» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR-3.KİTAP



3. Kitap   İmparatorluklar Böylece, uzun mücadeleler sonunda, Roma’da patrici, kliens, pleb sınıfları  ortadan kalkıp, tek bir sınıf ortaya çıktı: Romalı özgür yurttaşlar sınıfı (cives Romani). Yurttaşlar artık kökenlerine değil, servetlerine göre birbirinden ayrılıyorlardı. O tarihten sonra pleb deyince, kentin yoksul halkı anlaşılmaya başlandı. Patrici ve pleblerin üst tabakalarından doğan yeni aristokrasiye ise soylular (nobilitas) dendi.     Romalı  özgür yurttaşlar sınıfının yanında, özgürlükleri zorla alınmış kişilerden oluşan köle sınıfı vardı. Bunlar, savaş  esirleri, haydut veya korsanların kaçırdığı insanlardı. Bunların mülkiyetine sahip olanlar, onları, değiş tokuş edebilir, satabilir ve hatta ortadan kaldırabilirdi. Köleler için Roma hukukunun kullandığı deyim “ Köle veya başka bir hayvan “ idi.     Biz de, Romalılar gibi, köleleri hesaba katmadan, Roma vatandaşlarını halk kabul edersek, Roma cumhuriyeti halkın iktidarıdır diyebiliriz. Ama bu da tam doğru değildir. Roma yurttaşları da kendi içlerinde sınıflara bölünmüşlerdi ve iktidar halkın iktidarı gibi görünse de aslında zenginlerin iktidarı idi. Majistraların önerisi olmadan halk meclisi karar alamazdı. Comices tributes toplantılarına, köylüler mesafe ve iş nedeniyle kolayca gelemediğinden, toplantılar, orta ve büyük toprak sahiplerinin denetiminde gerçekleşiyordu. Diğer bir meclis olan, comices centuriates de ise, ilke olarak servete bakılıyordu. Üç meclisin varlığı da Comices Tributes, Comices Centuriates, Comices Curiates, halkın iradesini saptırmak için yeterli idi. Ayrıca, yüksek majistralar fala baktıklarından, dinsel olarak, alınan kararları durdurabiliyor, karar alınmasını ön...

Devamını Oku

» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR-2.KİTAP



Shang Hanedanı Şimdi yine Asya’nın diğer ucuna gidip, Çin’de olup bitenlere bir göz atalım. M.Ö. 1766 tarihinde Shang (Şang, Yin) hanedanının yükselmesi ile Şa hanedanı son buldu. Shang (Şang) hanedanı, Çin'i M.Ö. 1766 dan 1122 ye kadar 650 yıl civarında yönetmiştir. M.Ö. 1766 tarihinde, Tang adlı bir kral, Şa hanedanının son imparatorunun ahlaken çöktüğünü iddia ederek, Şa hanedanını devirmiş ve yerine Shang hanedanını kurmuştur. Shang kayıtlarına göre, Şa'nın son imparatorunun en büyük zevki, kraliçe ile birlikte bir şarap gölünde kayıkla gezinirken, etrafta bulunan binlerce çıplak kadın ve erkeğin yemek yiyip, seks yapmalarını seyretmekti. Shang krallığının merkezi, bugünkü Henan bölgesinin yüksek alanlarıdır. Hâkimiyet alanı, zamanla kuzeybatıda Kansu, güneyde Yangzi vadisine kadar yayılmıştır. Shang döneminde halk hala taş aletler aracılığı ile tarım yapıyordu. Bununla beraber, tarım çalışmalarına yardımcı olabilmek için ilk astronomik gözlemler bu dönemde başlamıştır. Bu dönemde, manda ehlileştirilmiş, sulama kanalları ile çeltik üretimine başlanmıştır. Ticarette ise kalay ve sedef en önde gelen ticaret kalemleriydi. DEVAMI İÇİN ALTTAKİ LİNKE TIKLAYIN     Türü ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ   Adı 02._kitap.pdf DOSYAYI İNDİR Yükleme Tarihi 10.12.2016   Bilgi Anadolu Merkezli Dünya Tarihi     ...

