» 7 Sayısının Sırrı



İnsanlar gibi sayıların da karakterlisi karaktersizi, şanslısı, şanssızı, sevileni, sevilmeyeni var galiba. 2 yıl önce iş yerimin bulunduğu apartmanda 13 numaralı daire yoktu. 13 sayısının uğursuzluğu gibi, 7 sayısı da uğur sayısı olarak kabul edilir. İnsanlara "Uğurlu sayınız nedir?" diye sorulduğunda genellikle "7" cevabı alınıyormuş. Peki 7 sayısı neden uğurlu? 7, ilkçağ düşünürlerinden beri insanları düşündürmüş bir sayı. Pisagorculara göre 7, tek sayı olarak erkektir ve uğuru temsil eder. Philolaus, 7 için "Her şeyin hâkimi ve lideri, bir tanrı gibi ebedî, metin, hareketsiz, yalnız kendine benzeyen, bütün diğerlerinden farklı olan tanrıça Athena’ya benzer." der. 7 sayısını uğurlu yapan bir başka önemli neden daha vardır. Kurân’a göre Allah, yeri ve göğü 7 günde ve 7 tabaka halinde yarattı. Hac sırasında Kâbe’nin etrafında dolanma, Tavaf ve Safayla Merve tepeleri arasındaki koşu da 7 kere yapılır. Mekke’de belli bir mevkide hacı, 7 kere "Allah-u Ekber!" diye bağırır. Haccın sonunda şeytan, 7 taşla taşlanır. Felsefe ve din açısından olduğu gibi zaman ölçüsü olarak da 7 önemlidir. Çünkü hafta, 7 gündür. Bu açıdan insan yaşamında 7, önemli bir rol oynar. Çocuklar, ortalama 7 ayda süt dişlerini çıkarır, 7 yaşında düşürürler. 2 x 7 yaşında ergenliğe ulaşırlar. Bir inanışa göre, dünyanın görünen ve görünmeyen âlemler arasında ve kozmostaki rakamı 7’dir.  7, tamamlanmışlığın, bütünlüğün, birliğin, göksel uyumun, mükemmel düzenin sembolü olarak bilinir. 7 rakamı, vahiy yoluyla alınan kutsal ayetlerde de sık sık yer alır; hem uh...

Devamını Oku

» Nar Evi Oscar Wilde Pdf E-kitap indir



Oscar Wilde Nar Evi Pdf E-kitap indir Krallardan cücelere... Yıldızlardan çocuklara... Mutlu Prens adı altındaki masalların bu ikinci cildinde, Oscar Wilde'ın, insan yaşamına ve dünya düzenine yönelik duygu ve düşüncelerini, büyülü masal dünyasındaki karakterleri aracılığıyla keşfe çıkıyoruz. Küçük Kral'ın, genç prenses İnfanta'nın ve onun soytarısı Cüce'nin, Yıldız Çocuk'un öyküsünü okurken, iyilik ve güzelliğin nerelerde gizlendiğini de fark etmiş olacaksınız. http://turbobit.net/ifo796n0bpvj/Oscar.Wilde.Nar.Evi.zip.html     Bu sitede yayınlananlar (Film/Dizi/Proğram/Oyun/Mp3/E-Kitap v.s. gibi tüm içerikler) internet ortamında elden ele dolaşan kopyalardır. Download ettikten 24 saat sonra silinmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ilğili kişi ve kurumların uğrayacağı zarardan hiçbir şekilde sitemiz SORUMLU değildir. Bahsi geçen yayınları (Film/Dizi/Proğram/Oyun/Mp3/E-Kitap v.s. gibi tüm içerikleri) beğenirseniz aslını satın almanızı öneririz. Sitemizin amacı sadece ürün hakkında bilgi edinip, belli bir fikir sahibi olmanız ve hoşunuza giderse satın almanız içindir. Sitemizin burada yayınlananlardan herhangi bir çıkarı ya da herhangi bir kuruluşa zarar verme amacı yoktur. Bu yüzden indirdiğiniz dosyaları fikir alma amaçlı olarak 24 saat süreli kullanabilirsiniz. Daha sonrası sizin sorumluluğunuza kalmıştır. Ayrıca sitemizde sadece linkler barındırılmaktadır, dosyalar sitemizde bulunmamaktadır bu yüzden sorumluluk kabul edilmez.....

