» Anadolu Merkezli Dünya Tarihi Kitabı İndir-2 Kitap



2. Kitap  Devletler                                        At başlangıçta bir av hayvanıdır. Ama sonraları etinden, sütünden yararlanılan kasaplık bir hayvan olur. Ve nihayet ulaşım aracı, savaş arkadaşı ve göçebenin her şeyi olup, çıkar. Ata tarih yapan hayvan denir, Bozkır kültürüne “ atlı kültür “ denir. Bir boyun savaş gücü ya da serveti sahip olduğu at sürüsünün büyüklüğü ile ölçülür. Atsız göçebe savaşta hiç bir işe yaramaz. Hunlar ve diğer göçebeler hayatlarını at sırtında geçirirler. At üstünde yemek yer, içki içer, toplantı yapar, alış-veriş yapar, savaşır ve hatta uyurlar. Zamanla vücut yapıları bile ata göre şekillenir. Yerde, atsızken doğru dürüst yürümeyi bilmezler. Yerde bir Hunlu komik görünür. At üstünde ise haşmetli ve ürkütücüdür. Yani göçebe ve at neredeyse bütünleşip, bir varlık haline gelmişlerdir. Göçebe için arkadaş, yoldaş ve kardeş olan ata bir de doğaüstülük eklenir. Türk’ün Göktürk olması gibi, atın da gök kökenli olduğuna inanılır.   2. Kitap hakkında  M.Ö. 1800 yılından, M.Ö. 560 yılına kadar ki insanlık tarihi anlatılmaktadır.  Artık kent devletlerinden federatif ve giderek merkezi bölgesel devlet organizasyonlarına geçilmeye başlanmıştır. Din ve devlet iç içe insanlığı şekillendirmektedir. Avcı ve toplayıcı toplumlar, yerleşiklerin topraklarına gelerek, onlara hakim olmaya ve kendi iktidarl...

Devamını Oku

» Anadolu Merkezli Dünya Tarihi Kitabı İndir-28 Kitap



Milliyetçilik     Resimli İNDİR   Resimsiz İNDİR   28. Kitap Hakkında   Bu kitapta Girit’in adım adım kaybedilişinin öyküsü verilmiştir. Giritli Rumların enosis çığlıklarına çetelerin katliamları, İngiliz ve Fransızların Girit Açılımı dayatmaları eşlik ediyordu. Bu açılıma göre: "Osmanlı Askeri harekâtı hemen durduracaktı. Silah bırakacak isyancılar için genel af çıkarılacaktı. Ada halkı iki yıl vergiden muaf olacaktı. Padişahın atayacağı valinin biri Türk, diğeri Rum iki yardımcısı olacaktı. Her kurumda Müslümanlara eşit sayıda Hıristiyan olacaktı. Adada Türkçe yanında Rumca da resmi dil oluyordu…” Osmanlı Donanması Kırım Savaşı sırasında yetersiz kaldığından donanmanın yenilenmesine özel önem verildi. Donanma yeniden dünyanın üçüncü büyük donanması haline geldi. Sultan Abdülaziz Avrupa’da seyahate çıktı. Bu Osmanlı Padişahlarının ilk Avrupa yolculuğuydu Osmanlı imparatorluğunda yabancı şirketler birbiri ardına kuruluyordu Avrupalı kapitalistler tabii ki para peşindeydiler. Osmanlı devletinin menfaati ve ihtiyacı onların umurunda değildi. Osmanlı imparatorluğu dev bir pastaydı ve hiçbir devletin onu tek başına yiyip, bitirmesine izin verilemezdi. Ortaya nüfuz bölgeleri çıkıyordu. Irak, Mısır ve Arabistan İngiltere’ye, Suriye ve Tunus Fransa’ya, Karadeniz kıyıları ve Doğu Anadolu Ruslara, Balkanlar Rusya ve Avusturya’ya vb.. 1855’de ilk kurulan telgraf hattı hızla artmıştı. 15 yıl içinde, Osmanlı, 36.075 Km telgraf hattına sahipti. Telgraf hatlarının uzunluğu açısından dünyada beşinciydi Bilindiği gibi bu telgraf hatlarının varlığı Kurtuluş Savaşımızda çok yararlı olmuştur. İstanbul’da Karaköy Beyoğlu arasındaki met...

