HAL ABİDESİ'dir. Peygamber-i zişan'ın gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir.   "İnsan yaratılmışların en şereflisidir" düsturuyla her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün semb...

Devamını Oku

» 23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI



23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI   23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız. Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. İmparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı.   Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş 4 yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.   Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun'dan Amasya'ya, oradan Erzurum'a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum'da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - milletvekilleri - Ankara'da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.   İlk Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı yapı Ankara'da Ulus Alan'ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara'da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.    Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızl...

Devamını Oku

» MÜZELER HAFTASI



MÜZELER HAFTASI   18-24 Mayıs tarihleri arası Müzeler Haftası’dır. Müzeler Haftası'nda ülkemizin kültür varlıkları tanıtılır. Eski eserlerin korunması, gereği anlatılır. Müzelerimiz gezilerek milli kültür ve tarih bilgimiz zenginleştirilir. Hafta içinde açık oturumlar düzenlenir. Uzmanların konferans vermeleri sağlanır. Okullarda Tabiat Varlıkları ve Müzeler köşesi hazırlanır, bu köşede müzecilikle ilgili basında çıkan yazılar sergilenir.   Öğrencilerin müzecilikle ilgili yazıları burada değerlendirilir. Çevrede bulunan eski eser niteliğindeki belge ve kalıntılar bu köşede sergilenir.   Müze; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir. Eski eser; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiş yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgi verirler. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar.    Eski eserlerin derlenip toplanması önce İngiltere’de başlamıştır. imparatorluğun değişik yerlerinden toplanan belgeler, kalıntılar, heykeller başkente getirilerek bugünkü müzenin ilk biçimi oluşturulmuştur. Daha sonra Avrupa'nın öteki ülkelerinde de benzer çabaların gösterildiğini görüyoruz.   Müzeler başlangıçta halka açık değildi. Müzelerden devlet yöneticileri ile bilginler yararlanıyordu. 1850 yılından sonra müzelerdeki eski eserler sergilenerek halkın ilgisine ve bilgisine sunuldu.   Yurdumuzda müze çalışmaları 1846 yılında Ahmet Fethi Paşa tarafından başlatıldı. İlk müze İstanbul’da Aya İrini Kilisesi'nde kuruldu. Daha sonra Osman Hamdi Bey zamanında yurdun çeşitli bölgelerinde özellikle Nemrut Dağı'nda eski Sayda kentinde yapılan arkeolojik kazılardan çıkan eserler İstanbul’a getirildi. Bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesi kuruldu. Osman Hamdi Beyin ölümünden sonra bu göreve Halit Eldem atandı. Onun zamanında Türk İslam eserlerini içine alan «İslam Müzesi» kuruldu.   1924...

Devamını Oku

» NATO GÜNÜ



NATO GÜNÜ   NATO   Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü anlamına gelen North Athlantic Traty Organization olarak yazılan İngilizce aslındaki sözcüklerin kısaltılmış şeklidir. Uluslararasında sık kullanılan bu kısaltılmış biçim artık bir kısaltma olmaktan çıkmış, kendine özgün anlamı olan bir sözcük gibi kullanılmaya başlanmıştır.   Uluslararası bir kuruluştur. Birleşmiş Milletler Örgütü'ne üye bazı uluslar 1949 yılında kendi aralarında yeni bir birleşme ve dayanışma örgütü kurdular. Bu örgütü Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa, İngiltere, İzlanda, Hollanda, Belçika, İtalya, Danimarka, Norveç ve Portekiz kurdu. Daha sonra NATO'ya 1952 yılında Türkiye, 1954 yılında Yunanistan, 1982 yılında da Batı Almanya ve ispanya katıldı. Bugün NATO'ya üye 16 ülke vardır.   Üye ülkeler tarafından savunma amacı ile kurulmuş olan bir örgüttür. Üye devletlerin birinin saldırıya uğraması durumunda öbürleri saldırgan ülkeye karşı işbirliği içinde savaşmayı kabul etmişlerdir. Üye devletler birbirlerini korur ve kollarlar. Bu amaçla işbirliği yaparlar. NATO'nun amacı; barış düzenini uluslararası güvenliği, sosyal gelişmeyi, üye ulusların özgürlüğünü korumak olarak özetlenebilir. NATO amacına ulaşmak için çalışmalarını belli bir düzen içinde yürütür.   NATO'nun çalışma organları ve görevleri şunlardır:   NATO Konseyi:  Üye ülkelerin sürekli temsilcilerinden ya da dışişleri bakanlarından oluşur. NATO Genel Sekreterinin başkanlık ettiği bu toplantılarda ekonomik, askeri, siyasal, kültürel konular görüşülür.   Sekreterya: Genel Sekreter ve yardımcılarından oluşur. Görevi NATO'nun günlük işlerini yürütmektir.   Askeri Komite: NATO'ya üye ülkelerin genel kurmay başkanlarından oluşur. Askeri Komite NATO Konseyine bağlıdır. Askeri bakımdan en yüksek kuruldur. Bu kurulda savunma sorunları görüşülür. Komite içinde Daimi Grup adı ile anılan üçlü bir grup vardır. Bu grup yürütme organı işlevini...