Devamını Oku

» Beydeba Kelile ve Dimne Pdf E-kitap indir



Beydeba Kelile ve Dimne Pdf E-kitap indir Debşelem Şah, hikmet tutkusuyla bir maceraya atılır. Düşünde gördüğü ışığı izler. Ay ışığının yıkadığı patikada uyurgezer gibi bir gerçeğin peşindedir. Gide gide gerçek bilginin ışığına ulaşır. Yaşlı bilge Beydeba beklemektedir orada. Ve günler, belki de haftalar boyu süren söyleşiler sonda yüzlerce öykü çıkar ortaya. O gün bugündür Kelile ve Dimne, yani fabl türünün en başarılı örneklerinden biri, bilgiye tutkun insanların elindedir. (Tanıtım Bülteni) Kelile ile Dimne Yazar: Beydeba Basım Tarihi: Ekim 2011 Dili: Türkçe Yayınevi: Altın Kitaplar Kelile ve Dimne M.Ö. 1 yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba tarafından kaleme alınmış fabl tarzında hikâyeler barındıran bir hikâye kitabıdır.  http://turbobit.net/lk0d37ls829f/Beydeba.Kelile.ve.Dimne.zip.html       Bu sitede yayınlananlar (Film/Dizi/Proğram/Oyun/Mp3/E-Kitap v.s. gibi tüm içerikler) internet ortamında elden ele dolaşan kopyalardır. Download ettikten 24 saat sonra silinmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ilğili kişi ve kurumların uğrayacağı zarardan hiçbir şekilde sitemiz SORUMLU değildir. Bahsi geçen yayınları (Film/Dizi/Proğram/Oyun/Mp3/E-Kitap v.s. gibi tüm içerikleri) beğenirseniz aslını satın almanızı öneririz. Sitemizin amacı sadece ürün hakkında bilgi edinip, belli bir fikir sahibi olmanız ve hoşunuza giderse satın almanız içindir. Sitemizin burada yayınlananlardan herhangi bir çıkarı ya da herhangi bir kuruluşa zarar verme amacı yoktur. Bu yüzden indirdiğiniz dosyaları fikir alma amaçlı olarak 24 saat süreli kullanabilirsiniz. Daha sonrası sizin sorumluluğunuza kalmıştır. Ayrıca sitemizde sadece linkler barındırılmaktadır...

Devamını Oku

» Kızıl Elma Oğulla Buluşma Beyaz Yağmur Asker Çocuğu Deve Gözü Ce



Cengiz Aytmatov Kızıl Elma, Oğulla Buluşma, Beyaz Yağmur, Asker Çocuğu, Deve Gözü Pdf E-kitap indir Yazarın güçlü bir sembolizm kullanılarak yazılmış beş güzel hikâyesi... Aşk ve heyecan, gelenekler ve tarih, savaş ve Kırgız Türkünün dramı.. ve ille de vatan toprakları, toprak sevgisi, toprağı verimli kılmak için bütün yokluklara, güçlüklere göğüs gererek çalışan Kırgız gençleri... Bütün hikâyelerde yazarın çağlardan ses derleyen nefis üslûbunu ve eşsiz anlatım gücünü bulacaksınız. (Tanıtım Bülteni) Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve Gözü Yazar: Cengiz Aytmatov Çevirmen: Refik Özdek Sayfa Sayısı: 125 Baskı Yılı: Ocak 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: Ötüken Neşriyat ISBN: 9789754370935 Cengiz Aytmatov - Kızıl Elma PDF ePub eKitap indir Cengiz Aytmatov - Oğulla Buluşma PDF ePub eKitap indir Cengiz Aytmatov - Beyaz Yağmur PDF ePub eKitap indir Cengiz Aytmatov - Asker Çocuğu PDF ePub eKitap indir Cengiz Aytmatov - Deve Gözü PDF ePub eKitap indir http://turbobit.net/uza7qj485frv/Cengiz.Aytmatov.Kızıl.Elma.Oğulla.Buluşma.Beyaz .Yağmur.Asker.Çocuğu.Deve.Gözü.zip.html      Bu sitede yayınlananlar (Film/Dizi/Proğram/Oyun/Mp3/E-Kitap v.s. gibi tüm içerikler) internet ortamında elden ele dolaşan kopyalardır. Download ettikten 24 saat sonra silinmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ilğili kişi ve kurumların uğrayacağı zarardan hiçbir şekilde sitemiz SORUMLU değildir. Bahsi geçen yayınları (Film/Dizi/Proğram/Oyun/Mp3/E-Kitap v.s. gibi tüm içerikleri) beğenirseniz aslını satın almanızı öneririz. Sitemizin amacı sadece ürün hakkında bilgi edinip, belli b...

Devamını Oku

» Ağaçkakan Tom Robbins Pdf E-kitap indir



Tom Robbins Ağaçkakan Pdf E-kitap indir Tom Robbins'in daha önce yayınlarımız arasında çıkan ve büyük beğeni toplayan Parfümün Dansı ve Dur Bir Mola Ver adlı romanlarından sonra bir başka kitabını daha sunuyoruz: Ağaçkakan.Yine oyuncul, uçarı ve bilge... Bir Camel paketine bakarak neler söyleyebilirsiniz? Âşık değilseniz, o da her nesne kadar anlamsızdır. Ama, "azılı" bir bombacı aklınızı başınızdan almışsa ve aylarca Camel paketi dışında hiçbir şey "okumamışsanız", siz de Prenses Leigh-Cheri gibi kâinatın sırlarını çözebilirsiniz belki. Ağaçkakan, sıradışı kahramanların yaşadığı tutkulu bir aşk hikâyesi... Tahttan sürülmüş bir kraliyet ailesinin Prenses kızı ile göğsüne bantlanmış dinamit lokumlarıyla dolaşan meşhur bombacı Bernard, nam-ı diğer Ağaçkakan, Hawaii'de karşılaşırlar. Ağaçkakan bir kanun kaçağıdır ama sıradan bir suçlu değildir, şerefli bir davası ve saygı değer bir felsefesi vardır. Prenses ise seksin "arsız" çağrısına doğru dört nala koşturan soylu vücudunu ıslah etmeye karar vermiştir. Yüksek toplumsal ve çevresel duyarlılığı Ağaçkakan'ın romantik bireyciliğine toslayınca, Prenses bambaşka bir davanın peşinden koşmaya başlayacaktır: Aşk... Aşk bazen gelir, ama sonra geldiği gibi gider. Robbins'in hınzır, dalgacı, hiperaktif dünyasında renkli ve hareketli bir aşk turu atarken, ezeli bir soruya cevap bulma arayışında Prenses ile Ağaçkakan'a eşlik ediyoruz: Aşkı kalıcı kılmanın yolu nedir? Bu arayış sırasında, piramitler, kızıl saçlılar, uzaylılar, Ay'ın ve Güneş'in misyonu ve tabii Camel paketi arasındaki esrarlı ilişkileri keşfetmek de onlara kısmet olacaktır. Robbins aşkı mı "ti"ye alıyor, yoksa aşk karşısındaki çaresizliğimizi mi? ...