Devamını Oku

» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR-4.KİTAP



 Roma Panteonu Roma’da çok sayıda tanrı vardı. Zamanla pek çok tanrı daha panteon’a katıldı. Roma’da muzaffer bir general, tanrılar gibi saygı görür, tanrılar gibi resmigeçit düzenlerdi. Roma’da resmigeçit düzenlemek bir gösteriş merakından değil, dini bir inanıştan kaynaklanmıştır. Roma, muzaffer bir şefi, büyücülük gücü fazla olan, tanrısal bir kişi olarak görmüştür. Resmigeçit, bu gücün devamını sağlayacak bir ritüeldir. Başarısız şef ise, büyücülük gücünden yoksun bir kişidir. Bu nedenle, başlangıçta, başarısız şefler öldürülmüştür. Bazı tarihçiler, bütün Roma krallarının acıklı bir şekilde öldürülmüş olmasını, dinsel bir âdetin yerine getirilmesine bağlarlar. Latinler, Roma çevresine gelirken, kuvvetli bir olasılık ile büyük tanrıları Jüpiter’i beraberlerinde getirmişlerdir. Jüpiter, evrenin yüce tanrısıdır ve Yunanlıların Zeus’una eşdeğer bir tanrıdır. Hatırlanacağı gibi, Yunan tanrıları, Olympos tanrıları, ilahi bir klanın (boy) un üyesi idiler. Evreni kendi aralarında paylaşmışlardı. Dünya ise, ortak mülkleri idi. En başta üç kardeş geliyordu: Zeus, Poseidon ve yeraltı dünyasının sahibi Hades. Roma’da da, buna benzer yapılanma görüyoruz. Jüpiter’le birlikte, Mars ve Quirinus bir üçlü halindedir. Mars savaş tanrısıydı, Quirinus ise barış tanrısıydı. Her ne kadar, savaşçı ve barışçı diyorsak da, bu tam böyle değildi. Örneğin, toprakla uğraşanlar, Mars’tan tarlalarını tehdit eden afetlerle de mücadele etmesini isterlerdi. Quirinus ise, cephe gerisini düzenlediğinden (lojistik), onun da savaşçı bir yanı vardı   ...

Devamını Oku

» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR-3.KİTAP



3. Kitap   İmparatorluklar Böylece, uzun mücadeleler sonunda, Roma’da patrici, kliens, pleb sınıfları  ortadan kalkıp, tek bir sınıf ortaya çıktı: Romalı özgür yurttaşlar sınıfı (cives Romani). Yurttaşlar artık kökenlerine değil, servetlerine göre birbirinden ayrılıyorlardı. O tarihten sonra pleb deyince, kentin yoksul halkı anlaşılmaya başlandı. Patrici ve pleblerin üst tabakalarından doğan yeni aristokrasiye ise soylular (nobilitas) dendi.     Romalı  özgür yurttaşlar sınıfının yanında, özgürlükleri zorla alınmış kişilerden oluşan köle sınıfı vardı. Bunlar, savaş  esirleri, haydut veya korsanların kaçırdığı insanlardı. Bunların mülkiyetine sahip olanlar, onları, değiş tokuş edebilir, satabilir ve hatta ortadan kaldırabilirdi. Köleler için Roma hukukunun kullandığı deyim “ Köle veya başka bir hayvan “ idi.     Biz de, Romalılar gibi, köleleri hesaba katmadan, Roma vatandaşlarını halk kabul edersek, Roma cumhuriyeti halkın iktidarıdır diyebiliriz. Ama bu da tam doğru değildir. Roma yurttaşları da kendi içlerinde sınıflara bölünmüşlerdi ve iktidar halkın iktidarı gibi görünse de aslında zenginlerin iktidarı idi. Majistraların önerisi olmadan halk meclisi karar alamazdı. Comices tributes toplantılarına, köylüler mesafe ve iş nedeniyle kolayca gelemediğinden, toplantılar, orta ve büyük toprak sahiplerinin denetiminde gerçekleşiyordu. Diğer bir meclis olan, comices centuriates de ise, ilke olarak servete bakılıyordu. Üç meclisin varlığı da Comices Tributes, Comices Centuriates, Comices Curiates, halkın iradesini saptırmak için yeterli idi. Ayrıca, yüksek majistralar fala baktıklarından, dinsel olarak, alınan kararları durdurabiliyor, karar alınmasını ön...