Devamını Oku

» ANADOLU MERKEZLİ DÜNYA TARİHİ KİTAPLARI İNDİR



1. Kitap  İlkler  40.000 yıl önce iklim tekrar değişti. Isı azalınca, buzullar genişlemeye başladı ve güneye doğru yayıldı. Kar örtüsü de arttı. Sıcaklık düşünce, vejetasyon ortadan kalkarken, otla beslenen bizon, mamut, kızıl geyik gibi memeliler, vejetasyonun peşine takılıp güneye doğru inmeye başladılar. Onları takiben, Avrupa’da paralel yaşayan Neanderthaller ve Homo sapienler (Aurignacians) de güneye doğru indiler. Daha önce yaşadıkları alanlar açık orman ve otlu alanlardı. Buralarda, saklanarak, pusu kurarak avlanmak kolaydı. Hâlbuki şimdi geldikleri topraklar stepler ve yarı çöllerdi. Buralarda büyük hayvan sürüleri yoktu ve saklanarak avlanmak mümkün olmuyordu. Artık av hem daha zor, hem daha tehlikeli ve hem de başarı olasılığı daha düşüktü. Bu dönemde bulunan Neanderthal iskeletlerindeki yaralanma izleri, ne zor koşullarda yaşadıklarını göstermektedir. 1. Kitap hakkında    İlk insanın ortaya çıkışından, M.Ö. 2000 yılına kadar yani Hititlerin Anadolu'ya girişine kadarki insanlık tarihi anlatılmaktadır. Özellikle Homo Sapiens'in dünyaya dağılması ile ilgili bölümler, gelecekte yapılacak olan DNA analizleri ile daha kesin sonuçlara ulaşacaktır. Modern insan ortaya çıkmış ve dünyaya dağılmıştır. Avcı toplayıcı olarak gezinen aileler Şaman dinindendirler. İnsan toplulukları üzerinde doğanın ve özellikle iklimin etkisi belirleyicidir. İlk yerleşimler Bereketli Hilal'de olmuştur. Şimdiki bilgilerimizle dünyanın ilk kenti olan Çatalhöyük Orta Anadolu'dadır. İlk yerleşimlerle birlikte özel mülkiyet, servet farklılaşması, sınıflar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu gelişim kent devletlerinin yolunu açmıştır.  ...

Devamını Oku

» ARAPÇA DERSİ – 1. GENEL KÜLTÜR



DERS – 1. GENEL KÜLTÜR                     الدرس الأوَّلُ- الثقافةُ العامّة                                 KONU: Arapçanın değeri ve müslümanlar için taşıdığı önem.  الموضوع: مكانة اللغة العربية وأهميتُها بالنسبة للمسلمين            ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:   أيها الإخوةُ والأخوات،  السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،   فلما انتهتْ عائشَةُ مِن كلامِها، شكرَتْها المُدَرِّسَةُ على مشاعِرِها الطيِّبةِ، وَطَمْئَنَتْهَا بأنّها سَتَتَعلَّمُ اللُّغة العربيةَ في أَمَدٍ غيرِ بَعِيد. وبدأتْ تُلْقِي الدّرسَ الأوَّلَ في جَوٍّ مَلِيءٍ بالسُّرُور.    ونحن أُسْوَةً بهذا الْمَعْهَدِ، سَنُقَدِّمُ لَكُمْ دُرُوسًا مُتَنَوِّعةً في علومٍ مختلِفةٍ، كُلُّهَا باللُّغةِ العربيةِ. ونأملُ أنْ تَتَعَلَّمُوها وتُتْقِنُوها في مدةٍ قصيرةِ.    وكم نفرَحُ أيها التلامذةُ الأعزّاءُ، يومَ نراكم تتكلّمون باللغةِ العربيةِ، وتعبِّرونَ بها عن كلَِ ما يبدو لكم وبكلِّ فصاحةٍ وطلاقةٍ.       وهذا أوّلُ درسٍ نقدِّمُها لكم. وَاخَتَرْنَا أنْ يكون الدرسُ الأوّلُ حَوْلَ مَكَانَةِ اللُّغة العربيةِ وأهمِّيَّتِهَا بالنسبةِ للمسلمين. وهذه جُمَلٌ مُعَدَّةٌ باللُّغةِ التركيةِ. نَطلُبُ مِنُْكْم أنْ تَقُومُوا بِتَعْرِيبِهَا. و ذلك في الحقيقةِ غيرُ سَهْلٍ عليكم في هذه الْمَرْحَلَةِ. وَلَكِنِّي سَأَقُومُ بِمُسَاعَدَتِكُمْ على تحقيقِ الْمَطْلُوبِ منكم.   أُكْتُبُوا الْجُمَلَ الآتِيَةَ بِاللُّغَةِ التركيةِ، ثمَّ جَرِّبوا نَقْلَها إلى اللُّغةِ العربيةِ.      1. Arapça önemli dillerden sayılır. تُعْتَبَرُ العربيةُ مِنَ اللُّغَاتِ ذَاتِ الأَهَمِّيَّةِ.   2. Es...