Devamını Oku

» 2008 NİSAN AYI MAKALELERİM



BÖLGE, BÖLÜM, YÖRE VE ÖZELLİKLERİ   TURİZM, TURİZMİN ÖZELLİKLERİ, ÇEŞİTLERİ VE TÜRKİYE’DE TURİ TİCARET   MADENCİLİK ve ENERJİ KAYNAKLARI   SANAYİ VE ÖZELLİKLERİ, TÜRKİYE’DE SANAYİ KOLLARI   HAYVANCILIK VE TÜRKİYE’DE HAYVANCILIK   TARIM ÜRÜNLERİ, TÜRKİYE’DE YETİŞEN TARIM ÜRÜNLERİ, ÖZELLİK   TARIM ,TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER,TARIM METOTLARI, TÜRKİYE’   NÜFUSUN VE NÜFUS AÇISINDAN TÜRKİYE’NİN ÖZELLİKLERİ   EKOSİSTEM, EKOSİSTEMLERİN ÖZELLİKLERİ, MADDE DÖNGÜLERİ VE ENERJİ   ORMANLARIN YARARLARI   GÖLLERİN OLUŞUMLARI, ÇEŞİTLERİ VE DAĞILIŞLARI   AKARSULARIN ÖZELLİKLERİ, REJİMLERİ, REJİM TİPLERİ VE DEBİLERİ   GEL-GİT (MED-CEZİR), DALGALAR, AKINTILAR, BAŞLICA KIYI TİPLERİ   BUZULLARIN VE RÜZGARLARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLER   YER ALTI SULARI, KARSTİK SULAR, KAPLICALAR VE OLUŞTURDUKLARI AŞ   AKARSULAR VE AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ   YER GÖÇMELERİ, KAYMALAR (HEYELAN), EROZYON VE ÖNLEMLERİ   KAYALARIN ÇÖZÜLMESİ, TOPRAK OLUŞUMU VE TOPRAK ÇEŞİTLERİ   DAĞLARIN, KITALARIN OLUŞUMU, VOLKANİK HAREKETLER, DEPREM VE ÇEŞİ   JEOLOJİK ZAMANLAR, YERKÜRE'NİN YAPISI, YERKABUĞUNU OLUŞTURAN   NEM VE NEM ÇEŞİTLERİ, YOĞUNLAŞMA, BULUTLAR, SİS   RÜZGÂRLAR, RÜZGARLARIN HIZINI VE YÖNÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER, RÜZ   BASINÇ, BASINCI ETKİLEYEN FAKTÖRLER, BASINÇ ALANLARI, BASINÇ ÇEŞ   SICAKLIK, SICAKLIĞI ETKİLEYEN ETMENLER, DÜNYA’DA SICAKLIĞI   ...

Devamını Oku

» %100 Beyin Gücü



Bir düşünsenize,insanoğlu tüm islerini tek parmakla yapıyor olsa idi, o zaman 10 parmakla donatılmış olarak doğmazdık. Eğer beyin hücrelerimizin sadece %10’u mutlu, seviyeli bir yaşantı sürdürmeye yetse idi, kafamız tam 10 kati daha fazla hücre ile dolu olmazdı. Aslında, insanoğlu dünyada beyin kapasitesinin % 100’ünü kullanmayan tek varlıktır. İnsanoğlu ayni zamanda, beraber yasadığı diğer canlılar ile sürekli uyumsuzluk halindeki tek varlıktır. Yunuslar da benzer bir beyin ile donatılmışlardır, ancak onlar beyin kapasitelerinin tümünü kullanarak yaşamlarını akilli, eğlence sever, çevreleri ile uyumlu varlıklar olarak devam ettirmektedirler. İnsanların da daha fazla beyin kapasitesinin kullanımı ile daha mutlu, daha uyumlu bir yasam sürebileceğini söylemek yanlış olmaz. Siz hiç, beyninin % 100’ünü kullanan birisinin suç, savaş, açlık, salgın hastalık, ön yargı ve çevre katliamı ortamlarında olabileceğini düşünebiliyor musunuz?   Başka bir deyişle, bizler de ayni diğer canlılar gibi mükemmel yaratılmışız; ancak, onlar gibi tüm potansiyelimizi kullanamıyoruz. Neden? Belki, bizler diğer canlılar gibi enerji kaynağına nasıl bağlanacağımızı artik bilemiyoruz ya da kendi özgür irademizi kullanma konusu umurumuzda değil. Belki de özgür irade, sadece bedeninin tepkilerine cevap veren % 10 kullanımlı insanlar için çok karmaşık bir ifade.   Bu potansiyelin kullanılmamasının nedeni ne olursa olsun, burada da kullanmazsan kaybedersin gerçeği ortaya çıkmakta ve normal bir insan yanlış kullanım veya kullanıl-mama yüzünden günde 100.000 beyin hücresini kaybetmektedir. Bu potansiyel değerlendirilmedikçe de, kişinin durumu zamanla daha kötüye gitmektedir. Sizce neden Alzheimer, Parkinson ...