Devamını Oku

» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR-2.KİTAP



Shang Hanedanı Şimdi yine Asya’nın diğer ucuna gidip, Çin’de olup bitenlere bir göz atalım. M.Ö. 1766 tarihinde Shang (Şang, Yin) hanedanının yükselmesi ile Şa hanedanı son buldu. Shang (Şang) hanedanı, Çin'i M.Ö. 1766 dan 1122 ye kadar 650 yıl civarında yönetmiştir. M.Ö. 1766 tarihinde, Tang adlı bir kral, Şa hanedanının son imparatorunun ahlaken çöktüğünü iddia ederek, Şa hanedanını devirmiş ve yerine Shang hanedanını kurmuştur. Shang kayıtlarına göre, Şa'nın son imparatorunun en büyük zevki, kraliçe ile birlikte bir şarap gölünde kayıkla gezinirken, etrafta bulunan binlerce çıplak kadın ve erkeğin yemek yiyip, seks yapmalarını seyretmekti. Shang krallığının merkezi, bugünkü Henan bölgesinin yüksek alanlarıdır. Hâkimiyet alanı, zamanla kuzeybatıda Kansu, güneyde Yangzi vadisine kadar yayılmıştır. Shang döneminde halk hala taş aletler aracılığı ile tarım yapıyordu. Bununla beraber, tarım çalışmalarına yardımcı olabilmek için ilk astronomik gözlemler bu dönemde başlamıştır. Bu dönemde, manda ehlileştirilmiş, sulama kanalları ile çeltik üretimine başlanmıştır. Ticarette ise kalay ve sedef en önde gelen ticaret kalemleriydi. DEVAMI İÇİN ALTTAKİ LİNKE TIKLAYIN     Türü ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ   Adı 02._kitap.pdf DOSYAYI İNDİR Yükleme Tarihi 10.12.2016   Bilgi Anadolu Merkezli Dünya Tarihi     ...

Devamını Oku

» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR



1. Kitap  İlkler  40.000 yıl önce iklim tekrar değişti. Isı azalınca, buzullar genişlemeye başladı ve güneye doğru yayıldı. Kar örtüsü de arttı. Sıcaklık düşünce, vejetasyon ortadan kalkarken, otla beslenen bizon, mamut, kızıl geyik gibi memeliler, vejetasyonun peşine takılıp güneye doğru inmeye başladılar. Onları takiben, Avrupa’da paralel yaşayan Neanderthaller ve Homo sapienler (Aurignacians) de güneye doğru indiler. Daha önce yaşadıkları alanlar açık orman ve otlu alanlardı. Buralarda, saklanarak, pusu kurarak avlanmak kolaydı. Hâlbuki şimdi geldikleri topraklar stepler ve yarı çöllerdi. Buralarda büyük hayvan sürüleri yoktu ve saklanarak avlanmak mümkün olmuyordu. Artık av hem daha zor, hem daha tehlikeli ve hem de başarı olasılığı daha düşüktü. Bu dönemde bulunan Neanderthal iskeletlerindeki yaralanma izleri, ne zor koşullarda yaşadıklarını göstermektedir. 1. Kitap hakkında    İlk insanın ortaya çıkışından, M.Ö. 2000 yılına kadar yani Hititlerin Anadolu'ya girişine kadarki insanlık tarihi anlatılmaktadır. Özellikle Homo Sapiens'in dünyaya dağılması ile ilgili bölümler, gelecekte yapılacak olan DNA analizleri ile daha kesin sonuçlara ulaşacaktır. Modern insan ortaya çıkmış ve dünyaya dağılmıştır. Avcı toplayıcı olarak gezinen aileler Şaman dinindendirler. İnsan toplulukları üzerinde doğanın ve özellikle iklimin etkisi belirleyicidir. İlk yerleşimler Bereketli Hilal'de olmuştur. Şimdiki bilgilerimizle dünyanın ilk kenti olan Çatalhöyük Orta Anadolu'dadır. İlk yerleşimlerle birlikte özel mülkiyet, servet farklılaşması, sınıflar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu gelişim kent devletlerinin yolunu açmıştır.  ...