Devamını Oku

» NEVRUZ BAYRAMI (21 Mart)



NEVRUZ BAYRAMI (21 Mart)   AVRASYA’NIN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ   Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı.   Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.   Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı "ana" olarak vasıflandıran Türk'ün düşünce sisteminde "baharın gelişi" elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Çünkü insan vücudu, baharda uyarıldığı kadar kışta uyarılmaz. İç karartıcı, yeknesak günlerin ardından doğan hareketli, pırıl pırıl güneşli, kuş ve hayvan sesleriyle kurulmuş ilâhî orkestranın musikisi insan hayatını canlandırır. Ayrıca ortaya çıkan rengârenk tablo kıştan bahara geçişi ne de güzel tasvir eder: "Bir yanda her tarafı kaplayan soluk, mat ve daha çok beyazın hakim olduğu renkler, diğer yanda yeşilin değişik tonları arasında baş veren bin bir renk cümbüşü... Birisi hareketsiz, şekilsiz; diğeri kıpır kıpır, şekil şekil, çiçek çiçek... Kış, sağır ve dilsiz; ilkyaz duygulu, coşkulu, kulaklara fısıldadığı nağmelerle cazibeli... Birinde tabiat hayat dolu, diğerinde donmuş, yeniden doğmak üzere uyuşmuş kalmış...   Genellikle Nevruz, yani Farsça "Yeni Gün" adını taşıyan bahar bayramı, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Böyle bir bayramın, yani mevsimlerin değişikliğinden doğan özel günlerin, başka başka adlar altında birçok milletin sosyal hayatında yer aldığı da bilinmektedir. Mesela, Hıristiyan âleminin dinî muhteva ile şekillendirerek ve Noel Baba sembolü ile karlar ülkesinden geyiklerin çektiği kızaklarla neşe ve ümitleri taşı...

Devamını Oku

» OKUMA BAYRAMI



OKUMA BAYRAMI   BİZİM BAYRAMIMIZ   Doğrusu hepimiz çok sevinçliyiz. Okumayı öğrendik. Eskiden ancak resimlerine baktığımız şu kitapları artık okuyoruz. Kitaplardaki, dergilerdeki öyküleri, şiirleri, masalları hepsini, her şeyi okuyoruz.   Sınıfımız sanki bir bayram yeri gibi. Dershanemizde bir bayram havası var. Bugünlerde okuma bayramını kutlayacağız. Okuma bayramı için şiirler ezberledik. Arkadaşlarımız birbirinden güzel masallar, öyküler fıkralar öğrendiler.   Öğretmenimiz bize okuma - yazma öğretmek için çok çalıştı. Arkadaşlarımızın hepsinin okuma - yazma öğrenmesi öğretmenimizi. çok mutlu etti.    Okuma bayramında sınıfımızı süsledik. Annelerimizi - babalarımızı çağırdık. Öğretmenimiz bayramın açış konuşmasını yaptı. Şiirler okuduk. Öykü kitaplarımızı toplayarak bunlardan bir sınıf kitaplığı kurduk. Ana ve babalarımız başarımızı görüp kim bilir ne çok seviniyorlar.   Okumak ne güzel, insan bilmediklerini okuyarak öğreniyor. Okuyarak dinleniyor. Okuyarak haberleşiyor. Okuma bayramı, okuma - yazma öğrenen çocukların bayramıdır.     Ne mutlu okuma - yazma öğrenenlere. Ne mutlu bizlere.   OKUMA BAYRAMI - KONUŞMA   Aşağıda Okuma Bayramı’nda bir öğretmenin yaptığı konuşmayı okuyacaksınız.   Sevgili Öğrencilerim,   Okullar açıldı. İlk gün annenizin elini tutarak okula geldiniz. Heyecanla sıralara oturdunuz. Günler haftalar, aylar geçti. Sınıfınız doldu boşaldı. Ders zili çaldı, dersliğe girdiniz.   Öğretmeninizin anlattığı masalları, öyküleri dinlediniz. Toplama, çıkarma işlemleri yaptınız, şarkılar, marşlar öğrendiniz. Boyalı kalemlerle resimler çizdiniz.   Ellerinizle havaya, tahtaya, deftere yazılar yazdınız. Ders bitti, bahçeye koştunuz. Güldünüz, oynadınız.   Bugün okuma bayramınızdır. Okudukça bilgileriniz artar. Okuyarak haklarınızın ve ödevlerinizin neler olduğunu öğrenirsiniz. Böylece iyi bir insan, iyi bir yurttaş olmak için ilk ...