Devamını Oku

» 1999 Depreminde HAARP İzleri



Marmara, Şili, Çin depremleri öncesi oluşan şaşırtıcı görüntüler. Marmara depremi öncesi ve sonrası ilginç rastlantılar… Bütün bu felaketlerin sebebi HAARP mı?.. Buyrun İzleyelim:  

Devamını Oku

» 1951; 10 yıl önceki savaşı yeniden yaşadılar



    1951’de Fransa’nın Puys yöresinde iki İngiliz kadın garip olaylar yaşadılar. Ortada herhangi bir savaş belirtisi olmadığı halde, silah, top ve bombardıman uçaklarının seslerini duyuyorlardı. Kendi ifadelerine göre, 1942’de müttefiklerin o bölgeye yaptıklan çıkarmayı yaşadılar. Yani, bir zaman kaymasının içindeydiler!   19 Ağustos 1942’de Müttefiklerin Dieppe’de yaptığı baskından görüntüler. Bu baskının sesleri, dokuz yıl sonra iki İngiliz kadın tarafından duyuldu. Müttefik hava, kara ve deniz kuvvetlerinin, Fransa’yı işgal etmiş olan Alman ordularına karşı ilk kez düzenledikleri hücumlardan biriydi bu. Fakat, bu oldukça ağır bir yenilgiye mal oldu. Hemen hemen, 6100 kişilik İngiliz ve Kanada birliğinden 3648i öldürüldü, yaralandı. Kalanlar esir alındı ya da kayıp olarak rapor edildi. BU YÜZYILIN BAŞINDA, iki İngiliz kadın Bayan Moberley ve Bayan Jourdain, Versay Petit Trianon’da karmaşık bir serüven yaşadı­lar. Kadınlar, köşkün neşeli günlerinden bugüne kadar uzanan bir halüsilasyon gör­düklerini düşündüler. Bu alışılmadık bir olaydı. Bu olaydan yaklaşık 50 yıl kadar sonra, başka iki’ İngiliz kadın Agnes ve Dorothy Norton (ikisi de takma isimlerdir), benzer bir deneyim geçirdiler.   Garip bir ses Kadınlar Fransa’da Dieppe yakınlarında bir köy olan Puys”ta tatil yapıyorlardı. Agnes Norton. Dorothy Norton’un görümcesi idi. Fakat daha önce hiç birlikte tatil geçirmemiş-lerdi. İki kadın aynı odayı paylaşıyorlardı. Odaları denizden biraz uzakta idi. 4 Ağustos 1951 sabahı saat 4 civarında Agnes yatağın­dan kalktı. Karanlıkta el yordamıyla odada yürümeye başladı. Kapıya gitti. Bu arada Dorothy, ışığı yakmasını isteyip is...

Devamını Oku

» 12.000 Yıllık Örtbas: Dropa Disk’leri



Bize kim olduklarını ve onları buraya neyin getirdiğini anlatmak istediler. Gelecek nesiller için bir mesaj bıraktılar, ama arkalarında bıraktıkları kendi eserleri halktan gizli tutuldu! Bu hikaye bir çok isimle biliniyor ve hangisini seçmeye karar vermemiz önemli değil … Dünyadışı yaşam ile ilgili insanlık tarihindeki en muamma hikayelerden biridir. Keşif 1938’de Çin ve Tibet arasındaki sınırda gerçekleşti. Çinli profesör Chi Phu Tei tarafından rehberlik edilen bir arkeoloji keşif yolculuğunda, Baian Kara Ula’nın dağ mağaralarında mezar hücreleri keşfedildi. İskeletler farklı türde insan varlıklarının kalıntıları idi. İskeletler çok kırılgandı sadece 1,30 metre boyunda idi. Kafatasları genişti ve fazla gelişmişti, ama bunlar maymunların kalıntıları değildi. İlave olarak, bilim adamları mağara duvarlarında ilginç kaya çizimleri keşfettiler. Güneş, ay, dünya ve yıldızların çizimlerine eşlik eden yuvarlak miğferli varlıkları resmettiler. Tarih öncesi mağarada bulunacak daha çok şey vardı. Tozlu zemine yarı gömülü olarak, arkeologlar büyük yuvarlak taş bir disk buldular, Taş Çağı gramofon plağa benziyordu. Diskin merkezinde bir delik vardı ve merkezden kenara spirallenen ince çizgiler vardı.   Bu diskin yaşının 10,000 – 12,000 yıl olduğu belirlendi! Toplam, 716 taş disk bulundu. Her diskin çapı 22,7 cm ve kalınlığı 2 cm idi. Her diskin merkezinde tam olarak dairesel 2 cm lik bir delik vardı. Daha ileri analizler ince çizgi benzeri işaretleri ortaya çıkardı, bunların garip oyulmuş hiyerogliflerin sürekli çizgisi olduğu ortaya çıktı. Nesne daha önce asla karşılaşılmamış bir lisanda mikroskobik karakterlerden oluşan uzaylı yazısı ‘kaydı’ idi. 20 yıldan daha fazla süredir, bir çok uzm...