Devamını Oku

» ARAPÇA DERSİ – 1. GENEL KÜLTÜR



DERS – 1. GENEL KÜLTÜR                     الدرس الأوَّلُ- الثقافةُ العامّة                                 KONU: Arapçanın değeri ve müslümanlar için taşıdığı önem.  الموضوع: مكانة اللغة العربية وأهميتُها بالنسبة للمسلمين            ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:   أيها الإخوةُ والأخوات،  السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،   فلما انتهتْ عائشَةُ مِن كلامِها، شكرَتْها المُدَرِّسَةُ على مشاعِرِها الطيِّبةِ، وَطَمْئَنَتْهَا بأنّها سَتَتَعلَّمُ اللُّغة العربيةَ في أَمَدٍ غيرِ بَعِيد. وبدأتْ تُلْقِي الدّرسَ الأوَّلَ في جَوٍّ مَلِيءٍ بالسُّرُور.    ونحن أُسْوَةً بهذا الْمَعْهَدِ، سَنُقَدِّمُ لَكُمْ دُرُوسًا مُتَنَوِّعةً في علومٍ مختلِفةٍ، كُلُّهَا باللُّغةِ العربيةِ. ونأملُ أنْ تَتَعَلَّمُوها وتُتْقِنُوها في مدةٍ قصيرةِ.    وكم نفرَحُ أيها التلامذةُ الأعزّاءُ، يومَ نراكم تتكلّمون باللغةِ العربيةِ، وتعبِّرونَ بها عن كلَِ ما يبدو لكم وبكلِّ فصاحةٍ وطلاقةٍ.       وهذا أوّلُ درسٍ نقدِّمُها لكم. وَاخَتَرْنَا أنْ يكون الدرسُ الأوّلُ حَوْلَ مَكَانَةِ اللُّغة العربيةِ وأهمِّيَّتِهَا بالنسبةِ للمسلمين. وهذه جُمَلٌ مُعَدَّةٌ باللُّغةِ التركيةِ. نَطلُبُ مِنُْكْم أنْ تَقُومُوا بِتَعْرِيبِهَا. و ذلك في الحقيقةِ غيرُ سَهْلٍ عليكم في هذه الْمَرْحَلَةِ. وَلَكِنِّي سَأَقُومُ بِمُسَاعَدَتِكُمْ على تحقيقِ الْمَطْلُوبِ منكم.   أُكْتُبُوا الْجُمَلَ الآتِيَةَ بِاللُّغَةِ التركيةِ، ثمَّ جَرِّبوا نَقْلَها إلى اللُّغةِ العربيةِ.      1. Arapça önemli dillerden sayılır. تُعْتَبَرُ العربيةُ مِنَ اللُّغَاتِ ذَاتِ الأَهَمِّيَّةِ.   2. Es...

Devamını Oku

» ARAPÇA HAZIRLIK DERSİ – 6



HAZIRLIK DERSİ - 6                      درسٌ تحضيريٌ رقم: 6                       ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI: أيها الإخوةُ والأخوات،  السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،   فإنَّ عائشةَ أصبحت في النهايةِ من تلامذةِ معهد اللُّغةِ العربيةِ لغير الناطقينَ بِها. إنّها في اليومِ الأوّلِ دخلَتْ قاعةَ الدرسِ وجلستْ عند فتاةٍ يابانيةٍ، وفي قلبِها هواجِسُ غريبةٌ. إنها لم تكن تَعْلَمُ شَيئًا مِنَ اللُّغَةَ اليابانيَّةَ، ولا زَمِيلَتُهَا الجديدةُ تعلمُ شيئًا من اللُّغة التُركيةِ.    فبدأتْ اليابانيةُ تُكَلِّمُها بالعربيةِ. ولكنّ عائشةَ كانت تعاني من عجزٍ بالِغٍ في الإجابَةِ على أسئِلَتِها.    دامتْ هذه الْمُحَاوَلَةُ اليائِسَةُ بينهما حتّى دخلتْ الْمُدَرِّسَةُ، فسلَّمتْ على التلامذةِ. فبدأت تتعرّفُ على أسمائِهم واحِدًا واحِدًا.    اهتمّتْ الْمُدَرِّسَةُ بِعائِشَةَ غايةَ الإهتمامِ، ولكنّها لمّا تأكّدتْ أن عائِشَةَ عاجزةٌ عن التعبيرِ، استدعتْ فتاةً من تلامذتِها التُركيّاتِ بالصفوفِ المتقدِّمةِ اِسمُها سُمَيَّةُ. وذلك لِتَقُومَ بِمُهِمَّةِ الترجمةِ بينهما.   فأخَذَتْ عائِشَةُ تُكلِّمُ الْمُدَرِّسَةَ باللُّغةِ التركيةِ وزميلتُها سُمَيَّةُ تَنقُلُ كَلاَمَهَا إلى المُدَرِّسَةِ باللُّغةِ العربيةِ. فكانَ من جملةِ ما قالتْ عائِشَةُ:         1. Ben İstanbul’da İlahiyat Fakültesinde öğrenciydim. أنا كُنْتُ طالِبَةً بِكُلِّيَةِ العُلُومِ الإسلامِيَّةِ في إسطنبول.   2. Uzun bir süredir orada Arapça öğrenmeye çabalıyordum. منذ فَتْرَةٍ طويلةٍٍ وأنا أُحَاوِلُ أنْ أتعلَّمَ اللُّغةَ العربيةَ هُنَاكَ.   3. Fakat anlatımda hâlâ büyük bir sorunla karşılaşıyorum. وَلَكِنِّي مازِلْتُ أجدُ صُعُوبةً كبيرةً في التعبير.   ...

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.