Devamını Oku

» ORMAN HAFTASI



  ORMAN HAFTASI   Orman; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır.   Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidanlardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.   Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkırlar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.   İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yörenin iklimim etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğukları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.   Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır.   Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke ekonomisinde önemli yeri olan ormanları korumalıyız. Ağaç dikip, yeni ormanlar yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız. Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yaralarlar. Tarla açmak, yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.   Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.   Zararlı böcekler, kemiric...

Devamını Oku

» ÖĞRETMENLER GÜNÜ



ÖĞRETMENLER GÜNÜ   AÇIKLAMA -1-   Öğretmen; öğretme işini görev edinen kişiye denir. Öğretmenlik bir meslektir. Kişinin öğretmen olabilmesi için öğretmen yetiştiren bir okulu bitirmesi gerekir. İlkokullarda öğretmen Sınıf Öğretmenidir. Sınıfın bütün derslerini aynı öğretmen okutur. Ortaokul ve Liselerde ders öğretmenliği vardır. Meslek okullarında dersler özel şekilde yetiştirilmiş meslek öğretmenleri tarafından işlenir.   Eskiden öğretmene "Muallim", öğretmen yetiştiren okula da "Muallim Mektebi" denirdi. Ülkemizde öğretmen okulu ilk kez 16 Mart 1848'de açıldı.   Osmanlı İmparatorluğu döneminde eğitime ve öğretime önem verilmiyordu. Az sayıda okul vardı cumhuriyetin ilanıyla birlikte yurdumuzun her yanına yeni yeni okullar açıldı. Okul çağında olanlar bu okullarda okumaya başladı.   Atatürk, eğitimin, öğretimin yayılmasından, yaygınlaşmasından yanaydı. 1928 yılında Arap harflerinin kaldırılıp yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin kabulü tüm yurtta sevinç yarattı. Halkın yeni harfleri kısa sürede öğrenip daha çok yurttaşın okur - yazar olmasını sağlamak amacıyla yoğun bir çalışma başladı. Okuma - yazmayı yaygınlaştırmak için okul çağı dışındaki yurttaşlara okuma - yazma öğreten okullar açıldı. Bunlara Millet Mektepleri adı verildi.   Atatürk, Ulus Okulları dediğimiz Millet Mektepleri'nde yazı tahtasının başına geçerek dersler verdi. Bakanlar kurulu 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda Ata'ya Ulus Okullar Başöğretmenliği sanını verdi. 24 Kasım Atatürk'ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.   Öğrencileri, öğretmenleri, okulu çok seven Atatürk yurt gezilerinde okullara uğrardı. Sınıflara girer, sıralara oturur, ders dinlerdi. Öğrencilere sorular sorardı. Öğretmenlerle konuşur, her yerde öğretmenliğin üstün bir meslek olduğunu anlatırdı.   Atatürk, öğretmenlerin Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda nasıl canla başla çalıştıklarını yakından izlemiştir. Yurdumu...