Devamını Oku

» 10.000 Yıllık Nükleer (Destanı) : Mahabharata



  Onbin Yıllık Nükleer Savaş “Bu günümüz, dünün düşünceleridir; şimdiki düşüncelerimiz yarınımızı inşa edecektir; yaşamımızı düşüncelerimiz yaratır.” Dhammapada “Mahabharata çok büyük ve karmaşıktır ama 18 Yüzyıl öncesini çok net olarak açıklamaktadır.” Reader´s Digest “Mysteries of the Unexplained” “Bu öyküyü kuru bir çubuğa anlatsaydın, yapraklanır ve köklenirdi.” (Henri Michaux)     Hindistan´ın ulusal destanı Mahabharata, aslında bir şiirdir ama çok büyük ve karmaşık bir şiir külliyatı olarak düşünülebilir. Sözcük sayısı “Mesnevi”den çok daha ötededir ama büyük olasılıkla tek bir kişi tarafından yazılmamıştır. Sankritçe yazılmış olan Mahabharata şimdiye kadar yazılan en uzun şiirdir, “stanza” denen yüzbin kıtadan oluşur yani İncil´in 16 misli, Ansiklopedi Britannica´nın tamamı kadardır. Bazılarına göre MÖ 3.-5. Yüzyıl aralarında yazılmıştır, bazılarına göre MS. 4. Yüzyıl´da derlenmiş, bazılarına göre ise çok daha eskilerde 19-20.000 yıl evvel yazılmıştır. Hintliler´e göre Mahabharata´da olmayan bir şey hiçbir yerde yoktur. Batı dünyası bu inanılmaz dev destanı ancak, 18. Yüzyıl´dan sonra tanımıştır; o da destanın sadece küçük bir bölümü olan 1785´de Londra´da Charles Wilkins çevirisiyle yayınlanan “Bhagavad-Gita”dır. 19. Yüzyıl´da doğubilimci Hippolyte Fauche, 200 kişilik bir ekiple tüm destanı Fransızca´ya çevirmeye başladı ama ömrü vefa etmedi. Sonuçta eksiksiz İngilizce çeviri ancak 20. Yüzyıl´ın ba...

Devamını Oku

» 1 NPB = 5 Mega Şehir



Geçtiğimiz Nisan ayında fırlatılan NPB geleceğimiz için önemli bir adım attı . Kendi enerjisini Güneş’den karşılıyan bu araç diğer NPB araçları için büyük umut oldu . Aracın içinde yer alan KarbonNano Bataryalara depolanan Enerji tüm bilim adamları hayrete düşürdü . 24 saat içinde depolanan enerji 5 Mega şehrin 1 yıllık ihtiyacını karşılamakta . Dünya’mızın sahip olduğu atmosfer nedeniyle Güneş’den gelen enerjinin sadece %5’inden yararlanabilmekteyiz . NPB2 VE NPB 3 ‘ün fırlatılmasından önce NPB aracında depolanan enerjiyi X-Ray ışınlarıyla Dünya’daki istasyona aktarılması bekleniyor .   Gelecek 2015 yılına kadar yörüngeye 10 adet NPB aracı yollanması planlanıyor .Amerika , Kanada ve Rusya bu araçlardan enerji elde etmek için gerekli çalışmalara başladı . Türkiye ise Uranyum destekli Nükleer Santrallerin kurulumuna devam edilip , işletimin sürdüleceği belirtilmekte . Amerika , Kanada ve Rusya ‘nın bu yenilik sayesinde enerji faturalarının %85 düşüşe geçmesi bekleniyor .       ...

Devamını Oku

» “Durdurulamaz Küresel Isınma: Her 1,500 Yılda Bir” – Karşıt Bakı



  Harvard Crimson, Nobel ödüllü Al Gore’yi azarlayan şok edici bir başmakale yayınladıktan bir hafta sonra, Stanford Üniversitesi “Küresel Isınma Bir Efsane (Uydurma) mi?” başlıklı bir yemek düzenledi. Stanford’un misafir konuşmacısı dünyaca ünlü küresel ısınma kuşkucusu S. Frederick Singer idi, eski uzay mühendisi ve hükümet bilim danışmanı. Princeton Üniversitesi’nde Fizik bölümünde PhD ünvanı olan Singer uzay gelişmelerinde Başkan Eisenhower’un danışmadı idi, Virginia Üniversitesi’nde Çevre Bilimleri profesörü idi ve ‘Durdurulamaz Küresel Isınma: Her 1,500 Yılda Bir’in ortak – yazarıdır. Bu New York Times’ın en çok satanlarından olan kitapta, yazarlar Singer ve Avery küresel sıcaklıkların çoğunlukla veya tamamen doğal döngü nedeniyle yükselmekte olduğu kavramını sunuyor. Kayıtlı tarihin ikibinyılından alınan tarihi verileri doğal fiziksel kayıtlarla birlikte kullanarak, 1,500 yıllık doğal güneş lekesi manyetik dalgaları döngüsünün her zaman dünyanın iklimini kontrol ettiğini ve şu andaki ısınma eğilimindeki itici güç olduğunu savunuyorlar. İnsanın yarattığı karbon dioksitin dünyanın iklimi üzerinde çok az etkisi var.   1,500 yıllık döngünün 1980’nin başlangıcında keşfedildiğinden bu yana, bu ısınmanın genel karakteristikleri şunlarda yapılan ölçümler ile onaylandı: ağaç halkaları (canlı, korunmuş ve fosilleşmiş), polen, mercan, buzullar, sondaj delikleri, dikitler, ağaç hatları ve deniz sedimentleri. En son döngüler, döngünün soğuk kısmı sırasında göçlere zorlanma, açlık ve hastalık ve döngünün sıcak kısmında nüfus artışı, tarım alanlarının geniş...