Devamını Oku

» ARAPÇA HAZIRLIK DERSİ – 6



HAZIRLIK DERSİ - 6                      درسٌ تحضيريٌ رقم: 6                       ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI: أيها الإخوةُ والأخوات،  السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،   فإنَّ عائشةَ أصبحت في النهايةِ من تلامذةِ معهد اللُّغةِ العربيةِ لغير الناطقينَ بِها. إنّها في اليومِ الأوّلِ دخلَتْ قاعةَ الدرسِ وجلستْ عند فتاةٍ يابانيةٍ، وفي قلبِها هواجِسُ غريبةٌ. إنها لم تكن تَعْلَمُ شَيئًا مِنَ اللُّغَةَ اليابانيَّةَ، ولا زَمِيلَتُهَا الجديدةُ تعلمُ شيئًا من اللُّغة التُركيةِ.    فبدأتْ اليابانيةُ تُكَلِّمُها بالعربيةِ. ولكنّ عائشةَ كانت تعاني من عجزٍ بالِغٍ في الإجابَةِ على أسئِلَتِها.    دامتْ هذه الْمُحَاوَلَةُ اليائِسَةُ بينهما حتّى دخلتْ الْمُدَرِّسَةُ، فسلَّمتْ على التلامذةِ. فبدأت تتعرّفُ على أسمائِهم واحِدًا واحِدًا.    اهتمّتْ الْمُدَرِّسَةُ بِعائِشَةَ غايةَ الإهتمامِ، ولكنّها لمّا تأكّدتْ أن عائِشَةَ عاجزةٌ عن التعبيرِ، استدعتْ فتاةً من تلامذتِها التُركيّاتِ بالصفوفِ المتقدِّمةِ اِسمُها سُمَيَّةُ. وذلك لِتَقُومَ بِمُهِمَّةِ الترجمةِ بينهما.   فأخَذَتْ عائِشَةُ تُكلِّمُ الْمُدَرِّسَةَ باللُّغةِ التركيةِ وزميلتُها سُمَيَّةُ تَنقُلُ كَلاَمَهَا إلى المُدَرِّسَةِ باللُّغةِ العربيةِ. فكانَ من جملةِ ما قالتْ عائِشَةُ:         1. Ben İstanbul’da İlahiyat Fakültesinde öğrenciydim. أنا كُنْتُ طالِبَةً بِكُلِّيَةِ العُلُومِ الإسلامِيَّةِ في إسطنبول.   2. Uzun bir süredir orada Arapça öğrenmeye çabalıyordum. منذ فَتْرَةٍ طويلةٍٍ وأنا أُحَاوِلُ أنْ أتعلَّمَ اللُّغةَ العربيةَ هُنَاكَ.   3. Fakat anlatımda hâlâ büyük bir sorunla karşılaşıyorum. وَلَكِنِّي مازِلْتُ أجدُ صُعُوبةً كبيرةً في التعبير.   ...

Devamını Oku

» ARAPÇA HAZIRLIK DERSİ – 5



HAZIRLIK DERSİ - 5                       درسٌ تحضيريٌ رقم: 5                       ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI: أيها الإخوةُ والأخوات،  السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،   فإنّ عائشَةَ رُبَمَا كَانَتْ أَسْعَدَ الناسِ في اليومِ الأوَّلِ مِنْ دِرَاسَتِهَا بِمَعْهَدِ اللُّغَةِ العربيةِ. لم تكن الكلماتُ وافيةً للتعبيرِ عن مدى هذه السعادةِ.   هَيَا بِنَا نُتَابِعُ عَائِشَةَ في أحْوَالِهَا وَعَوَاطِفِهَا وهي تأخذُ مَكَانَها بِقَاعَةِ الدرسِ لأوّلِ يومٍ مِنْ دِرَاسَتِهَا.     1.       Çok hoş ve mutlu bir gündü. كَانَ يومًا سَعِيدًا وَمُمْتِعًا.   2.       Ayşe, yeni kitaplarının sayfalarını çevirip göz atarken ne kadar da mutluydu. فَكَمْ كانتْ عائِشَةُ فَرِحَةً وهي تَتَصَفَّحُ كُتُبَهَا الجديدةَ.   3.       O, hayallerinin bu kadar çabuk gerçekleşebileceğine inanmıyordu. إنّها لم تكُنْ تَتَوَقَّعُ أنَّ أحْلاَمَهَا تَتَحَقَّقُ بِهذِهِ السُّرْعَةِ.   4.       Ayşe muradına ermişti (amacına ulaşmıştı.) لقد كانت عائِشَةُ بَلَغَتْ مُنَاهَا.   5.       Sevinerek kendi kendine mırıldanıyordu: كانتْ تَهمِسُ إلى نَفْسِها في ابْتِهَاجٍ.   6.       Ne kadar da şanslıyım, diyordu. فَتَقُولُ يَا لحُسْنَ حظّي!   7.       Yahu ben sade bir turisttim! تُرىَ هل كُنتُ أكثَرَ مِنْ سائِحَةٍ!   8.       Daha dün, bu kentte yabancı biriydim. ك...

Devamını Oku



GÜLSERECEĞİM YOLLARINA

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.