Devamını Oku

» POLİS TEŞKİLATI'NIN KURULUŞ GÜNÜ (10 Nisan)



POLİS TEŞKİLATI'NIN KURULUŞ GÜNÜ  (10 Nisan)   İLK POLİS TEŞKİLATININ KURULUŞU (10 Nisan 1845)   1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir. Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla ilk defa 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazı ile bildirilmiştir.   Bu nizamnamede polis teşkilatının kuruluş amacı, belde güvenliğini sağlamak olarak belirtilmiştir.   Bu çalışmalara rağmen, karışıklık devam etmiş, İstanbul’da polis hizmeti; Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve Polis adını taşıyan teşkilatlar tarafından yürütülmüştür. Taşrada ise güvenlik hizmetleri, Sipahilerden oluşan zaptiyelerle ve Asakir-i Mansure alaylarıyla yürütülmüştür.   POLİS   Polis terimi, kökeni Yunanca ve Latince olan bir kelimedir. Yunanca politika, Latince politika kelimelerinden türemiştir. Eski Yunanlılar kendi şehir devletlerine polis ismini vermişlerdir. Polis kelimesi ıstılah! Olarak, kuruluşu bulunduğu yerde kamu düzen ve güvenliğini koruyan, yasaların adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını sağlayan teşkilat, kolluk, zabıta, şehirde güvenliği sağlamakla yükümlü kişiler anlamında kullanılmıştır. Polis kelimesinin yerine emniyet deyiminin kullanıldığı da olur. Polis görevi itibariyle; asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyan, halkın ırz can ve malını muha...

Devamını Oku

» SAĞLIK HAFTASI



   SAĞLIK HAFTASI   Sağlık, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabilmek için sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma yararlı olamaz.   Sağlıklı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş Milletler Örgütü 7-13 Nisan tarihleri arasını Sağlık Haftası olarak kabul etti. Her yıl Sağlık Haftası Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde aynı zamanda değerlendirilir. Sağlık Haftası’nın amacı, sağlık bilgisinin ve yardımının geniş halk kitlelerine ulaşmasıdır. Hafta boyunca insan sağlığı konusunda radyolarda konuşmalar yapılır. Televizyonda sağlıkla ilgili programlar sunulur. Gazete ve dergilerde insan sağlığı ile ilgili yazılar yayınlanır.   Bu hafta içinde okullarımızda beden sağlığı, beslenme konusunda bilgiler verilir. Sağlığın önemi anlatılır. Sağlıklı olmanın kuralları öğretilir. Birleşmiş Milletler Örgütü, her yıl bir sağlık konusu seçer. O yıl üye ülkelerde konu üzerinde durulur. Seçilen konu bir hastalık ise bu hastalığın tanımı, belirtileri, iyileştirme yöntemleri anlatılır.   İnsanlar çok eski çağlardan beri sağlığın önemini kavramışlardır. ilkçağlarda insan sağlığının bozulması, doğa dışı güçlerin etkisine bağlanıyordu. Hastalığın iyileştirilmesi için büyücüye başvuruyorlardı. Uygarlığın gelişmesi ile tıp bilimi ilerledi. Hastalıkların nedenleri bulundu, iyileşme yöntemleri gelişti. Bugün büyücülük ilkel toplumlarda kalmıştır. Tıp bilimi her gün...

Devamını Oku

» İNGİLİZCE-TESTLER-1 SAYFA-5



127-As anyone who follows rugby football knows, the game in South Africa is hard fought and tough. During the apartheid era, it was the whites-only Springboks, the national team, probably more than any other South African institution, which came to symbolise a divided society. ………. . After the Springboks defeated New Zealand in the World Cup final in 1995, South Africa's blacks cheered instead of jeered, and a jubilant Nelson Mandela even wore one of the green and gold Springbok jerseys, once so symbolic of white supremacy.A)Now a game enjoyed equally by blacks and whites, rugby has helped with the country's reconciliationB)For much of the apartheid era, South Africa was under an international sports boycottC)Cricket is another sport that few blacks in South Africa have played at international levelD)Today some of the worst officials of the apartheid era are having to answer for their crimesE)Considering the small population of the islands, Samoa produces a remarkable number of good rugby players128-……………. . The pessimists complain that the computer revolution has gone about as far as it can go. They argue that the size of the atom - and the electrons that surround it - puts a limit on how many transistors can be squeezed onto the surface of a silicone chip. The optimists believe that chips will keep getting smaller and faster at a predictable rate, traditionally a doubling of capacity every 18 months. Because the optimists have been right, the computer industry has been extremely successful.A)There are optimists and pessimists in all walks of lifeB)Computer engineers speak a language that no one else can understandC)Originally there were many different kinds of computer operating systems, but now two types dominate the industryD)Computer scientists tend to fall into two camps: the optimists and the pessimistsE)No one, not even the optimists, predicted the computer revolution of the late 20th century1...