Devamını Oku

» Hızır, Ak Sakallı İhtiyar, Boz Atlı İhtiyar



Hızır, Ak Sakallı İhtiyar, Boz Atlı İhtiyar (Mitolojien Efsaneye – Muharrem KAYA, sayfa: 75-81) Türkiye’de, İslami kültürde, Hızır, Allah’ın insanların hayatını düzene sokmak, kolaylaştırmak, tabiatı yönetmek için gönderdiği kutsal bir ruh, nebi, veli, hatta melek olarak görülür. Bu düşün­cenin kaynağı da hem Kur’an-ı Kerim’e hem de hadis ve tefsir kitaplarına dayanmaktadır. Kur’an’da, Hz. Musa’ya ilim öğretmek için Allah tarafından görevlendirilen bir kuldan bahsedilir. Hadis ve tefsir kitaplarında bu kulun adının Hızır olduğu, onun Batıni ilimlere vakıf bulunduğu, ölümsüzlük suyu içtiği belirtilir. A. J. Wensinck adlı müsteşrik, Kur’an’daki Hızır’la ilgili olan âyetlerin kaynağının Gılgamış, İskender ve bir Yahudi anlatısı olduğunu ileri sürmüştür. Fakat kaynak her ne olursa olsun gerek tasav­vufta gerekse halk inanışlarında Hızır, zor durumda ve felaket­lerde yardımcı, iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandıran, bereket ve bolluğa kavuşturan, savaşlara katılan bir kutsal şahıstır. Hı­zır’ın dış görünüşü de şöyledir: Yeşil bazen beyaz elbiseli, boz veya kır atlı, elinde mızrak veya kamçı taşıyan bir süvari olabil­diği gibi her kılığa, her yaşa girebilen, en çok da ak saçlı, ak sakallı, ihtiyar bir derviş olarak görünür.   Hızır, “karanlık dünyadaki “Dirilik Suyu”ndan içip daimi yaşa­yan ve ölüp dirilebilen doğayı sembolize ederek ebediyetin gös­tergesiyle çevrilen mitolojik varlıktır. Hızır, ebediyet ve ölümsüzlüğü simgeleyen su ile bağlantılıdır; koruyucu ruhtur. Hızır’ın mitolojik yönü, tabiata, dağa, hayvana, bitkiye hükmetm...

Devamını Oku

» Alemlerin Rabbi



Alemlerin Rabbi: Bu yazıyı kaleme almaktaki amacım, özellikle “alemler” ifadesini biraz düşünmek içindi. “alemler” ile neler anlatılmak istenmiş olabilir? “Rabbü’l-alemin”, Allah’ın bir sıfatıdır. Meali ise “Bütün alemlerin ve bütün parçalarının ve özellikle hepsinden üstün olan akıllı varlık alemlerinin yegane Rabbi” demektir. Rabb denilince de, yalnızca kelime anlamı olan “sahip” veya “terbiye eden” değil, ikisine de bütün gerekli şeyler ile birlikte sahip olan, tükenmez kudret sahibi ve daima var olan Yüce Allah anlaşılır.   Kur’an-ı Kerim’in kalbi Fatiha Suresi’nin ikinci ayetinde “Hamd, alemlerin Rabbi Allah’adır” olarak, buyrulur. Sadece besmele ile ilgili dahi sayfalarca tefsir açıklaması bulunduğunu belirterek, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Fatiha Suresi’nde geçen “Alemler’in Rabbi” ifadesiyle ilgili tefsirini kısaca paylaşmak isterim. Ancak bu yazıyı kaleme almaktaki amacım, özellikle “alemler” ifadesini biraz düşünmek içindi. “alemler” ile neler anlatılmak istenmiş olabilir? Biz insanlar, yaşadığımız yerkürenin güneş sistemi içerisinde olduğunu ve bugüne kadar tanımlanmış olan birçok gezegen ve yıldızın bulunduğunu biliyoruz. Günümüzdeki gelişmişlik bile halen daha tanımlanamamış ve keşfedilmemiş birçok galaksi ve gezegenin varlığından haberdar olamayacağımız anlamına geliyor. Galaksi, kütleçekim kuvvetiyle birbirine bağlı yıldızlar, yıldızlar arası gaz, toz ve plazmadan meydana gelen sistemleri kapsar. Dünya’nın da içerisinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi bile kendi içerisinde birçok gezegen, yıldız&nbs...

Devamını Oku

» Kader DNA’nın Neresinde?



  DNA’larımızın içinde ne zaman kanser olacağımızı, ne zaman hastalanacağımızı, ne zaman iyileşeceğimizi belirleyen gizli şalterler var! DNA’da  gizli temel bir komut sistemi olduğu ve işe yaramadığı sanılan hurda DNA’ların, asıl genleri programladığı ortaya çıktı.   DNA ve Genler Hücrelerimizde çok sayıda DNA taşırız. Genetik bilgi bir dil gibidir. Alfabemizdeki harfleri bir araya getirerek kelimeleri, sonra da kelimeleri birleştirerek cümleleri, sonra paragrafları ve kitapları yazarız. DNA’da:   • Alfabe sadece 4 harften ibarettir. • Her harf baz veya nükleotid denilen kimyasal bir molekülü temsil eder. • Kodon adı verilen genetik kelimeler bu harflerden oluşmuştur. • Genetik dilde bütün kelimeler (kodonlar) sadece 3 harften oluşmuştur. • Bu kelimeler bir araya gelerek genler adını verdiğimiz cümleleri oluştururlar. • Bütün cümleler bir araya gelerek genetik bilginin tamamını içeren bir kitabı yani genomu meydana getirirler. (DNA (Deoksiribonükleik asit); karbon, hidrojen, oksijen, azot, fosfat atomlarından oluşan ve hücrenin bütün hayati fonksiyonlarında rol alan dev bir moleküldür. DNA’yı oluşturan nükleotidler üç bölümden meydana gelmişlerdir. İnsan hücrelerinde bulunan DNA yaklaşık 3 milyar baz çiftinden oluşmuştur ve yaklaşık 1 metre uzunluğundadır.)     Hurda DNA Nedir? Genler; “İnsanın tüm özelliklerini belirleyen bilgileri kodlayan zincirler” olarak tanımlanırlar.  Genlerimiz DNA’nın %10 luk bir kısmını oluşturur ve proteinleri kodlayarak fiziksel ve fonksiyonel özelliklerimizi belirler. Geriye kalan %90 lık DNA kısmına ise “kodlamayan DNA” denir. Kodlamayan DNA kendi içinde ü&cced...

Devamını Oku

» Arkeometri Geçmişi Ölçmek



  Temelleri 1958’lerde Oxford Üniversitesinde atılan bu yeni bilim dalı, son on yılda kendisine gerekli oları zemini ancak elde edebilmiştir. Arkeometri sözlük anlamı itibarıyla arkeolojide ölçme ve değerlendirme gibi kelimelerle ifadelendirilirken, gerçek amacı ve anlamı pozitif bilimlerin sosyal bilimlerle yardımlaşmasıdır. Genel anlamda tarifi arkeoloji ile fizik ve doğal bilim­ler arasında bir ortak yüzey temin etme konusu, arkeometrinin kendisiyle anlam kazanmıştır. İşte bu rol, arkeolojik verileri fiziksel ve kimyasal metotlarla matematiksel modellendirme, istatiksel analizle bilgi edinme ve teknolojik değerlendirilme­lerle hayata geçirilmiştir. Bu anlamda arkeometrinin hayatımıza girmesi ve onunla tanışmamız, ülkemizde 1990’larda mümkün olabilmiştir.   Ortadoğu Teknik Üniversitesi bünyesin­de başlatılan çalışmalar o yıllarda oldukça ilgi çekmiştir. 1994 yılı itibarıyla da çalışmalarından ve adından söz ettiren Prof Dr. Selim Kapur, Çukurova Üniversitesi bünyesinde bu anlam­da bir kürsü kurma çabalarına girmiş ve başarılı olmuştur. Görülen odur ki tek yanlı davranmama isteği yeni görüşleri ve gerçekleri açığa çıkaracaktır. Kefren Piramidinde bilimin yasalarını çürüten sonuçlar Arkeometrinin önemli çalışmalarından kabul edilen biri de 1968’lerde Mısır’da bir fizik profesörü tarafından piramitler üzerinde yapılan ölçümlerle dünya kamuoyuna kendisini göstermiştir. Kaliforniya Üniversitesinden Dr. Luis Alvares 1968 Nobel Fizik ödülü sahibi bir fizikçidir. 60’ların sonlarına doğru Alvares Giza’daki Kefren piramidinde gizli oda ve geçitleri keşfedebilmek umuduyla kozmik ışınları kayd...