Devamını Oku

» İngilizce testi (2) SAYFA.1



İngilizce testi (2) Find the best completion1-…………. , but I'd guess he must be about sixty.A)My husband will phone the tour company and ask the price of the trip to EgyptB)I don't remember how much the shop assistant told us those jeans costC)I don't know exactly how old Tim's father isD)Frank weighed himself and was horrified to see he is eight kilosE)Tom may be heavier than you, but don't forget that he is also taller2- If you're not sure how to spell a word, ………….. .A) one must first learn how to pronounce the English alphabetB) you should look it up in a dictionaryC) homophones are words that sound the sameD) it is because, in Turkish, every sound is represented with a symbolE) then you should have avoided using them in your essay3-…….., most citizens of the sultanate actually live in poverty.A)Since the Sultan of Brunei is one of the wealthiest people in the worldB)Considering that the largest concentration of urban population is in Brunei's capital, Bandar Seri BegawanC)Because Brunei earns billions of dollars a year from petroleum exportsD)When Queen Elizabeth paid an official visit to the Sultan of Brunei in ear1y1998E)Although the average income in Brunei is among the world's highest4-The cost of living in Alaska is extremely high, ……… . A) as the price of petrol there is surprisingly lowB) whereas Eskimos live in ice houses called igloosC) due to the fact that only about 500,000 people live thereD) unless you really enjoy extremely cold weather and snowE) because nearly everything has to be imported5-In Africa, summer starts in the middle of December, …….. . A) however the inhabitants don't have much opportunity to take advantage of thisB) while in Europe, the season begins in the middle of JuneC) when vast stretches of land were frequently covered in snowD) but they're going to change this system so as to be like th...

Devamını Oku

» İngilizce testi (2) SAYFA.2



51-……… ,yet it is much safer than it used to be because of modern safety equipment.A)With a little care, you won't encounter any mishapsB)considering the great risk involved in automobile racesC)Skiing can be counted among the most dangerous sportsD)Household accidents account for many deaths of childrenE)Drink-driving poses a great threat for innocent pedestrians52-Whereas I really love the taste of coffee, …………. . A)I can't stand it with milk and sugarB)it is definitely my favourite hot drinkC)instant coffee is much easier to prepareD)it is becoming increasingly popular in officesE)it helps keep me awake when I have to work at night53-……….., but with glasses, he can see as well as anybody.A)Jeff used to wear contact lensesB)Roy's eyesight is so bad that he's nearly blindC)As a child, Richard's vision was perfectD)Tim lost his glasses when he went campingE)John leaves his glasses behind wherever he goes54-Russia lost a lot of land when the Soviet Union broke up; ……….. . A)nevertheless. not very many of them are very usefulB)even though many other things happened in the same year.C)moreover, it is possible that they may try to find it againD)in contrast, the rubble collapsed at the same timeE)however, it's still the largest country in the world55-…………, which is a sport combining skiing and shooting.A)I'm opposed to the use of guns in sportB)Canadians traditionally do well in the biathlonC)Every year many people die in hunting accidentsD)The Swedes have a skiing division in their armyE)More people die from guns in cold, snowy places56- If the' rain hadn't stopped……….. . A)the river would have flooded its banksB)the tennis match has been cancelledC)I wouldn't have taken an umbrellaD)it had rained heavily for almost a weekE)I will still be staying at home on New Year's Eve57- Having never been ou...