Devamını Oku

» Dünyanın Altın Oran Merkezi Mekke



Dünyanın merkezi… Doğal olarak insanlar, dini inanış ve kabullerden ziyade bilimsel veriler ve ispat istiyor. Ben de bu konuyu bilimsel yönden birkaç doneyle ispatlama gayretinde bulunacağım. Bu konunun bilimsel ispat yollarında genelde uğrayacağımız duraklar “altın oran” ve “ley hatları” olacak.       Bu iddia güçlü bir iddia olduğu kadar, bilimsel açıdan da çok kuvvetli delillere sahip bir iddia. Dünyanın merkezi… Doğal olarak insanlar, dini inanış ve kabullerden ziyade bilimsel veriler ve ispat istiyor. Bilimsel yönden birkaç done Bu konunun bilimsel ispat yollarında genelde uğrayacağımız duraklar “altın oran” ve “ley hatları (ley lines)” olacak. Altın oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısı olarak bilinir. Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından mimaride ve sanatta kullanılan bu orana uygun biçimde bölünmek istenen bir doğru parçasının uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan bölünmelidir ki; küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün doğruya oranına eşit olsun. İşte bu oran, pi (π) sayısı gibi irrasyonel bir sayı olup ondalık sistemde yazılışı 1,618033…’tür. Bu oranın kısaca gösterimi ise ” (1+√5)/2 ” olur. Bu oran doğal olan veya  gözümüze mükemmel görünen her şeyde karşımıza çıkar. Özellikle de yaratılışta… İnsan vücudunun neredeyse her yerinde altın oran mevcuttur. Parmak boğumları buna en güzel örneği oluşturur. Göze güz...

Devamını Oku

» Mitolojiden Gerçeğe Doğru: Atlantis Efsanesi



  Bugün Atlantis, şairler, romantikler, hayalperestler için yitirilmiş bir cennet, keşfedilmemiş bir El Dorado, mükemmel bir ütopya… Yarın bilimin konusu olacak mı? Keşfedilmemiş El Dorado Atlantis efsanesi, tarih bo­yunca meydana gelen değişikliklerden fazla etki­lenmedi. Platon, doğumundan 9000 yıl önce var olmuş ve yanardağ patlamasıyla suya gömül­müş Atlantis’i zengin biçimde betimlemişti. O zamandan beri, Atlantis uygarlığı pek çok yazarın, şairin, ressa­mın ve bilim adamı­nın hayallerini süsle­di. Atlantis’in gerçek bir ülke olduğunu öne süren 70’ten faz­la kitap var. Bunların arasında, 17. yüz­yılda yaşamış İngiliz filozof Francis Bacon’ın Yeni Atlantis adlı kitabını özellikle anmak gerekiyor. Bacon, Atlantis’i Kuzey ve Güney Amerika ile ilişkilendirmişti.       Onca kitaba ve iddiaya rağmen, hiç kimse Atlantis’i ya da dünya yü­zeyinden nasıl silindiğini bulamadı. Birçok şüpheci yazar ve insan, Platon’un felsefesindeki ideal kentine ilişkin düşüncelerine hazırlık olsun diye Atlantis’i yarattığına inanıyor. Bu düşünürlerin başında ise, Fransız tarihçi Pierre Vidal-Naquet ge­liyor. Ona göre, “Atlan­tis kavramı, zaman içinde bilginlerden, yarı-bilginlerin, ardından da mitomanların tekeline girdi. Bugün Sahra’dan Sibirya düzlüklerine, Ti­ticaca Gölü’nden Tibet yaylalarına kadar, dünyanın dört bir yanında Atlantis rüyasının peşinde koşanlar var. Tabii, bütün kabahat Platon­da… İlk dönem Atina toplumuna ideal kentini benim­setmek için uydur­duğu efsane, bugün yeryüzünün en bü­yük dedikoduların&s...

Devamını Oku

» Psişik Tedavi



  Doktorlar hastaları yüzyıllardır fiziksel ve psişik (Ruhsal) ilaç ve tedavilerin yardımıyla iyileştirmişlerdir. Ancak modern çağda batı medeniyetinin büyük bir kısmı tedavinin ruhsal boyutuna gösterdiği ilgiyi azaltmıştır. Aslında tüm iyileşmelerde mutlaka bir oranda ruhsal iyileşme söz konusu olsa da, iyileşme sürecinde zihnin işlevine verilen önem gittikçe azalmıştır. Bunun görünürdeki en büyük sebebi, batı medeniyetinin hastalıklarla fiziksel mücadelede çok ileri aşamalara gelip pek çok hastalığı etkisiz hale getirmesidir.   Tıp ne kadar gelişirse gelişsin, tedavilerde hastanın kendi durumuna bakış açısı önemini asla yitirmez. En basitinden psikosomatik rahatsızlıkların tedavisinde hastanın iradesinin ne denli önemli olduğu, ilgili tüm uzmanlarca kabul edilmektedir. Kişinin hastalığa karşı mücadeleye hazır olması ve iyileşeceğine olan inancı, bu mücadelenin kazanılmasına ve iyileşmenin süresine çok büyük oranda etki eder. Zihnin madde üzerindeki egemenliğinin iyileşme yeteneğini güçlendireceğini muhtemelen bütün doktorlar kabul etmeyeceklerdir. Ancak tedavileri günümüzdeki imkanlarla çok zor hatta imkansız olan kanser türlerine yakalanan kişilerin kaderlerine boyun eğmeyip hastalıkla mücadele etme ve onu yenebilme kabiliyetlerine samimi olarak inandıklarında, umulandan çok daha uzun yaşadıklarını ve hatta hastalığı tamamen yendiklerini gösteren pek çok örnek vardır.   Psişik iyileştirme uzmanları yaptıkları şeyin, hastaların kendi kendilerini iyileştirmelerine yardım etmekten ibaret olduğunu söylemektedirler. Bunun yanında bazı durumlarda hastaya enerji transferi de söz konusu olabilir. Enerji transferi konusu, etkenlilikleri kanıtlanmış olan bazı alternatif tedavi y...

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.