Devamını Oku

» İngilizce testi (2) SAYFA.3



101-While baseball is the most popular sport in America, …………. . A)every team consists of 9 players, each with his own responsibilityB)it is rarely, if ever, played in most other countriesC)meanwhile, football is becoming increasingly popularD)there are countless leagues for people of all agesE)newspapers and sports magazines report results and records in great detail102-….., though, surprisingly, pigs are cleverer than either.A)Cats are more intelligent than dogsB)As pork is prohibited by Jewish lawC)The farmer raises chickens and plantsD)Kim has a very clever puppy E) Both cows and sheep provide milk103-Everyone assumed the sailor had drowned at sea, ……………. . A)which was quite a shame, since he had never learnt to swim very wellB)although his wife decided to remarry within a year of the accidentC)so they were pleasantly surprised when they learnt he had been rescuedD)until the coast guard confirmed the loss of all men from the small beatE)although he probably would, have lived, had he been wearing a life jacket104-………, but as it wasn't very cold, it melted as soon as it hit the ground.A)A blizzard left up to three feet of snow in parts of AustriaB)The plane crashed into the mountain at the speed of soundC)The child dropped his ice-cream onto the kitchen floorD)It was snowing very heavily when I woke up this morningE)Astronomers watched the meteor as it entered the atmosphere105- …………, we managed to get to the top though.A)The building was only two floors high B)We walked up the gentle slope of the hillC)The cat was frightened and ran up the treeD)The Eiffel Tower has a wonderfully fast liftE)It was a hot day and the mountain was high106-……….., whereas in America, they are actually quite cheap.A)I don't remember what cigarettes cost in IndiaB)In Europe, taxes make the price of petrol very highC)Pineapples are extremely expensiv...

Devamını Oku

» İngilizce testi (2) SAYFA.4



151-Considering that you have never had any formal training as a computer programmer, ……… . A)you show a remarkable amount of abilityB)so that you can do the job as well as anyone else in the officeC)which is the way everyone always did it until recentlyD)you will have finished the course by early next yearE)you should have achieved a lot more by now152-……….., even though it was not the sort of day we had hoped for.A)We were ****** to cancel our tripB)We had been looking forward to our trip for so longC)We were all eager to go hiking anywayD)Our car wouldn't start and we had to call a mechanicE)My father was unhappy about the weather153-………..; on the other hand, he can be quite helpful to me at times.A)Jerry is always helping his mother in the kitchenB)If you ever need something done, ask FerdinandC)Mark seems to know how to manage every Job in the officeD)I'm not very pleased to be working with MaxE)!n contrast, he's a great contribution to the team154-Because there has never been a better time than the present, ……………. . A)at which every sort of investment appears to be very profitableB)you should take advantage of the opportunity before it is too lateC)and you have chosen an unusual area to invest inD)I vividly remember the post-war period, when people were in great povertyE)it is still necessary to make a thorough investigation beforehand155-…………, I have no option but to terminate your contract.A)Because everything you have done has exceeded our expectationsB)Since you have ignored repeated warnings about the poor quality of your workC)Even though you did not do very well on the last projectD)The reason why you are late for work every morningE)Unless you attempted harder to solve your problems with the rest of the staff156-Even though I wasn't really enjoying that book, …… . A)I can recommend it without reservationB)I...

Devamını Oku

» İngilizce testi (2) SAYFA.5



201-My uncle is a very unpleasant person, …………… .A)as his wife was one of the sweetest people I have ever metB)so no one seems eager to invite him to the family reunionC)that the whole family feel obliged to visit him in the hospitalD)than anyone else in the family, as far as I knowE)though no one could ever remember him having any friends202- While few people have ever seen one, ………… .A)they will never forget their first encounter with a sharkB)nearly everyone knows what a polar bear looks likeC)it is, therefore, unlikely that UFOs actually existD)many other people live in snow for most of the yearE)not many people would recognise a pelican though203-…….......in order not to lose our way, it was obvious we would have to hire a guide.A)We had to spend a lot of extra money B)Because it had seemed so interesting to everyone in the partyC)We should make sure that we know a lot about the terrainD)As we had a good map and a compassE)Though it was an expense that we hadn't counted on204-I feel that I now have much more energy…………… . A)until I began a full-time job again B)ever since I began exercise classes at the local gymC)when l began to walk my dog in the morningsD)because of the exercise I've been taking recentlyE)just after I began to practise meditation205-……….., despite owning hundreds of them himself.A)The prophet, Jesus of Nazareth was well-known as a carpenterB)Paul's never actually liked the taste of yoghurt or cheeseC)Thomas Jefferson was opposed to the idea of keeping slavesD)Ross Perot has an enormous collection of automobilesE)Frank has never been very good at making new friends206-In spite of being dangerous and feared fish, ………. . A)sharks attack over a hundred people annuallyB)piranhas usually attack their prey in large numbersC)Stephen Speilberg's film "Jaws" gave them a powerful reputationD)mor...

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.